İran dini lideri Ayetullah Ali Hamenei'nin Tahran'da düzenlenen cenaze töreninde, yüz binlerce yasta İranlı, ABD ve İsrail'e karşı intikam sloganları attı. Devlet televizyonunun canlı yayınında, Musalla Meydanı'nda toplanan kalabalığın "Kahrolsun Amerika", "Kahrolsun İsrail" ve "Kanımız bağışlanmaz" nidaları yükseldi. 85 yaşındaki Hamenei, 17 Kasım'da geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetmişti. Cenaze namazını ise geçici dini lider olarak atanan Ayetullah Muhammed Yezdi kıldırdı. Yetkililer, törene 1,2 milyon kişinin katıldığını açıkladı.
Gelişmenin arka planı
Hamenei, 1989'dan bu yana İran'ın en yüksek dini ve siyasi otoritesiydi. Onun ölümü, İran siyasetinde 35 yıllık bir dönemin kapanması anlamına geliyor. Ancak intikam çağrıları, İran'ın dış politikasında sertlik yanlılarının hâlâ güçlü olduğunu gösteriyor. Özellikle Devrim Muhafızları'na yakın gruplar, Hamenei'nin ölümünden İsrail ve ABD'yi sorumlu tutuyor. İran medyasında, Hamenei'nin son günlerinde defalarca İsrail saldırılarından şikayet ettiği iddia edildi. Bu iddialar henüz doğrulanmış değil, ancak intikam çağrılarını körüklüyor.
Geçici lider Yezdi, cenaze konuşmasında "Düşmanlarımız bilmelidir ki, Ali'nin yolu şehitlerle güçlenir. Biz intikam alacağız" ifadelerini kullandı. ABD Dışişleri Bakanlığı ise yaptığı yazılı açıklamada, İran'daki provokatif söylemlerden endişe duyulduğunu belirterek, olası bir saldırıya karşı Amerikan güçlerinin hazır olduğunu duyurdu.
Bölgesel veya küresel boyut
Hamenei'nin ölümü, Ortadoğu'da zaten kırılgan olan dengeleri daha da sarsabilir. İran'ın nükleer programı, vekil güçleri (Hizbullah, Husiler, Irak Şii milisleri) ve Körfez ülkeleriyle rekabeti, bu intikam söylemleriyle yeni bir boyut kazanabilir. İsrail Hamas ile ateşkes görüşmelerini sürdürürken, İran'ın olası bir hamlesi bölgeyi geniş çaplı bir çatışmaya sürükleyebilir. Öte yandan Çin ve Rusya, Tahran'a istikrar çağrısı yaptı. BM Güvenlik Konseyi ise ivedi toplantı talep etti. Uluslararası Enerji Ajansı, İran'ın nükleer tesislerinde herhangi bir anormal faaliyet tespit edilmediğini bildirdi. Ancak uzmanlar, İran'daki liderlik boşluğunun bir fırsat penceresi yaratabileceğini ve tarafların güç gösterisine girmesinin muhtemel olduğunu söylüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile 1639 Kasr-ı Şirin Antlaşması'ndan bu yana istikrarlı bir sınıra sahip olsa da, Tahran'daki olası bir çatışma ortamı Ankara'yı doğrudan etkiler. İran'daki intikam çağrıları, Türkiye'nin de içinde olduğu bölgesel güvenlik mimarisini tehdit edebilir. Özellikle Irak ve Suriye'deki nüfuz mücadelesinde İran unsurlarının daha saldırgan hale gelmesi, Türk güvenlik güçlerine yönelik riski artırabilir. Ekonomik olarak ise İran'daki istikrarsızlık, doğal gaz ve petrol fiyatlarını etkileyerek Türkiye'nin enerji maliyetlerini yükseltebilir. Ankara, bu kritik dönemde diplomatik temaslarını yoğunlaştırarak hem Tahran yönetimiyle hem de Batılı müttefikleriyle koordinasyon içinde hareket etmek zorundadır.