Husilerin Suudi Arabistan'ın doğusundaki petrol tesislerine düzenlediği füze ve insansız hava aracı saldırılarında büyük yangınlar çıktı ve en az 73 kişi yaralandı. Suudi yetkililer, saldırıların ülkenin kritik enerji altyapısını hedef aldığını ve sivil yerleşim bölgelerinde de hasara yol açtığını bildirdi. Olay, Yemen'de dört yıllık ateşkesin bozulmasının ardından bölgede tansiyonun ne kadar yükseldiğini gösteriyor.
Saldırıların Arka Planı ve Ateşkesin Çöküşü
Suudi Arabistan devlet haber ajansı SPA'ya göre, saldırılar ülkenin doğusundaki petrol rafinerileri ve depolama tesislerini hedef aldı. Yetkililer, Husilerin balistik füze ve İHA kullandığını, hava savunma sistemlerinin bir kısmını engellediğini ancak bazılarının isabet ettiğini açıkladı. Yangınların kontrol altına alınmaya çalışıldığı, yaralıların hastaneye kaldırıldığı belirtildi. Yaralı sayısının artabileceği ifade ediliyor.
Bu saldırılar, Yemen'de Husiler ile Suudi destekli hükümet güçleri arasında haftalardır süren çatışmaların ardından geldi. Nisan 2022'de ilan edilen ve iki yıldır büyük ölçüde korunan ateşkes, son haftalarda tarafların karşılıklı suçlamalarıyla fiilen çöktü. Husiler, Suudi Arabistan'ın Yemen içi operasyonlarını durdurmadığını ve ekonomik ablukayı sürdürdüğünü öne sürerken, Suudi tarafı Husilerin ateşkesi ihlal ettiğini ve İran'dan silah desteği aldığını iddia ediyor.
Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi, son gelişmelerin ülkeyi yeniden tam ölçekli bir iç savaşa sürükleyebileceği uyarısında bulundu. BM, taraflara itidal çağrısı yaparken, insani yardım kuruluşları da Yemen'deki kırılgan insani durumun daha da kötüleşebileceğinden endişe ediyor. Ülke, dünyanın en büyük insani krizlerinden biri olarak kabul ediliyor; milyonlarca insan yardıma muhtaç durumda.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Suudi Arabistan, dünyanın en büyük petrol ihracatçılarından biri ve küresel enerji arz güvenliği açısından kritik bir aktör. Petrol tesislerine yönelik saldırılar, daha önce de küresel petrol fiyatlarında dalgalanmalara yol açmıştı. 2019'da Suudi Aramco tesislerine yapılan benzer bir saldırı, dünya petrol arzının yüzde 5'ini geçici olarak kesintiye uğratmış ve fiyatları fırlatmıştı. Bu kez henüz büyük bir üretim kesintisi rapor edilmese de, piyasalar tedirgin. Enerji analistleri, Orta Doğu'da artan jeopolitik riskin petrol fiyatlarını yukarı yönlü baskılayabileceğini belirtiyor.
Husiler, İran tarafından desteklenen bir grup olarak biliniyor. Bu saldırılar, İran ile Suudi Arabistan arasındaki bölgesel rekabetin bir yansıması olarak görülüyor. İran, saldırılarla doğrudan bağlantısını reddetse de, Batılı ülkeler ve Suudi yetkililer, Husilere silah ve teknoloji desteği sağladığını düşünüyor. Söz konusu saldırılar, İran'ın nükleer programı etrafındaki müzakerelerin tıkandığı bir dönemde geldi. Bölgede gerilimin tırmanması, Kızıldeniz ve Basra Körfezi'ndeki deniz ticareti güvenliğini de tehdit ediyor.
ABD, saldırıları kınadı ve Suudi Arabistan'a savunma desteğini yineledi. Beyaz Saray Sözcüsü, "Bu saldırılar, bölgesel istikrara yönelik ciddi bir tehdittir. Müttefikimiz Suudi Arabistan'ın yanındayız" dedi. İngiltere ve Fransa da saldırıları kınayan açıklamalar yaptı. Rusya ve Çin ise taraflara itidal çağrısı yapmakla yetindi. BM Güvenlik Konseyi'nin acil toplanıp toplanmayacağı belirsiz.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde tarafsız bir tutum izlemeye çalışsa da, Suudi Arabistan ile İran arasındaki gerilimin tırmanması Türk dış politikasını zorluyor. Ankara, hem Riyad hem de Tahran ile dengeli ilişkiler yürütüyor. Petrol fiyatlarının yükselmesi, enerji ithalatına bağımlı Türkiye ekonomisi için olumsuz. Ayrıca, Kızıldeniz ve Basra Körfezi'ndeki istikrarsızlık, Türk ihracat yollarını ve deniz ticaretini olumsuz etkileyebilir. Türkiye, bölgesel diyalog çağrılarını sürdürerek gerilimin düşürülmesini ve ateşkesin yeniden tesis edilmesini savunmalı.