Altı aydır süren savaş, İran halkını umutsuzluğa sürüklüyor. Ekonomik kriz derinleşirken, birçok İranlı ABD Başkanı Donald Trump'ın niyetlerinden şüphe duyuyor. Tahran'da yaşayan 45 yaşındaki bir esnaf, "Her geçen gün daha da zorlaşıyor, fiyatlar uçuyor, gelecek kaygısı herkesi sarıyor" diyor.
Ekonomik Kriz Derinleşiyor
Savaşın başlamasıyla birlikte İran ekonomisi üzerindeki baskı arttı. Uluslararası yaptırımların da etkisiyle enflasyon yüzde 50'nin üzerine çıktı, gıda fiyatları ikiye katlandı ve işsizlik arttı. Hükümet, bütçe açığını kapatmak için kemer sıkma önlemleri alsa da halkın alım gücü her geçen gün düşüyor. Başkent Tahran'da sokaklarda yürüyen vatandaşlar, geçim derdinin yanı sıra savaşın uzamasından da endişeli.
İran Merkez Bankası verilerine göre, ulusal para birimi Riyal son altı ayda dolar karşısında yüzde 40 değer kaybetti. Bu durum ithal malların fiyatlarını katladı, yerli üretim ise yetersiz kalıyor. Birçok aile, temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor ve ülkenin geleceğine dair umutları azalıyor.
Trump'a Güvensizlik Artıyor
İran halkı arasında ABD Başkanı Trump'ın politikalarına yönelik şüpheler yaygın. Trump'ın İran'a yönelik tehditkâr söylemleri ve yaptırımları, savaşın bitmesi için arabuluculuk yapacağı yönündeki beklentileri boşa çıkardı. Devrim Muhafızları Ordusu'na yakın kaynaklar, Trump'ın asıl amacının rejim değişikliği olduğunu düşünüyor. Halk arasında ise Trump'ın savaşı sona erdirmekten çok İran'ı zayıflatmak istediği yönünde bir kanaat oluşmuş durumda.
Tahran Üniversitesi'nden siyaset bilimci Prof. Dr. Ali Rıza Şirazi, "Trump'ın önceki dönemlerdeki uygulamaları, İran halkının hafızasında güvenilmez bir lider imajı bıraktı. Bu savaş sürecinde de aynı tutumun sergilenmesi, umutları kırıyor" değerlendirmesinde bulunuyor.
Bölgesel ve Küresel Etkiler
İran'daki bu umutsuzluk, yalnızca ülke içinde değil, bölgede de yansımalarını buluyor. İran'ın zayıflaması, Orta Doğu'daki güç dengesini değiştirebilir. Suudi Arabistan ve İsrail, İran'ın nükleer programı konusunda endişeli; ancak uzayan savaş, bölgedeki istikrarı daha da kırılgan hale getiriyor. Petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar, küresel ekonomiyi etkilerken, göç dalgaları Avrupa'ya yönelik baskıyı artırıyor.
Uzmanlar, İran'da artan hoşnutsuzluğun hükümet karşıtı protestolara dönüşebileceğini ve bunun da rejimi daha da sertleştirebileceğini belirtiyor. Uluslararası toplumun bu süreçte arabuluculuk çabaları ise şu ana kadar sonuç vermiş değil.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki bu istikrarsızlık, Türkiye için önemli riskler barındırıyor. Öncelikle, İran'daki ekonomik çöküş, Türkiye'ye olası bir göç dalgasını tetikleyebilir. Ayrıca, İran'ın zayıflaması, bölgede güç boşluğu yaratarak terör örgütlerinin yeniden güçlenmesine neden olabilir. Türkiye'nin İran ile sınır güvenliği konusunda iş birliği yapması gerekecek. Enerji alanında ise İran doğal gaz tedarikçisi olarak Türkiye için önemli; ancak bu tedarikin kesintiye uğraması riski, Türkiye'yi alternatif kaynak arayışına itebilir. Ankara'nın Tahran yönetimiyle diyalog kanallarını açık tutması, bölgesel barış için kritik önem taşıyor.