Yemen hükümeti, başkent Sanaa'daki uluslararası havalimanına düzenlediği hava saldırısıyla, yıllardır süren ancak son dönemde durgunlaşan çatışmayı yeniden alevlendirdi. Yemen Enformasyon Bakanı Muammer el-Eryani, saldırının bir İran uçağının Sanaa'ya inmesini engellemek amacıyla gerçekleştirildiğini açıkladı. Eriteli olduğu belirtilen uçağın, İranlı üst düzey bir askeri yetkiliyi taşıdığı iddia ediliyor. Saldırıda havalimanının pistine isabet eden mühimmat nedeniyle uçuşlar geçici olarak durduruldu. Husiler ise saldırıyı kınayarak, bunun bir savaş suçu olduğunu savundu. Olay, Yemen'de 2014'ten bu yana süren iç savaşta uluslararası toplumun arabuluculuk çabalarına rağmen gerilimin yeniden tırmandığına işaret ediyor.
Çatışmanın arka planı ve yeniden alevlenen kriz
Yemen'deki iç savaş, 2014 yılında İran destekli Husilerin başkent Sanaa'yı ele geçirmesiyle başladı. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, 2015'ten bu yana uluslararası alanda tanınan Yemen hükümetini desteklemek için müdahalede bulunuyor. Ancak son iki yıldır, Suudi Arabistan'ın Husilerle doğrudan müzakerelere başlamasıyla çatışmaların şiddeti azalmıştı. Yemen hükümeti, İran'ın bölgedeki nüfuzunu artırmasından endişe ediyor. Husi liderliğindeki bir heyetin, İran'ın eski Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin cenaze törenine katılmak üzere Tahran'a gitmesi, hükümette rahatsızlık yaratmıştı. Yemen hükümeti, Husi heyetinin bir Yemenia uçağıyla dönmesi konusunda anlaşma sağlayamayınca, İran uçağının Sanaa'ya inmesinin engellenmesi için havalimanını vurmayı tercih etti. Bu hamle, hükümetin İran'ın Yemen'deki askeri varlığını doğrudan hedef alma stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Husiler ise saldırıyı 'hain ve korkakça' olarak nitelendirirken, uluslararası topluma derhal müdahale çağrısında bulundu. Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg, tarafları itidal çağrısı yaparak, ateşkesin korunması gerektiğini vurguladı. BM verilerine göre, Yemen'deki savaşta bugüne kadar 377 binden fazla kişi hayatını kaybetti. Saldırı, İran'ın bölgedeki faaliyetlerine yönelik uluslararası baskının arttığı bir dönemde gerçekleşti. ABD ve İsrail, İran'ın Yemen üzerinden füze ve insansız hava aracı sevkiyatı yaptığına dair istihbarat raporları paylaşmıştı.
Bölgesel ve küresel boyut
Sanaa Havalimanı'na yapılan saldırı, sadece Yemen iç savaşını değil, aynı zamanda Suudi Arabistan ve İran arasındaki bölgesel rekabeti de yeniden alevlendirdi. Suudi Arabistan, 2023'te İran ile normalleşme anlaşması imzalamasına rağmen, Yemen'deki Husilerle ilişkilerini sürdürüyor. Riyad yönetimi, Husilerle barış görüşmelerini devam ettirirken, Yemen hükümetinin İran uçağına yönelik sert müdahalesi Suudi Arabistan'ı zor durumda bırakabilir. Öte yandan, İran'ın Yemen'deki nüfuzu, İsrail'in de yakın takibinde. İsrail, Yemen'den atılan füzelerin Tel Aviv'e kadar ulaşabildiğini belirterek, Husileri doğrudan tehdit olarak görüyor. Bu bağlamda, Sanaa Havalimanı saldırısı, İran'ın bölgesel yayılmacılığına karşı yeni bir cephe açılmasına neden olabilir. ABD Dışişleri Bakanlığı, saldırıyı 'endişeyle takip ettiğini' belirtirken, çatışmanın genişlemesinden kaçınılması çağrısı yaptı. Rusya ve Çin ise taraflara itidal çağrısında bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki bu yeni gelişme, Türkiye'nin Ortadoğu politikası açısından önemli bir sınav. Türkiye, Suudi Arabistan ile ilişkilerini normalleştirirken, Husilerle de diplomatik temaslarını sürdürüyor. Ancak saldırı, bölgede İran-Suudi Arabistan rekabetinin derinleşmesine yol açabilir. Türkiye, Yemen'deki insani krizin büyümemesi için tarafları diyaloğa davet ederken, Kızılay gibi kurumlar aracılığıyla yardım sağlamaya devam ediyor. Ayrıca, Yemen'deki çatışmanın tırmanması, Kızıldeniz'deki deniz güvenliğini tehdit edebilir. Bu durum, Türkiye'nin ticaret yolları ve enerji arzı üzerinde doğrudan etki yaratabilir. Ankara'nın, BM nezdinde barış sürecini desteklemesi ve bölgesel aktörlerle koordinasyonu, krizin yayılmasını önlemek için kritik öneme sahip.