İsrail Parlamentosu (Knesset), 29 Haziran 2026 tarihinde oyladığı bir kararla 1915 Ermeni olaylarını 'soykırım' olarak tanıdı. Uzun yıllardır bu konuda resmi bir tutum almaktan kaçınan İsrail'in bu adımı, başta Türkiye ve Azerbaycan olmak üzere bölgesel dengeleri sarsarken, İsrail iç siyasetinde de yankı buldu. Karar, Tel Aviv'deki Bar-Ilan Üniversitesi'nden Profesör Gerald Steinberg, bölge uzmanları ve diplomatik kaynaklar tarafından analiz edilirken, oylamanın arka planında İsrail'in değişen dış politika önceliklerinin yattığı belirtiliyor.
Kararın Perde Arkası: İç Siyaset mi, Bölgesel Strateji mi?
İsrail, 1915 olayları konusunda on yıllar boyunca 'resmi bir yorum yapmama' politikası izlemişti. Bu tutum, özellikle Türkiye ile askeri, ekonomik ve diplomatik ilişkileri koruma arzusundan kaynaklanıyordu. Ancak Profesör Steinberg'e göre, son yıllarda İsrail-Türkiye ilişkilerindeki gerilim, özellikle 2010 Mavi Marmara baskını ve sonrasındaki krizler, İsrail'in Ankara'nın hassasiyetlerini gözetme ihtiyacını azalttı. Ayrıca, ABD, Almanya, Fransa gibi güçlü müttefiklerin Ermeni Soykırımı'nı tanıması, İsrail'e bu yönde bir adım atması için diplomatik alan yarattı. Kararın Knesset'te 53'e karşı 42 oyla kabul edilmesi, konunun İsrail'de hâlâ bölücü olduğunu gösterse de, hükümet koalisyonunun desteği belirleyici oldu. Uzmanlar, oylamada Ermeni lobisinin yanı sıra İran ve Suriye konularında Türkiye ile yaşanan fikir ayrılıklarının da etkili olduğunu vurguluyor.
Bölgesel Tepkiler ve Olası Yansımaları
Kararın hemen ardından Türkiye Dışişleri Bakanlığı sert bir açıklama yaparak, 'tarihi olayların siyasi amaçlarla istismar edilmesini' kınadı ve İsrail'in büyükelçisini geri çağırdığını duyurdu. Azerbaycan ise kararı 'hayal kırıklığı' olarak nitelendirirken, Bakü'nün İsrail ile olan stratejik enerji ve savunma işbirliğinin bu karardan etkilenip etkilenmeyeceği merak konusu. Ermenistan ise kararı memnuniyetle karşılarken, Erivan'da İsrail ile diplomatik ilişkilerin normalleştirilmesi yönünde çağrılar yükseldi. Bölgesel düzeyde bu karar, İsrail'in Doğu Akdeniz'deki enerji ortakları ve komşularıyla ilişkilerini yeniden şekillendirebilir. Profesör Steinberg, İsrail'in bu adımla birlikte Batı dünyasındaki konumunu güçlendirmeyi hedeflediğini, ancak Kafkasya ve Orta Doğu'daki dengeleri riske attığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türk dış politikasında önemli bir krizi tetiklemiştir. Türkiye, İsrail ile son yıllarda normalleşme sinyalleri verse de, Ermeni Soykırımı iddiaları Ankara'nın kırmızı çizgilerinden biridir. Karar, Türkiye'nin İsrail ile ilişkilerini en alt seviyeye indirmesine ve iki ülke arasındaki enerji işbirliği projelerini (örneğin Doğu Akdeniz doğalgazı) olumsuz etkileyebilir. Aynı zamanda, Türkiye'nin Azerbaycan ile olan stratejik ittifakını güçlendirmesine ve Kafkasya'da Ermenistan'a karşı ortak pozisyon almasına yol açabilir. Küresel ölçekte ise, bu karar Ermeni Soykırımı'nın tanınması sürecine ivme kazandırarak Türkiye'nin tarihsel tezlerine karşı diplomatik baskıyı artıracaktır.