Michigan'da bir düzineden fazla haham ve Yahudi lider, Demokrat Senato adayı Abdul El-Sayed'e İsrail'e yönelik söylemlerini değiştirmesi çağrısında bulunan bir dilekçe başlattı. Salı günü duyurulan girişim, ön seçimlerden kalan tedirginlik ve hayal kırıklığının genel seçimlere taşınmasıyla ortaya çıktı. El-Sayed'in İsrail karşıtı tutumu, Michigan'daki Yahudi toplumu içinde rahatsızlık yaratmış durumda.
Gelişmenin Arka Planı
Abdul El-Sayed, 2024 seçim döngüsünde Michigan'da Demokrat Parti'den Senato adayı olarak yarışıyor. Daha önce 2018'de Michigan Valiliği için aday olan El-Sayed, progresif sol kanatta yer alıyor ve İsrail'e yönelik eleştirel söylemleriyle tanınıyor. Özellikle Gazze'deki son çatışmalar sırasında İsrail'in askeri operasyonlarını sert bir şekilde eleştirmiş, ateşkes çağrısı yapmış ve ABD'nin İsrail'e verdiği askeri yardımın koşullandırılması gerektiğini savunmuştu.
Michigan, ABD'deki en büyük Arap-Amerikan nüfusuna ev sahipliği yapıyor ve bu topluluk, İsrail politikalarına karşı önemli bir seçmen bloğu oluşturuyor. Ancak aynı zamanda, özellikle Detroit metropol bölgesinde, güçlü ve organize bir Yahudi toplumu da bulunuyor. El-Sayed'in İsrail karşıtı söylemleri, Arap-Amerikan seçmenlerden destek görürken, Yahudi seçmenler arasında endişe yaratıyor.
Dilekçeyi imzalayan hahamlar ve Yahudi liderler, El-Sayed'in İsrail'e yönelik tutumunun ''tek taraflı'' ve ''nüanssız'' olduğunu belirterek, adayın İsrail'in güvenlik kaygılarını da dikkate alması gerektiğini vurguluyor. Dilekçede, El-Sayed'in İsrail'in varlık hakkını sorgulayan açıklamalar yaptığı iddiaları da yer alıyor. Liderler, adayın bu tutumunun Michigan'daki Yahudi toplumu ile Demokrat Parti arasındaki ilişkileri zedeleyebileceği uyarısında bulunuyor.
El-Sayed cephesinden henüz resmi bir yanıt gelmedi. Ancak kampanya yetkilileri, adayın İsrail politikalarına yönelik eleştirilerinin ''insan hakları ve uluslararası hukuk temelinde'' olduğunu savunuyor. Ön seçim sürecinde El-Sayed, İsrail'e yönelik sert söylemleriyle dikkat çekmiş ve bu tutumu ona önemli bir taban desteği kazandırmıştı. Şimdi ise genel seçimlerde daha geniş bir seçmen kitlesine hitap etmek zorunda.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, ABD siyasetinde İsrail meselesinin ne kadar merkezi bir konuma yerleştiğinin bir göstergesi. 7 Ekim 2023'teki Hamas saldırıları ve ardından Gazze'de başlayan savaş, ABD'deki Demokrat Parti içinde derin bir bölünme yarattı. Progresif kanat, İsrail'e verilen desteğin sorgulanmasını isterken, partinin ana akımı ve Yahudi toplumu İsrail'in güvenliğine vurgu yapıyor.
Michigan, 2024 başkanlık seçimlerinde kritik bir salıncak eyalet. Hem Arap-Amerikan hem de Yahudi seçmenlerin yoğun olduğu bu eyalette, adayların İsrail politikalarına yaklaşımı seçim sonuçlarını doğrudan etkileyebilir. El-Sayed'in durumu, Demokrat Parti'nin bu iki grup arasında nasıl bir denge kuracağına dair bir test niteliği taşıyor. Benzer tartışmalar, ABD'nin diğer eyaletlerinde de yaşanıyor ve partinin ulusal düzeyde İsrail politikasını yeniden şekillendirme baskısını artırıyor.
El-Sayed'in kampanyası, ABD'de İsrail karşıtı söylemlerin ana akım siyasette ne kadar kabul gördüğünü göstermesi açısından da önemli. Adayın bu konudaki tutumu, hem yerel hem de ulusal medyada geniş yankı buluyor. Önümüzdeki haftalarda, dilekçeye verilecek yanıt ve kampanyanın stratejisi, seçim yarışının seyrini belirleyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de İsrail politikalarına yönelik artan eleştiriler ve Demokrat Parti içindeki bölünme, Türkiye'nin Ortadoğu'daki diplomatik pozisyonunu dolaylı olarak etkiliyor. Ankara, uzun süredir İsrail'in Gazze'deki operasyonlarını eleştiriyor ve iki devletli çözüm çağrısı yapıyor. ABD'deki bu tür gelişmeler, Türkiye'nin uluslararası platformlarda İsrail'e yönelik eleştirilerine meşruiyet kazandırabilir. Ayrıca, ABD'nin İsrail'e desteğinin sorgulanması, Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir denge unsuru olabilir. Ancak Türkiye, ABD iç siyasetindeki bu tartışmaların kendi çıkarlarına hizmet edecek somut bir sonuç üretmesini beklemek için temkinli olmalı.