Lübnan ile İsrail arasında Roma'da başlayan doğrudan müzakerelerin ilk günü, ABD'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen yedi saatlik bir toplantıyla sona erdi. Anadolu Ajansı muhabirinin bildirdiğine göre, Salı günü ABD Büyükelçiliği'nde bir araya gelen taraflar, Salı ve Çarşamba günlerini kapsayan altıncı tur müzakerelerin ilk oturumunu tamamladı. Görüşmelerin ana gündem maddesini, iki ülke arasındaki deniz sınırı anlaşmazlığı ve ihtilaflı topraklar oluşturuyor. Müzakereler, 2020 yılında ABD'nin arabuluculuğunda başlatılan sürecin bir parçası olarak devam ediyor.
Müzakere Sürecinin Arka Planı
Lübnan ve İsrail arasındaki doğrudan müzakereler, ABD'nin arabuluculuğunda Ekim 2020'de başlamıştı. İlk beş tur görüşme, Naqoura'daki Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü (UNIFIL) karargahında yapılmıştı. Taraflar arasındaki temel anlaşmazlık, Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin. Lübnan, İsrail'in sismik araştırmalar yaptığı deniz sahasının kendi münhasır ekonomik bölgesi içinde olduğunu savunuyor. İsrail ise bölgenin kendisine ait olduğunu iddia ediyor. Bu anlaşmazlık, bölgedeki doğal gaz yataklarının paylaşımı açısından da kritik önem taşıyor. Romdaki görüşmelerde, ABD’li arabulucuların iki tarafı uzlaştıracak bir formül üzerinde çalıştığı belirtiliyor.
Müzakerelerin başlaması, Lübnan'ın derin ekonomik kriz içinde olduğu bir döneme denk geliyor. Ülke, 2019'dan bu yana yaşadığı mali çöküşün ardından uluslararası yardıma muhtaç durumda. Deniz sınırı anlaşmazlığının çözülmesi, Lübnan'ın potansiyel gaz rezervlerini işletmesine ve ekonomisini canlandırmasına olanak tanıyabilir. İsrail cephesinde ise hükümet, ulusal güvenlik ve enerji çıkarlarını koruma amacı güdüyor. Netanyahu liderliğindeki koalisyon hükümeti, Lübnan'la bir anlaşmaya varılması halinde bunu bir diplomatik başarı olarak sunmayı hedefliyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Lübnan-İsrail müzakereleri, sadece iki ülke arasındaki ilişkileri değil, aynı zamanda Doğu Akdeniz'deki enerji jeopolitiğini de yakından ilgilendiriyor. Bölgede son yıllarda keşfedilen doğal gaz yatakları, Mısır, İsrail, Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan arasında enerji işbirliğini artırırken, Lübnan'ın bu denklemin dışında kalması dikkat çekiyor. Olası bir anlaşma, Lübnan'ın da Doğu Akdeniz Gaz Forumu gibi platformlarda yer almasının önünü açabilir. Ayrıca, Hizbullah'ın Lübnan siyasetindeki etkisi göz önüne alındığında, İsrail'le yapılacak herhangi bir anlaşmanın bölgesel güç dengelerini etkilemesi bekleniyor. ABD, bu müzakereleri Orta Doğu'da istikrarı sağlama ve enerji kaynaklarının barışçıl paylaşımını teşvik etme stratejisinin bir parçası olarak görüyor. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler de sürece destek veriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan-İsrail müzakereleri Türkiye'yi doğrudan ilgilendirmese de, Doğu Akdeniz'deki enerji jeopolitiği açısından dolaylı etkileri bulunuyor. Türkiye, Doğu Akdeniz'de kendi münhasır ekonomik bölgesini koruma ve Kıbrıs sorununda aktif rol oynama politikası izliyor. Lübnan ve İsrail arasında varılacak bir anlaşma, Türkiye'nin de dahil olduğu bölgesel enerji tartışmalarında yeni bir denklem oluşturabilir. Ancak Türkiye'nin bu süreçteki pozisyonu, Doğu Akdeniz'deki diğer aktörlerle olan ilişkilerine bağlı. Özellikle Mısır ve İsrail'le son dönemde normalleşme adımları atan Türkiye, bu müzakereleri yakından takip ediyor. Anlaşma sağlanması halinde, Türkiye'nin enerji merkezi olma hedefi açısından yeni işbirliği fırsatları doğabilir.