İsrail-Filistin çatışmasının tanınmış analistlerinden Mairav Zonszein, Tel Aviv yönetiminin uzun vadede karşı karşıya kalabileceği en büyük tehdidin askeri bir saldırı değil, ABD'nin verdiği siyasi, mali ve lojistik desteğin geri çekilmesi olacağını öne sürüyor. Zonszein’e göre, ABD’nin İsrail’e sağladığı yıllık 3,8 milyar dolarlık askeri yardım ve uluslararası platformlardaki diplomatik şemsiye olmadan, İsrail’in hem bölgesel caydırıcılığını hem de ekonomik istikrarını sürdürmesi neredeyse imkansız hale gelecek. Uluslararası ilişkiler uzmanı, bu görüşünü son yayınladığı analiz videosunda detaylandırdı.
Gelişmenin Arka Planı: ABD'nin Desteği Neden Kritik?
Zonszein, İsrail'in kuruluşundan bu yana en büyük dış destekçisinin ABD olduğunu hatırlatıyor. Amerikan yardımı, İsrail ordusunun teknolojik üstünlüğünü korumasına ve Iron Dome gibi hava savunma sistemlerini finanse etmesine olanak tanıyor. Ayrıca Washington, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde İsrail aleyhine alınması muhtemel kararları defalarca veto ederek diplomatik koruma sağladı. Ancak son yıllarda ABD’de İsrail yanlısı politikaların sorgulanmaya başlandığına dikkat çekiliyor. Özellikle Demokrat Parti’nin ilerici kanadı, İsrail’in Batı Şeria’daki yerleşim politikalarını ve Gazze’deki askeri operasyonlarını eleştirerek yardımların koşullandırılmasını talep ediyor. Zonszein, bu eğilimin giderek güçlendiğini ve 2024 Amerikan başkanlık seçimleri sonrası daha da belirgin hale gelebileceğini vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Değişen Güç Dengeleri
ABD desteğinin zayıflaması yalnızca İsrail’i değil, tüm Ortadoğu’daki güç dengesini etkileyebilir. Zonszein’e göre, İran ve vekil güçleri, ABD’nin çekilmesi durumunda İsrail’e karşı daha cesur adımlar atabilir. Aynı zamanda Çin ve Rusya, bölgede ABD’nin boşalttığı alanı doldurmaya çalışabilir. Suudi Arabistan ve BAE gibi İbrahim Anlaşmaları’na taraf olan ülkelerin, İsrail ile normalleşme sürecini yeniden değerlendirmesi gündeme gelebilir. Avrupa Birliği’nin de İsrail’e yönelik eleştirileri artarken, uluslararası toplumun 1967 sınırlarına dayalı iki devletli çözüm çağrıları daha güçlü duyulmaya başladı. Zonszein, tüm bu dinamiklerin İsrail’i stratejik bir yeniden konumlanmaya itebileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin Ortadoğu politikasında önemli bir fırsat penceresi açabilir. ABD’nin İsrail’e desteğinin azalması, Ankara’nın Filistin davasındaki söylemini güçlendirmesine ve bölgesel aktörler nezdinde elini rahatlatmasına yardımcı olabilir. Öte yandan İsrail’in zayıflaması, Doğu Akdeniz’deki enerji işbirliklerini olumsuz etkileyebilir; çünkü Türkiye-İsrail arasındaki doğal gaz anlaşmaları halen sancılı bir süreçten geçiyor. Türkiye, bu dönemde İsrail ile dengeli bir ilişki yürüterek hem Filistin halkının haklarını savunma pozisyonunu korumalı hem de enerji ve ticaret alanında çıkarlarını gözetmelidir. Bölgesel istikrar için Ankara’nın arabulucu rolü daha da kritik hale gelecektir.