ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) toplantısı için bulunduğu Manila'da yaptığı açıklamada, İran'ın Hürmüz Boğazı üzerinde kontrol kurmasının 'tehlikeli bir emsal' oluşturacağını belirtti. Rubio, 'Seyir özgürlüğü konusunda temel bir ilke tehdit altındadır' ifadelerini kullandı. Rubio'nun bu çıkışı, Tahran yönetiminin bölgedeki deniz güvenliğine yönelik artan baskıları ve Körfez'deki ticaret yollarını kontrol altına alma girişimlerine karşı Washington'un net bir uyarısı olarak değerlendiriliyor. ABD'li bakan, ASEAN ülkelerinin de bu konuda duyarlı olması gerektiğini vurguladı.
Hürmüz Boğazı'nın stratejik önemi ve İran'ın tehditleri
Dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazı, İran ile Umman arasında yer alan dar bir su yoludur. İran, yıllardır bu boğazı kapatma tehdidiyle uluslararası topluma karşı bir koz olarak kullanmaktadır. Rubio'nun uyarısı, Tahran'ın son dönemde bölgedeki deniz trafiğine yönelik tacizlerini artırdığı bir döneme denk geldi. İran Devrim Muhafızları'nın 2023'te uluslararası sularda ticari gemilere el koyması ve insansız hava araçlarıyla seyrüsefere müdahale etmesi, Washington'u harekete geçirdi. ABD, Körfez'deki müttefikleriyle birlikte 'Refah Muhafızı' adlı bir deniz görev gücü oluşturarak bölgedeki güvenliği sağlamaya çalışıyor. Ancak Rubio, bu çabaların yeterli olmadığını ve ASEAN ülkeleri gibi Hint-Pasifik ortaklarının da desteğine ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.
Bölgesel ve küresel boyut: ASEAN'ın rolü
Rubio'nun ASEAN toplantısında bu konuyu gündeme getirmesi, ABD'nin Çin'in artan deniz iddialarına karşı ASEAN ülkelerini yanına çekme stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. Güney Çin Denizi'ndeki egemenlik anlaşmazlıkları ve Tayvan gerilimi, Washington'un Asya-Pasifik'teki müttefikleriyle işbirliğini derinleştirmesine neden oldu. Rubio, 'Hürmüz'de olanlar yarın Malakka Boğazı'nda da olabilir' diyerek, deniz güvenliğinin küresel ticaret için hayati olduğunu belirtti. ASEAN ülkeleri, Körfez'den Asya'ya giden enerji yollarının güvenliğini doğrudan etkileyen bu gelişmenin farkında. Endonezya, Malezya ve Singapur gibi ülkeler, boğazların kapatılması durumunda enerji fiyatlarının yükseleceği ve ticaretin sekteye uğrayacağı endişesini taşıyor. Rubio, bu ülkeleri 'İran'ın tehditlerine karşı ortak bir duruş sergilemeye' çağırdı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bir kısmını ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki gerginliklerden doğrudan etkilenebilir. İran'ın boğazı kontrol etmesi, küresel petrol fiyatlarını artırarak Türkiye'nin cari açığını büyütebilir ve enflasyonist baskıları derinleştirebilir. Ayrıca, Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin garantörü olarak Türkiye, boğaz geçiş rejimi konusunda hassas bir konumdadır. Hürmüz'deki gelişmeler, uluslararası deniz hukukunun zayıflaması durumunda Türkiye'nin kendi boğazlarındaki egemenlik haklarını da etkileyebilir. Bu nedenle Ankara, seyrüsefer serbestisini savunan bir tutum izleyerek hem diplomatik hem de ticari çıkarlarını korumaya çalışmaktadır. Rubio'nun uyarıları, Türkiye'nin de yakından takip ettiği bir konu olarak bölgesel güvenlik dengelerini yeniden şekillendirme potansiyeli taşımaktadır.