Malezya'da bir mahkeme, 2019 yılında bir genç kıza ritüel duş ve masaj sırasında cinsel saldırıda bulunmak için komplo kurmakla suçlanan bir erkek ve sevgilisinin beraat gerekçesini ayrıntılı olarak açıkladı. Yargıç, sanıkların kızı cinsel olarak istismar etmek için kasıtlı bir anlaşma yaptıklarına dair yeterli kanıt bulunmadığına hükmetti. Savcılık, kararın hatalı olduğunu belirterek temyiz başvurusunda bulundu.
Gelişmenin arka planı
Dava, Kuala Lumpur'da yaşayan 30 yaşındaki Ahmad Faizal Azumu ile sevgilisi 28 yaşındaki Siti Nurhaliza'nın, 17 yaşındaki bir kızı sözde bir enerji temizleme ritüeli kapsamında duşa sokup masaj yaparken cinsel saldırıda bulunmak üzere anlaştıkları iddiasına dayanıyordu. İddiaya göre olay, Şubat 2019'da Ahmad'ın evinde meydana geldi. Kız, ailesinin geleneksel şifacı olarak tanıdığı Ahmad'ın kendisini rahatlatmak için duş ve masaj önerdiğini, ancak sırasında uygunsuz dokunuşlarda bulunduğunu öne sürdü. Savcılık, çiftin kızın rızası olmadan hareket ettiğini ve bir komplo içinde olduklarını savundu. Ancak savunma, eylemlerin ortada herhangi bir cinsel amaç olmaksızın gerçekleştirildiğini ve kızın gönüllü katıldığını iddia etti.
Yargıç Mohd Azmi Abdullah, 40 sayfalık gerekçeli kararında, tanık ifadeleri arasında çelişkiler olduğunu ve savcılığın komplo iddiasını makul şüphenin ötesinde kanıtlayamadığını belirtti. Özellikle, kızın olaydan kısa süre sonra sosyal medyada normal aktivitelerine devam ettiğine dair kanıtların, ciddi bir travma yaşadığı iddiasıyla uyuşmadığına dikkat çekti. Ayrıca, olay yeri inceleme raporlarında cinsel saldırıya dair fiziksel kanıt bulunamadığı da kararda vurgulandı. Yargıç, "Sanıkların kızın üzerinde cinsel amaçla bir kontrol kurmak için önceden bir plan yaptıklarına dair ikna edici delil yoktur" ifadesini kullandı.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu dava, Malezya'da geleneksel şifa uygulamaları ile modern hukuk arasındaki gerilimi gözler önüne seriyor. Ülkede, özellikle kırsal kesimlerde, enerji temizliği gibi ritüeller hâlâ yaygın olarak başvurulan yöntemler arasında. Ancak bu tür uygulamaların cinsel istismar için bir kılıf olarak kullanılabileceğine dair endişeler de mevcut. Kadın hakları örgütleri, mahkemenin kararını eleştirerek, mağdurların adalete erişimini zorlaştırdığını ifade etti. Öte yandan, savunma avukatları, kararın hukuki sürecin düzgün işlediğini gösterdiğini savundu. Temyiz süreci, Malezya Yüksek Mahkemesi'nde devam edecek. Bu dava, aynı zamanda bölgede artan kadına yönelik şiddet vakalarına ilişkin farkındalık bağlamında da önem taşıyor; Güneydoğu Asya'da benzer ritüel istismar iddialarıyla ilgili davaların seyrini etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Malezya'da görülen bu dava, Türkiye'deki benzer geleneksel şifa uygulamalarının hukuki sınırlarına dair bir tartışmayı akla getiriyor. Türkiye'de de alternatif tıp yöntemleri yaygın olup, zaman zaman cinsel istismar iddiaları gündeme gelmektedir. Bu karar, Türk yargı sisteminde de benzer durumlarda 'komplo' ve 'rıza' kavramlarının nasıl değerlendirileceğine ışık tutabilir. Özellikle, mağdur beyanlarının ve fiziksel delillerin bulunmadığı durumlarda mahkemelerin takdir yetkisinin sınırları tartışma konusu olabilir. Ayrıca, kadın hakları alanında uluslararası sözleşmelere taraf olan Türkiye'nin, bu tür davalarda mağdurları koruyucu politikalar geliştirmesi açısından Malezya'daki gelişmeler dikkatle izlenmelidir.