ABD Sosyal Güvenlik Kurumu (SSA), engellilik sigortası başvurularını daha verimli ve adil bir şekilde ele aldığını iddia etse de, son araştırmalar kurumun başvuru sahiplerini sistem dışına ittiğine işaret ediyor. Yapılan bir çalışma, engellilik başvurularındaki reddedilme oranının son yıllarda belirgin şekilde arttığını ortaya koydu. SSA'nın süreç iyileştirmeleri adı altında yaptığı değişiklikler, aslında başvuru sahiplerinin engellilik yardımı almasını zorlaştırarak maliyetleri düşürmeyi amaçlıyor olabilir. Bu durum, özellikle kronik hastalığı veya ağır engeli bulunan bireyler için ciddi bir sosyal güvenlik sorununa dönüşüyor.
Yeni politikalar ve başvuru sürecindeki değişiklikler
SSA, 2019 yılından bu yana engellilik başvurularını hızlandırmak ve iş yükünü azaltmak için çeşitli idari düzenlemeler yaptı. Ancak bu düzenlemelerin başvuru sahipleri üzerinde olumsuz etkileri olduğu görülüyor. Örneğin, başvuru formlarının daha karmaşık hale getirilmesi ve tıbbi kanıt sunma sürecinin sıkılaştırılması, birçok kişinin başvurusunu tamamlamasını engelliyor. Araştırmalara göre, 2015 yılında yüzde 33 olan red oranı, 2022 yılında yüzde 41'e yükseldi. Özellikle zihinsel engel ve kronik ağrı gibi subjektif değerlendirmeye dayanan durumlarda reddedilme oranı daha da yüksek. Uzmanlar, bu artışın SSA'nın daha katı bir değerlendirme yapmasından değil, başvuru sürecinin caydırıcılığından kaynaklandığını belirtiyor.
Süreç içinde yapılan bir diğer değişiklik ise temyiz aşamalarının zorlaştırılması oldu. Daha önce telefonla yapılabilen duruşmalar artık yalnızca yüz yüze yapılabiliyor. Bu durum, özellikle hareket kabiliyeti kısıtlı kişiler için ciddi bir engel oluşturuyor. Ayrıca, temyiz için verilen sürelerin kısaltılması da başvuru sahiplerinin hakkını aramasını güçleştiriyor.
Küresel benzer eğilimler ve uluslararası boyut
ABD'deki bu gelişme, gelişmiş ülkelerde sosyal güvenlik sistemlerinin karşı karşıya olduğu daha geniş bir eğilimin parçası. Birçok ülke, artan yaşlı nüfus ve bütçe kısıtlamaları nedeniyle engellilik yardımlarını kısma yoluna gidiyor. Ancak uzmanlar, bu tür politikaların uzun vadede daha büyük sosyal maliyetlere yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Örneğin, yardım alamayan engelli bireylerin işgücüne katılım oranı düşük kalıyor ve bu da ekonomik üretkenliği olumsuz etkiliyor. ABD'de yapılan bir araştırma, reddedilen başvuru sahiplerinin yüzde 20'sinin daha sonra evsiz kaldığını ya da aile desteğine muhtaç hale geldiğini gösteriyor.
Öte yandan, teknolojinin engellilik değerlendirmelerinde kullanımı da artıyor. Yapay zeka tabanlı sistemler, başvuruları daha hızlı işlemek için kullanılıyor ancak bu sistemlerin önyargılı olma riski bulunuyor. SSA'nın kullandığı algoritmaların, belirli etnik gruplara veya düşük gelirli bireylere karşı ayrımcılık yaptığına dair endişeler var.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu gelişme, Türkiye'nin sosyal güvenlik sistemini de yakından ilgilendiriyor. Türkiye'de engellilik aylığı başvuruları benzer şekilde karmaşık bir süreçten geçiyor ve red oranları yüksek. Türkiye'de de dijitalleşme adı altında başvuru süreçleri hızlandırılmaya çalışılırken, başvuru sahiplerinin hak kaybına uğramaması için şeffaflık ve erişilebilirlik ön planda tutulmalı. Küresel olarak engellilik yardımlarının kısılması eğilimi, Türkiye'deki savunmasız grupların korunması için daha güçlü sosyal politikalar geliştirilmesi gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, yapay zeka kullanımı durumunda ayrımcılık riskine karşı denetim mekanizmalarının oluşturulması önem taşıyor.