ABD'de tüketici enflasyonu, Haziran ayında enerji fiyatlarındaki gerilemenin de etkisiyle beklenenden daha fazla yavaşladı. Ancak bu ılımlı seyir, finans piyasalarının Federal Rezerv'in (Fed) bu yıl faiz artırma seçeneğini tamamen masadan kaldırması için yeterli olmadı. Orta Doğu'da yeniden alevlenen çatışmalar ve enerji arzına ilişkin endişeler, enflasyon görünümünü bulanıklaştırmaya devam ediyor.
Gelişmenin arka planı
ABD Çalışma Bakanlığı'nın açıkladığı verilere göre, Haziran ayında yıllık tüketici fiyat endeksi (TÜFE) yüzde 3,0'a gerileyerek piyasa beklentilerinin (yüzde 3,1) altında kaldı. Aylık bazda ise enflasyon yüzde 0,1 artış kaydetti. Çekirdek enflasyon (gıda ve enerji hariç) ise yıllık yüzde 3,3 ile Nisan 2021'den bu yana en düşük seviyesine indi. Enerji fiyatları Haziran'da yıllık bazda yüzde 2,0 düşerken, benzin fiyatlarındaki gerileme bu düşüşte belirleyici oldu.
Buna karşın barınma maliyetleri, hizmet sektörü enflasyonu ve işgücü piyasasındaki sıkılık, Fed'in enflasyonla mücadelesinde zorluk yaratmaya devam ediyor. Fed Başkanı Jerome Powell, son açıklamalarında enflasyonun yüzde 2 hedefine inmesi için daha fazla kanıt görmek istediklerini ve faiz indirimi için acele etmeyeceklerini vurgulamıştı. Piyasalar, Eylül ayında faiz indirimi olasılığını yüzde 70 civarında fiyatlasa da, Orta Doğu'daki jeopolitik risklerin enerji fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturması halinde Fed'in elinin zayıflayabileceği belirtiliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD enflasyon verileri, küresel piyasalar tarafından yakından takip ediliyor. Dünyanın en büyük ekonomisinde enflasyonun düşüş eğilimi, gelişmekte olan ülkeler için rahatlatıcı olsa da, faiz indirimlerinin gecikmesi durumunda küresel likidite koşulları sıkı kalmaya devam edebilir. Orta Doğu'da İsrail-Hamas çatışmasının Lübnan'a sıçrama riski ve Husi saldırıları nedeniyle Kızıldeniz'deki ticaret yollarının tehdit altında olması, petrol fiyatlarında oynaklığı artırıyor. Brent petrolün varil fiyatı son haftalarda 85 dolar seviyesinde seyrederken, arz kesintisi endişeleri fiyatları yukarı taşıyabilir. Bu durum, ABD'de enflasyonun kalıcı olarak düşmesini engelleyebilir ve Fed'in para politikasını gevşetme kabiliyetini sınırlayabilir.
Öte yandan, Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve diğer büyük merkez bankaları da faiz indirimi konusunda temkinli bir duruş sergiliyor. ECB, Haziran ayında faiz indirimine gitmiş olsa da, enflasyonun hizmetler sektöründe yapışkan kalması nedeniyle yeni adımlar için yaz aylarını bekleme kararı aldı. Küresel faiz indirimi beklentilerinin ertelenmesi, gelişmekte olan ülkelerin borçlanma maliyetlerini yüksek tutabilir ve sermaye akımlarını olumsuz etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD enflasyonunun yavaşlaması ve Fed'in faiz indirimi konusunda temkinli davranması, Türkiye ekonomisi açısından iki yönlü bir etki yaratıyor. Olumlu tarafı, küresel enflasyon baskılarının azalması Türkiye'nin ithalat maliyetlerini düşürebilir ve cari açığı iyileştirebilir. Ancak Fed'in faiz indirimlerini geciktirmesi, gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışına ve doların güçlenmesine neden olabilir. Bu durum, Türk lirası üzerinde baskı yaratabilir ve Merkez Bankası'nın sıkı para politikasını sürdürme gerekliliğini pekiştirebilir. Ayrıca, Orta Doğu'daki jeopolitik risklerin enerji fiyatlarını artırması halinde, Türkiye'nin enerji ithalatı faturası yükselecek ve dış denge üzerinde ek yük oluşturacaktır.