ABD Başkanı Donald Trump, 20 Ekim 2023 tarihinde yaptığı açıklamada, ABD'nin İran'a yönelik askeri operasyonlarının henüz sona ermediğini duyurdu. Bu açıklama, ABD-İran arasındaki çatışmanın giderek genişlediği bir dönemde geldi. Tahran yönetimi, son 24 saat içinde Körfez ülkelerine yönelik füze saldırıları başlatırken, Yemen'deki Husi müttefikleri Suudi Arabistan'ın limanlarını ablukaya alma tehdidinde bulundu. Gerilimin tırmanması, ABD'nin yeni hava saldırıları düzenlemesi, askeri kayıpların artması ve diplomatik çözüm arayışlarının sürmesiyle daha da karmaşık bir hal aldı.
Gelişmenin arka planı
ABD Başkanı Trump, Salı günü yaptığı kısa açıklamada, “İran'la işimiz bitmedi” ifadelerini kullanarak Washington'un askeri operasyonlarını sürdüreceğinin sinyalini verdi. Bu açıklama, ABD'nin İran'ın nükleer tesislerine ve askeri altyapısına yönelik son hava saldırılarının hemen ardından geldi. Pentagon kaynaklarına göre, son iki hafta içinde İran'ın devrim muhafızlarına bağlı en az 15 hedef vuruldu. Ancak saldırıların sivil kayıplara yol açtığı ve bölgedeki gerginliği daha da artırdığı belirtiliyor.
İran yönetimi, ABD saldırılarına karşılık olarak Basra Körfezi'ndeki bazı Arap ülkelerine kısa menzilli füzeler fırlattı. Füze saldırılarında Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn'de bazı askeri noktaların hedef alındığı, ancak can kaybı yaşanmadığı bildirildi. Tahran, saldırıların ABD üslerine yönelik olduğunu savunurken, bölge ülkeleri endişelerini dile getirdi. Suudi Arabistan ise, Yemen'deki İran destekli Husi milislerin Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik tehditlerini artırdığı gerekçesiyle limanlarını ablukaya alma hazırlığı yaptığını açıkladı.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD-İran çatışmasının bölgesel yansımaları hızla yayılıyor. Basra Körfezi'ndeki petrol tesislerine yönelik endişeler, küresel petrol fiyatlarının yükselmesine neden oldu. Brent petrolün varil fiyatı 95 doların üzerine çıkarken, analistler çatışmanın daha da genişlemesi halinde fiyatların 100 doları aşabileceği uyarısında bulundu. Ayrıca, Husi milislerin Suudi limanlarına yönelik abluka tehdidi, Kızıldeniz'den geçen ticaret rotalarını tehlikeye atıyor. Mısır'ın Süveyş Kanalı'na alternatif oluşturan bu rotanın kapanması, küresel tedarik zincirlerinde aksamalara yol açabilir.
Diplomatik cephede ise Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler ateşkes çağrıları yaparken, Türkiye de taraflara itidal çağrısında bulundu. Ancak Trump yönetiminin “maksimum baskı” politikasını sürdürmesi, diplomatik çözüm olasılığını zayıflatıyor. Uzmanlar, çatışmanın İran'ın nükleer programını durdurmayı hedeflediğini, ancak askeri operasyonların Tahran'ı daha da radikalleştirebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran çatışmasının genişlemesi, Türkiye için ciddi güvenlik ve ekonomik riskler barındırıyor. Türkiye, İran'la komşu olması ve Afganistan'dan sonra ikinci büyük göç dalgasıyla karşı karşıya kalma ihtimali nedeniyle istikrarsızlıktan en çok etkilenecek ülkelerden biri. Ayrıca, Türkiye'nin enerji ihtiyacının önemli bir kısmını karşıladığı İran ve Irak üzerinden gelen doğalgaz ve petrol hatlarının güvenliği tehlikeye girebilir. Ekonomik olarak ise, yükselen petrol fiyatları Türkiye'nin cari açığını daha da artırabilir. Bölgesel gerilimin Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki askeri operasyonlarını da etkileyebileceği değerlendiriliyor.