ABD'nin İran politikasında altı ayı geride bırakırken, Trump yönetiminin askeri çatışma yerine ekonomik baskıyı öne çıkarması, Tahran'ın stratejik hedeflerinden taviz vermeyeceğini gösteriyor. Uzmanlara göre, bu yaklaşım değişikliği İran'ın nükleer programı ve bölgesel nüfuzu konusundaki kararlılığını kıramazken, İran halkının yaşam koşullarını daha da ağırlaştırıyor. Washington'un hedeflerinin net olmaması ise belirsizliği artırıyor.
Ekonomik Baskının Etkisi ve İran'ın Tepkisi
Trump yönetimi, İran'ı müzakere masasına çekmek için 'azami baskı' politikasını yeniden devreye soktu. Ancak uzmanlar, bu politikanın önceki dönemde de işe yaramadığını, İran'ın ekonomik zorluklara rağmen nükleer müzakerelerde ve bölgesel politikalarında geri adım atmadığını belirtiyor. İran yönetimi, yaptırımları bir fırsata çevirme stratejisi izleyerek yerli üretimi artırmaya ve Çin ile Rusya gibi alternatif pazarlar bulmaya çalışıyor.
Buna karşın, yaptırımların halk üzerindeki etkisi ağır oluyor. Enflasyonun yüzde 40'ları aştığı, gıda ve ilaç fiyatlarının hızla yükseldiği İran'da, toplumsal huzursuzluk artıyor. Geçtiğimiz aylarda birçok kentte protestolar yaşandı. Ekonomik baskının İran'ı diz çöktürmek yerine radikalleştirebileceği endişesi ise Batılı başkentlerde giderek güçleniyor.
Bölgesel Güç Mücadelesi ve Uluslararası Boyut
ABD'nin belirsiz tutumu, bölgedeki müttefiklerini de tedirgin ediyor. Suudi Arabistan ve İsrail, İran'ın nükleer programı konusunda daha somut adımlar beklerken, Washington'un ekonomik yaptırımlarla yetinmesi onları hayal kırıklığına uğratıyor. İsrail, İran'ın nükleer tesislerine yönelik olası bir askeri operasyonu sık sık gündeme getiriyor. Öte yandan Çin ve Rusya, İran ile ilişkilerini derinleştirerek Batı'nın yaptırımlarının etkisini hafifletmeye çalışıyor.
Uzmanlar, ABD'nin net bir strateji belirleyememesinin bölgede güç boşluğu yarattığını ve bu durumun İran'ın elini güçlendirdiğini vurguluyor. İran, Suriye, Irak, Lübnan ve Yemen'deki vekil güçleri üzerindeki etkisini koruyor. ABD'nin askeri seçeneği tamamen dışlamamasına rağmen, ekonomik savaşın uzun vadeli sonuçları belirsiz.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD ile İran arasındaki gerilim ve ekonomik savaş, Türkiye'yi yakından ilgilendiriyor. Türkiye, enerji ithalatının önemli bir kısmını İran'dan karşılıyor; bu nedenle yaptırımların derinleşmesi enerji maliyetlerini artırabilir. Ayrıca, İran'da yaşanacak bir istikrarsızlık, göç dalgalarını tetikleyebilir ve sınır güvenliğini tehdit edebilir. Türkiye, ABD'nin yaptırımlarına katılmıyor ve iki ülke ile de diyalog kurmaya çalışıyor. Bu nedenle, bölgesel dengelerdeki değişimler Türk dış politikası için hem fırsatlar hem de riskler barındırıyor.