Çin Komünist Partisi'nin resmi yayın organı Halkın Günlüğü, Güney Çin Denizi'ndeki egemenlik iddiaları konusunda Filipinler'e yönelik başlatılan geniş çaplı söylem saldırısına katıldı. Bu hamle, Pekin'in "yasadışı" olarak nitelendirdiği 2016 Güney Çin Denizi tahkim kararının 10. yıl dönümünden sadece günler önce geldi. Geçtiğimiz Cuma günü yayımlanan iki ayrı yorum yazısında, Halkın Günlüğü, Manila yönetimini uluslararası hukuku siyasileştirmekle suçlayarak, Çin'in bölgedeki haklarının tarihsel ve hukuki temellere dayandığını vurguladı. Bu yazılar, Çin devlet medyasının son haftalarda Filipinler aleyhine yoğunlaştırdığı kampanyanın en üst düzey örneği olarak değerlendiriliyor.
Tahkim kararının gölgesinde 10 yıl
2016 yılında Lahey'deki Daimi Tahkim Mahkemesi'nin verdiği karar, Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki "dokuz çizgi" iddiasını hukuki dayanaktan yoksun bulmuş, Pekin yönetimini bölgedeki çevreye zarar veren faaliyetlerini durdurmaya çağırmıştı. Çin ise kararı tanımadığını açıklayarak, mahkemenin yargı yetkisini reddetmişti. O tarihten bu yana geçen 10 yılda, Çin bölgedeki askeri varlığını önemli ölçüde artırdı, yapay adalar inşa etti ve bunlara askeri tesisler yerleştirdi. Filipinler ise eski Devlet Başkanı Rodrigo Duterte döneminde Çin'le yakın ilişkiler kurarak tahkim kararını rafa kaldırmış gibi görünse de, mevcut Başkan Ferdinand Marcos Jr. yönetimiyle birlikte tutum sertleşti. Manila, Washington'la askeri işbirliğini derinleştirirken, ABD'ye ülkedeki üslerini kullanma izni verdi ve Scarborough Shoal ile Second Thomas Shoal gibi stratejik noktalarda Çin donanmasıyla sık sık karşı karşıya geldi.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Çin'in bu son söylem atağı, yalnızca Filipinler'le yaşanan ikili bir anlaşmazlıktan ibaret değil. Pekin, tüm Güney Çin Denizi'nde hakimiyetini pekiştirmeye çalışırken, bölgedeki diğer ülkelerin (Vietnam, Malezya, Brunei, Tayvan) de değişen ittifaklarını yakından izliyor. ABD, Japonya, Avustralya ve diğer müttefikler Filipinler'in yanında yer alarak "özgür ve açık Hint-Pasifik" vizyonunu savunuyor. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in yönetiminde daha agresif bir dış politika izleyen Pekin, bu kez hem kamu diplomasisi hem de hukuki argümanlarla Filipinler'i köşeye sıkıştırmayı hedefliyor. Özellikle Rusya-Ukrayna savaşı ve Orta Doğu'daki krizlerle meşgul olan Batı'nın dikkatinin dağınık olduğu bir dönemde, Çin'in bu hamlesi bölgedeki güç dengesini yeniden şekillendirme amacı taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Hint-Pasifik bölgesinde doğrudan taraf olmasa da, Çin'le ekonomik ilişkileri ve Asya'ya yönelik dengeli dış politikası nedeniyle bu gelişmeyi yakından izlemelidir. Çin'in bölgede artan hakimiyeti, küresel tedarik zincirleri ve deniz ticaret yolları üzerinde doğrudan etkili olacaktır. Türkiye'nin Kuşak ve Yol Projesi kapsamında Çin'le olan bağları, Pekin'in uluslararası hukuku kendi lehine yorumlama eğiliminin diğer bölgelere de emsal teşkil edebileceği gerçeğini göz ardı etmemelidir. Ayrıca, ABD ve müttefiklerinin Filipinler'e desteği, Türkiye'nin NATO üyesi olarak ittifak içindeki konumunu da dolaylı olarak etkileyebilir. Bu nedenle, Ankara'nın bölgedeki diplomatik dengeleri koruyarak, her iki tarafla da diyalog kanallarını açık tutması stratejik bir öneme sahiptir.