11 Eylül saldırılarının üzerinden çeyrek asır geçti. Ancak ABD'nin dış politika bilançosu, genç nesiller için iç açıcı değil. 25 yıl boyunca süren savaşlar, artan borç ve savunma harcamaları, diplomasinin ihmal edilmesi ve müttefiklerin yabancılaşması, Amerikan dış politikasının işlevsizliğini gözler önüne seriyor. Bu dönemde yetişen genç Amerikalılar, işleyen bir dış politika deneyimi yaşamadı.
11 Eylül Sonrası Dönemin Bilançosu
2001'deki 11 Eylül saldırılarının ardından ABD, Afganistan ve Irak'ta uzun süreli savaşlara girdi. Bu savaşlar trilyonlarca dolara mal oldu ve on binlerce sivilin ölümüne yol açtı. 2021'de Afganistan'dan kaotik çekilme, Amerikan gücünün sınırlarını gösterdi. Bu süreçte savunma bütçeleri şişerken, diplomasi ve kalkınma yardımları ikinci planda kaldı.
ABD'nin ulusal borcu 2001'de 5,8 trilyon dolarken, bugün 35 trilyon doları aştı. Savunma harcamaları ise yıllık 800 milyar doları buldu. Buna karşın Dışişleri Bakanlığı bütçesi 60 milyar dolar civarında seyrediyor. Bu dengesizlik, askeri müdahaleyi kolaylaştırırken diplomatik çözümleri zorlaştırıyor.
Irak Savaşı'nın mimarlarından bazıları daha sonra pişmanlıklarını dile getirdi. Ancak bu itiraflar, yol açılan yıkımı telafi etmiyor. Genç Amerikalılar için 11 Eylül sonrası dönem, sürekli savaş ve ekonomik krizlerle hatırlanıyor. 2008 finansal krizi, pandemi ve artan eşitsizlik, bu neslin geleceğe dair güvenini sarstı.
Küresel Etkiler ve Müttefik İlişkileri
ABD'nin tek taraflı politikaları, Avrupa ve Asya'daki müttefiklerini rahatsız etti. 2003'te Irak işgali, NATO içinde çatlak yarattı. Son yıllarda ise ticaret savaşları, iklim anlaşmalarından çekilme ve İran nükleer anlaşmasından ayrılma gibi adımlar, Washington'a olan güveni sarstı. Avrupa ülkeleri, savunma konusunda ABD'ye bağımlılığı azaltmak için kendi kapasitelerini güçlendirmeye yöneldi.
Çin'in yükselişi ve Rusya'nın revizyonist politikaları, ABD'nin küresel liderliğini sorgulatıyor. Ancak Washington, askeri gücüne aşırı güvenip diplomasiyi ihmal ederek stratejik rakiplerine karşı etkili bir denge kuramıyor. Uzmanlar, yumuşak gücün ve ittifakların önemine dikkat çekiyor.
Genç Amerikalılar, anketlerde dış politika konusunda daha izolasyonist eğilimler gösteriyor. Uzun savaşlardan yorulan kamuoyu, uluslararası angajmanlara şüpheyle bakıyor. Bu durum, gelecekte ABD'nin küresel rolünü yeniden tanımlamasını gerekli kılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin 11 Eylül sonrası dış politikasındaki savrulmalar, Türkiye'yi de yakından etkiledi. Irak işgali, bölgesel istikrarı bozarak PKK gibi terör örgütlerine alan açtı. Suriye iç savaşında ABD'nin YPG ile iş birliği, Türkiye-ABD ilişkilerinde derin bir güven krizine yol açtı. Ayrıca, ABD'nin F-35 programından Türkiye'yi çıkarması ve S-400 yaptırımları, müttefiklik bağlarını zedeledi. Türkiye, bu dönemde kendi savunma sanayisini güçlendirerek ve çok yönlü diplomasi izleyerek ABD'ye bağımlılığını azaltmaya çalıştı. ABD'nin gelecekte daha diplomatik ve öngörülebilir bir dış politika izlemesi, Türkiye için kritik önem taşıyor.