Avrupa Birliği (AB), Gazze Şeridi'nin savaş sonrası yeniden inşası için başlattığı uluslararası fon girişiminde önemli bir eşiğe ulaştı. AB'nin koordinasyonunda bir araya gelen 50'den fazla ülke ve uluslararası kuruluş, Gazze için toplam 1 milyar dolar (yaklaşık 910 milyon euro) taahhütte bulundu. Bu fon, bölgede yaklaşık iki yıldır devam eden çatışmaların yol açtığı yıkımın ardından, temel altyapı, sağlık, eğitim ve su sistemlerinin rehabilitasyonu için kullanılacak.
Fonun perde arkası: Savaşın bilançosu ve uluslararası dayanışma
Gazze'de 7 Ekim 2023'te başlayan ve aylarca süren çatışmalar, bölgeyi adeta enkaza çevirdi. Birleşmiş Milletler raporlarına göre, konutların yüzde 60'ından fazlası hasar gördü veya tamamen yıkıldı, sağlık tesislerinin büyük kısmı kullanılamaz hale geldi, su ve elektrik şebekeleri çöktü. Bu tablo karşısında AB, Gazze'nin yeniden ayağa kaldırılması için kapsamlı bir mali destek mekanizması oluşturulması çağrısı yaptı. Brüksel'de düzenlenen bağışçılar konferansına AB üyesi ülkelerin yanı sıra ABD, Japonya, Kanada, Norveç, İsviçre ve bazı Körfez ülkeleri de katıldı. Katılımcılar, fonun şeffaf ve hesap verebilir bir şekilde yönetilmesi konusunda mutabık kaldı.
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, konferansın ardından yaptığı açıklamada, "Bu fon, sadece fiziksel yıkımın onarılması için değil, aynı zamanda Filistin halkının umutlarının yeniden yeşermesi için bir araçtır. Ancak kalıcı barış olmadan hiçbir yeniden inşa çalışması sürdürülebilir olmayacaktır" ifadelerini kullandı. Borrell, ateşkesin kalıcı hale getirilmesi ve iki devletli çözüm vizyonunun canlandırılması gerektiğini vurguladı.
Bölgesel ve küresel boyut: Rekabet mi işbirliği mi?
Gazze'nin yeniden inşası, sadece insani bir kriz değil, aynı zamanda jeopolitik bir sınav niteliği taşıyor. AB'nin bu girişimi, bölgede artan Çin ve Rusya etkisine karşı bir yanıt olarak da yorumlanıyor. Pekin ve Moskova, İsrail-Filistin çatışmasında farklı pozisyonlar alırken, AB'nin inisiyatifi Batı'nın bölgede yeniden aktif bir rol üstlenme çabası olarak değerlendiriliyor. Öte yandan, fonun başarısı büyük ölçüde İsrail'in güvenlik endişeleri ve Filistin Yönetimi'nin kurumsal kapasitesi arasındaki hassas dengeye bağlı. AB, fonun Filistin Yönetimi aracılığıyla dağıtılmasını planlarken, İsrail'in bazı malzemelerin girişine izin vermemesi riski bulunuyor.
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, fonun Gazze'de istikrarı sağlamada kritik olduğunu belirterek, "Bu, sadece binaları yeniden inşa etmekle ilgili değil, aynı zamanda bölge halkına bir gelecek vaat etmekle ilgilidir. Avrupa Birliği, bu süreçte Filistin halkının yanında olmaya devam edecektir" dedi. Fonun yönetimi için bağımsız bir denetim mekanizması oluşturulması da gündemde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'nin yeniden inşası için başlatılan bu uluslararası fon, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği geleneksel desteği ve bölgedeki nüfuzunu pekiştirme fırsatı sunuyor. Türkiye, savaşın başından beri insani yardımları ve diplomatik girişimleriyle ön planda olmuş, ayrıca Katar ile birlikte ateşkes görüşmelerinde arabulucu rolü üstlenmişti. AB'nin öncülüğündeki bu fon, Türkiye'nin de dahil olabileceği çok taraflı bir mekanizma olarak dikkat çekiyor. Ancak Türkiye'nin AB ile ilişkilerindeki gerilimler, fonun yönetişim modeline doğrudan katılımını sınırlayabilir. Bununla birlikte, fonun bölgesel istikrara katkı sağlaması, Türkiye'nin güney sınırlarındaki güvenlik risklerini azaltabileceği için Ankara tarafından da destekleniyor. Türkiye'nin, fonun şeffaf yönetimi ve Filistin Yönetimi'nin güçlendirilmesi konularında yapıcı katkıda bulunması bekleniyor.