ABD ile İran arasında varılması beklenen ateşkes görüşmeleri, İsrail’in Güney Lübnan’a yönelik devam eden saldırıları nedeniyle Tahran yönetiminin tutum değiştirmesi sonucu ertelendi. Diplomatik kaynaklardan alınan bilgiye göre, İran Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in Lübnan topraklarında sivil yerleşim yerlerini hedef alan operasyonlarını gerekçe göstererek bu hafta yapılması planlanan görüşmeleri ileri bir tarihe attı. Erteleme kararı, iki ülke arasında dolaylı yollardan yürütülen müzakere sürecinin en hassas dönemecinde geldi.
Gelişmenin arka planı
ABD ve İran, son haftalarda Umman ve Katar arabuluculuğunda dolaylı görüşmeler yürütüyordu. Görüşmelerin ana gündem maddesi, İran’ın nükleer programına ilişkin kısıtlamalar karşılığında ekonomik yaptırımların hafifletilmesiydi. Ancak İsrail’in Hizbullah hedeflerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırması ve bu saldırılarda sivil kayıpların artması, Tahran yönetimini zor durumda bıraktı. İran, İsrail’in Lübnan’daki operasyonlarını “bölgesel barışa yönelik açık bir tehdit” olarak nitelendirirken, ABD’nin bu saldırıları durdurmak için yeterli baskıyı uygulamadığını savunuyor. İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, “Lübnan’da akan her damla kan, müzakere masasında güveni zedeliyor” ifadelerini kullandı. Öte yandan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hizbullah’ın kuzey sınırındaki saldırılarına karşı “sert ve kararlı” bir yanıt verilmesi talimatını verdiğini açıkladı. Bu hava saldırılarında bugüne kadar 15 sivilin hayatını kaybettiği belirtiliyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı, yaptığı yazılı açıklamada, “İran’ın görüşmeleri erteleme kararından hayal kırıklığı duyduğunu” ancak diplomatik kanalların açık tutulacağını duyurdu. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, basına yaptığı değerlendirmede, “İran’ın Lübnan’daki durumu bahane ederek masadan kaçması, nükleer anlaşmaya olan bağlılığını sorgulatıyor” dedi. Ancak uzmanlar, İran’ın bu adımını, iç kamuoyunda İsrail karşıtı söylemi güçlendirme ve Arap dünyasında meşruiyet kazanma çabası olarak yorumluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Görüşmelerin ertelenmesi, bölgedeki dengeleri daha da karmaşık hale getirdi. İsrail-Lübnan sınırındaki gerginlik, İran’ın nükleer müzakerelerdeki elini güçlendirirken, ABD’nin Ortadoğu politikasını da zorluyor. Washington, bir yandan İran’ı nükleer faaliyetlerinden vazgeçirmeye çalışırken, diğer yandan en yakın müttefiki İsrail’e verdiği desteği sürdürmek durumunda. Bu ikilem, ABD’nin bölgedeki ittifaklarını yeniden gözden geçirmesine yol açabilir. Öte yandan, Rusya ve Çin, ABD’nin Ortadoğu’da tansiyonun düşürülmesi konusunda yetersiz kaldığını savunarak diplomatik inisiyatif almaya çalışıyor. Moskova, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde İsrail’in saldırılarını kınayan bir karar tasarısı sunmayı planlıyor. Çin ise bölgede “barışçıl çözüm” çağrılarını yoğunlaştırıyor. İran’ın erteleme kararı, aynı zamanda Körfez ülkelerini de endişelendiriyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, İran’la doğrudan bir çatışmanın ekonomik istikrarlarını tehdit edeceğini düşünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran görüşmelerinin ertelenmesi ve İsrail’in Lübnan’a saldırıları, Türkiye’nin sınır komşusu Suriye ve Irak’taki istikrarı doğrudan etkileyebilecek bir gelişmedir. Türkiye, İran’la enerji ve ticaret alanında önemli bağlara sahiptir; nükleer müzakerelerin askıya alınması, bu ilişkileri dolaylı yoldan etkileyebilir. Ayrıca, İsrail-Lübnan gerginliğinin Doğu Akdeniz’deki enerji keşiflerine ve deniz yetki alanlarına yansıması, Türkiye’nin çıkarlarını da ilgilendirmektedir. Türk Dışişleri Bakanlığı, bölgede tansiyonun düşürülmesi için taraflara itidal çağrısı yapmakta ve diplomatik çözümü desteklemektedir. Ankara’nın, bu krizde arabuluculuk rolü üstlenme potansiyeli bulunsa da, İsrail ile yaşanan gerginlikler bu rolü sınırlayabilir.