ABD Savunma Bakanlığı, 28 Ocak 2025 gecesi Ürdün'ün kuzeyinde bulunan Et-Tanf üssüne düzenlenen İran insansız hava aracı (İHA) saldırısında hayatını kaybettiği düşünülen üçüncü askerin kimliğini açıkladı. Çavuş Angel S. Pampersad'ın da diğer iki askerle birlikte saldırıda öldüğüne inanılıyor. Böylece Ekim 2023'te İran savaşının başlamasından bu yana ölen ABD asker sayısı 18'e yükseldi. Saldırıda ayrıca 40'tan fazla asker yaralandı. Pentagon, saldırının sorumlusu olarak İran'a bağlı milisleri işaret ederken, Tahran yönetimi iddiaları reddediyor.
Et-Tanf üssü ve saldırının ayrıntıları
Et-Tanf üssü, Ürdün-Suriye sınırına yakın stratejik bir konumda bulunuyor. Üs, ABD'nin Suriye'deki IŞİD karşıtı operasyonlarına destek vermek ve İran destekli milislerin hareketlerini izlemek için kullanılıyor. Saldırı, İran yapımı Şahid-136 tipi İHA'larla gerçekleştirildi. İHA'lar, üssün hava savunma sistemlerini aşarak askerlerin konuşlandığı bölgeyi hedef aldı. Yetkililere göre, saldırı sırasında üsteki erken uyarı sistemleri devredışı kalmış olabilir. ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), saldırının "kasıtlı ve planlı bir eylem" olduğunu belirtti.
Çavuş Pampersad'ın cenazesinin ABD'ye getirilmesi için hazırlıklar sürüyor. Ailesi, Georgia eyaletindeki Fort Stewart üssünde düzenlenecek anma töreni öncesinde başsağlığı mesajları yayımladı. Bu olay, ABD iç kamuoyunda İran'a karşı askeri müdahale çağrılarını yeniden alevlendirdi. Başkan Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Bu saldırının hesabı sorulacaktır" ifadelerini kullandı, ancak somut bir misilleme planına dair bilgi vermedi.
Saldırının bölgesel ve küresel boyutu
Bu saldırı, İran ile ABD arasındaki gerginliğin yeni bir zirveye ulaştığını gösteriyor. İran, Suriye ve Irak'taki vekil güçleri aracılığıyla ABD varlığına yönelik saldırıları son aylarda artırmıştı. Özellikle İsrail'in Gazze operasyonları ve Yemen'deki Husilere yönelik saldırılar, bölgedeki İran destekli grupların ABD hedeflerine yönelmesine neden oldu. Uzmanlar, bu saldırının İran'ın doğrudan bir savaşa girmek istemediği ancak caydırıcılık için sınırı zorladığı bir stratejinin parçası olduğunu belirtiyor.
Öte yandan, Ürdün yönetimi olayı kınarken, kendi topraklarının İran ile ABD arasında bir çatışma alanına dönüşmesinden endişe duyuyor. Kral II. Abdullah, ABD ile koordinasyonu artırma sözü verdi. NATO ve Avrupa Birliği de taraflara itidal çağrısı yaptı. Ancak, ABD'nin İran nükleer programına yönelik yeni yaptırımlar ve askeri sevkiyatlar gibi misilleme adımları atması bekleniyor. Bu durum, Körfez ülkeleri ve Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, uzun süredir İran'ın bölgedeki nüfuzuna karşı Irak ve Suriye'de dengeli bir politika izlemektedir. ABD-İran gerginliğinin tırmanması, Türkiye'nin Kuzey Irak'taki terörle mücadele operasyonları ve Suriye'deki askeri varlığı üzerinde doğrudan etkili olabilir. İran'ın ABD'yi hedef alan bir saldırıyı Ürdün'den gerçekleştirmesi, Türkiye'nin güney sınırlarında yeni bir kriz hattı oluşturma riski taşımaktadır. Ayrıca, ABD'nin İran'a yönelik olası bir misillemesi, enerji fiyatlarını ve bölgesel istikrarı olumsuz etkileyebilir. Türkiye'nin, hem ABD hem İran ile diyalog kanallarını açık tutarak bölgesel bir savaş riskini azaltma çabası içinde olması beklenmektedir.