Rusya, Ukrayna'ya yönelik olası güvence garantilerinin Moskova'nın katılımı olmadan mümkün olamayacağını açıkladı. Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, Almanya Başbakanı Friedrich Merz'in 'Rusya bu sürecin dışında tutulmalı' sözlerine yanıt olarak, Moskova'nın bu tür anlaşmaların merkezinde olması gerektiğini belirtti. Peskov, “Kiev ve Batılı başkentler ne kadar istemese de, Ukrayna'nın gelecekteki güvence mimarisi Rusya'nın katılımını gerektiriyor. Aksi takdirde bu girişimler temelsiz ve uygulanamaz olur” dedi.
Gelişmenin arka planı
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada Ukrayna için kalıcı güvence garantilerinin Rusya olmadan sağlanması gerektiğini savunmuştu. Merz, “Moskova'nın masada olmadığı bir çerçeve, Kiev'in egemenliğini koruması için daha güvenli bir zemin oluşturur” ifadelerini kullanmıştı. Ancak Kremlin, bu yaklaşımın hem gerçekçi olmadığını hem de Ukrayna'daki krizi daha da tırmandırabileceğini dile getirdi. Peskov, mevcut koşullarda Batı'nın Ukrayna'ya askeri desteğinin yanı sıra, siyasi ve diplomatik düzeyde de Rusya'nın sürece dahil edilmesi gerektiğini vurguladı. Öte yandan, Rusya'nın bu tutumu, uluslararası toplumda Moskova'nın Ukrayna'daki savaşı sona erdirmek için anlamlı adımlar atmaya hazır olup olmadığı sorusunu akıllara getirdi. Ukrayna yönetimi ise herhangi bir görüşmede Rusya'nın söz sahibi olmasına karşı çıkıyor ve tam egemenlik temelinde müzakerelerin sürmesini savunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Moskova'nın bu açıklaması, Batı-Rusya arasındaki derin güvensizliği bir kez daha gözler önüne serdi. Avrupa Birliği ve ABD, Ukrayna'ya güvence garantileri sağlamak için çeşitli senaryolar üzerinde çalışıyor. Bunlar arasında NATO üyeliği, ikili güvence anlaşmaları ve uluslararası izleme mekanizmaları yer alıyor. Ancak Rusya'nın bu girişimleri kendi güvenliğine tehdit olarak algıladığı biliniyor. Peskov, “Rusya'nın çıkarları göz ardı edilerek yapılacak her düzenleme kısa vadede başarısız olacaktır” uyarısında bulundu. Bu durum, Ukrayna'ya yönelik desteklerin sürdüğü bir ortamda, taraflar arasında olası bir müzakerenin önündeki en büyük engellerden birini oluşturuyor. Savaşın sürdüğü Doğu Ukrayna'da ise çatışmalar yoğunlaşarak devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Ukrayna-Rusya savaşında arabulucu rol üstlenen ülkelerden biri olarak her iki tarafla da diyalog kanallarını açık tutuyor. Moskova'nın bu açıklaması, Türkiye'nin savunduğu 'kapsayıcı müzakere' yaklaşımıyla uyumlu görünüyor. Türkiye, Karadeniz tahıl koridoru gibi girişimlerde olduğu gibi, güvence garantileri konusunda da dengeli bir pozisyon alarak hem Kiev hem de Moskova'nın çıkarlarını dikkate alan bir formül arayışına girebilir. Bu gelişme, Türkiye'nin enerji güvenliği ve Karadeniz'deki istikrar açısından kritik önem taşıyor. Ayrıca Türkiye, NATO üyesi olarak Batı ile Rusya arasında denge politikası izlerken, bu tür tartışmaların Ankara'nın diplomasi alanını daraltabileceği veya genişletebileceği bir süreç yaşanıyor.