Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani'nin diplomatik konvoyu, atanmasının hemen ardından yola koyuldu. Riyad'dan Beyrut'a, Washington'dan Moskova'ya uzanan bu kritik tur, Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın Ortadoğu tarihinde yeni bir sayfa açma çabasının ön saflarında yer alan Şeybani'yi bölgesel ve küresel diplomasinin merkezine taşıdı. Eski bir muhalif yetkili olan Şeybani'nin dönüşümü, Suriye'nin izolasyondan kurtulma ve uluslararası toplumla yeniden entegrasyon çabalarında kilit bir rol oynuyor.
Şeybani'nin diplomatik rotası ve bölgesel yankıları
Esad eş-Şeybani'nin ilk yurt dışı ziyareti, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'a oldu. Bu ziyaret, Suriye'nin Arap Birliği'ne yeniden katılım sürecinde Körfez ülkeleriyle ilişkilerini normalleştirme arzusunu gösterdi. Ardından Lübnan'ın başkenti Beyrut'a giden Şeybani, burada Lübnanlı yetkililerle görüştü; bu görüşme, iki ülke arasındaki sınır güvenliği ve mülteci krizine yönelik ortak adımların habercisi oldu. Şeybani'nin Washington ziyareti, ABD'nin Suriye'deki yeni yönetimle diyaloğa ne ölçüde hazır olduğunu sorgulatırken; Moskova ziyareti ise Rusya'nın Suriye'deki askeri varlığı ve siyasi nüfuzunu yeniden tanımlama stratejisini gündeme getirdi. Şeybani, her adımında Suriye'nin toprak bütünlüğünü vurgularken, uluslararası meşruiyet arayışını diplomatik bir dille sürdürüyor.
Bu diplomatik turun en dikkat çekici yanı, Şeybani'nin eski bir muhalif liderden dışişleri bakanına dönüşümünün bölge ülkeleri tarafından nasıl karşılandığıdır. Özellikle Suudi Arabistan, Suriye'nin yeniden inşası ve yatırım fırsatları konusunda temkinli bir iyimserlik sergilerken; İran ve Hizbullah'ın yeni yönetime mesafeli duruşu, mezhepsel gerilimlerin tam olarak sona ermediğini gösteriyor. Şeybani'nin temasları, Suriye iç savaşının ardından ülkenin yeniden inşasında bölgesel aktörlerin oynayabileceği rolleri de belirlemeye başladı.
Küresel boyut: ABD ve Rusya arasındaki denge
Şeybani'nin Washington ve Moskova ziyaretleri, Suriye'nin küresel güçler arasındaki konumunu yeniden tanımlama çabası olarak okunabilir. ABD, Suriye'deki yeni yönetimin İran ve Rusya ile olan eski bağlarını sorgularken; Şeybani, ülkesinin bağımsız dış politika izlediği mesajını vermeye çalıştı. Washington yönetimi, şu ana kadar Suriye'ye yönelik ekonomik yaptırımların kaldırılması konusunda net bir sinyal vermedi. Öte yandan Moskova, Şeybani'yi sıcak bir şekilde karşılasa da, Suriye'deki askeri üslerinin geleceği ve nüfuzunu yeniden yapılandırma konusunda pazarlığın süreceği anlaşılıyor. Şeybani'nin bu denge oyunu, Suriye'nin uluslararası arenada yeniden kabul görmesi için kritik önem taşıyor; ancak her iki tarafın da koşulları, Şam'ın hareket alanını sınırlıyor.
Bölgesel düzeyde, Şeybani'nin diplomatik hamleleri İsrail-Suriye ilişkilerini de dolaylı olarak etkiliyor. İsrail, yeni yönetimin İran destekli milislerden uzak durmasını olumlu karşılarken; Golan Tepeleri'ndeki durum hala gergin. Ayrıca, ABD'nin Suriye'nin kuzeydoğusundaki PYD/YPG'ye verdiği destek, Şam'ın toprak bütünlüğü vurgusuyla çelişiyor. Suriye'nin yeniden entegrasyon süreci, sadece diplomatik görüşmelerle değil, sahadaki fiili durumla da şekillenecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Esad eş-Şeybani'nin diplomasi trafiği, Türkiye'nin Suriye politikası üzerinde doğrudan etkilidir. Türkiye, yeni yönetimle terörle mücadele, sınır güvenliği ve mültecilerin gönüllü geri dönüşü konularında iş birliği potansiyeli taşıyor. Şeybani'nin PYD/YPG ile ilgili tutumu, Türkiye'nin beklentileriyle örtüşürse, Ankara-Şam ilişkilerinde normalleşme hız kazanabilir. Ayrıca, Suriye'nin yeniden inşasına yönelik Türk firmalarının katılımı ve enerji iş birliği, iki ülke için ekonomik fırsatlar sunuyor. Ancak Şeybani'nin Washington ve Moskova'ya yaptığı ziyaretler, Türkiye'nin bölgedeki nüfuzunu dengeleyebilecek yeni ittifakların sinyali olabilir. Ankara'nın, Suriye'nin diplomatik açılımını kendi çıkarları çerçevesinde dikkatle izlemesi ve gerektiğinde angaje olması bekleniyor.