İran ile ABD arasında tırmanan kriz, bölgesel arabulucuları harekete geçirdi. Katar, Pakistan ve diğer bölgesel aktörler, 9 Temmuz 2026 Çarşamba günü hem Amerikalı hem de İranlı yetkililerle çok sayıda telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Bu görüşmeler, taraflar arasında doğrudan bir diyaloğun olmadığı bir ortamda, çatışmanın sınırlandırılması ve insani koridorların açılması gibi acil konuları ele aldı.
Diplomasi Koridorları
Katar Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Emir Şeyh Temim bin Hamed Al Sani'nin ABD Başkanı ile telefonda görüştüğü, ardından İran Cumhurbaşkanı ile de bir görüşme yaptığı belirtildi. Görüşmelerde, Basra Körfezi'nde seyir güvenliği, enerji tesislerinin korunması ve sivillerin tahliyesi gibi başlıklar masaya yatırıldı. Pakistan Başbakanı ise, İran ve Suudi Arabistan'ın da dahil olduğu bir dizi telefon görüşmesi yaparak, İslam İşbirliği Teşkilatı çerçevesinde ortak bir barış girişimi başlatılmasını önerdi.
Bu diplomatik trafik, iki ülke arasında son 48 saatte yaşanan sınır ötesi operasyonların ardından geldi. ABD Merkez Komutanlığı, İran'ın güney liman kentlerine yönelik hava saldırıları düzenlediğini, İran ise ABD'nin Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki askeri üslerine misilleme yaptığını duyurdu. Resmi kaynaklar, ölü ve yaralı sayılarının hala netleşmediğini, ancak her iki tarafta da sivil kayıplar yaşandığını bildiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran-ABD gerginliği, sadece iki ülkeyi değil, tüm Basra Körfezi'ni ve küresel enerji piyasalarını etkiliyor. Petrol fiyatları, ABD'nin İran'ın petrol ihracatına yönelik yeni yaptırımları ve savaş riski nedeniyle varil başına 95 doların üzerine çıktı. Enerji piyasalarındaki bu dalgalanma, Avrupa ve Asya ekonomileri için ciddi bir tehdit oluşturuyor.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, durumu görüşmek üzere 10 Temmuz'da acil toplantı kararı aldı. Çin ve Rusya, taraflara itidal çağrısı yaparken, ABD'nin müttefiki İngiltere ve Fransa da diplomatik çözümden yana tavır aldı. Katar ve Pakistan'ın arabuluculuk çabaları, uluslararası toplumda takdirle karşılanırken, bu girişimlerin somut bir ateşkese dönüşüp dönüşmeyeceği belirsizliğini koruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile 560 kilometrelik sınırı olan ve Basra Körfezi'ne doğrudan kıyısı bulunmayan ancak bölgede çıkarları olan bir ülke. Olası bir savaş, Türkiye'nin güneydoğusunda terör faaliyetlerini tetikleyebilir, enerji nakil hatlarını tehdit edebilir ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya yönelen göç dalgalarını artırabilir. Ayrıca, İran'la ticaret hacmi 10 milyar doları bulan Türkiye, yaptırım rejimleri arasında denge kurmak zorunda kalabilir. Türk Diplomatik kaynakları, Ankara'nın da arabuluculuk girişimlerini desteklediğini, ancak doğrudan müdahil olmaktan kaçındığını belirtiyor. NATO olarak ABD'nin yanında yer almak zorunda olan Türkiye, bir yandan da İran'la diyaloğunu sürdürerek kriz yönetiminde esnek bir pozisyon alıyor.