Lübnan Dışişleri Bakanı Abdallah Bou Habib'in danışmanı olarak görev yapan ve aynı zamanda ülkenin uluslararası ilişkilerdeki kilit isimlerinden biri olarak bilinen eski bakan Elias Mitri, İsrail ile yaşanan deniz sınırı anlaşmazlığını çözmek için ABD arabuluculuğunda hazırlanan çerçeve metninin hala Lübnan hükümetinin nihai onayını almadığını açıkladı. Mitri, metnin içerdiği bazı maddelerin Lübnan'ın egemenlik talepleriyle tam olarak örtüşmediğini ve bu nedenle ülkede siyasi tartışmalara yol açtığını belirtti. Özellikle İsrail'in tartışmalı Keşif-4 sahasına ilişkin düzenlemelerin Lübnan'ın çıkarlarını zedelediği yönündeki eleştiriler, metnin onay sürecini geciktiren başlıca faktörler arasında yer alıyor.
Gelişmenin Arka Planı: Çerçeve Metnin İçeriği ve Tartışmalı Noktalar
ABD'nin arabuluculuğunda yürütülen müzakereler, Lübnan ile İsrail arasındaki deniz sınırı anlaşmazlığını çözmeyi ve Doğu Akdeniz'deki potansiyel enerji kaynaklarının paylaşımına ilişkin bir mutabakat sağlamayı hedefliyor. Taraflar arasında 2020 yılında başlayan dolaylı görüşmeler, ABD'nin sunduğu bir çerçeve metin üzerinde yoğunlaştı. Bu metin, iki ülke arasındaki deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasının yanı sıra, tartışmalı Kana sahası ve Keşif-4 gibi bölgelerdeki hidrokarbon arama ve işletme faaliyetlerine ilişkin düzenlemeler içeriyor. Mitri, metnin Lübnan için bazı kazanımlar sağladığını kabul etmekle birlikte, özellikle Keşif-4 sahası konusunda İsrail'in taleplerine fazla taviz verildiğini savunuyor. Lübnan'ın bu sahanın kendisine ait olduğu yönündeki iddiasına karşın, çerçeve metnin bu bölgeyi İsrail'in kontrolüne bırakan bir düzenleme getirdiği iddia ediliyor. Bu durum, Lübnan iç siyasetinde Hizbullah ve müttefiklerinin sert tepkisine yol açarken, hükümetin metni onaylamakta isteksiz davranmasına neden oluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Enerji Jeopolitiği ve ABD Rolü
Lübnan-İsrail deniz sınırı anlaşmazlığı, yalnızca iki ülke arasındaki bir sorun olmanın ötesinde, Doğu Akdeniz'deki enerji jeopolitiği açısından da kritik bir öneme sahip. Bölgede son yıllarda keşfedilen büyük doğalgaz yatakları, Lübnan ve İsrail'in yanı sıra Mısır, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi gibi ülkeleri de ilgilendiren bir enerji denklemi oluşturuyor. ABD, bölgedeki istikrarı korumak ve enerji kaynaklarının uluslararası piyasalara entegrasyonunu sağlamak amacıyla arabuluculuk rolünü üstlenmiş durumda. Ancak Mitri'nin açıklamaları, ABD'nin çabalarının Lübnan iç siyasetindeki kırılgan dengeler nedeniyle henüz sonuç vermediğini gösteriyor. Öte yandan, İsrail'in Keşif-4 sahasında arama faaliyetlerine başlama tehdidi, tansiyonu yükseltirken, Hizbullah'ın olası bir askeri müdahale sinyali vermesi bölgesel bir çatışma riskini de beraberinde getiriyor. Bu bağlamda, çerçeve metnin onaylanmaması halinde, Doğu Akdeniz'de yeni bir gerilim dalgasının yaşanabileceği değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan-İsrail deniz sınırı anlaşmazlığı, Türkiye'nin Doğu Akdeniz politikası açısından yakından izlenmesi gereken bir gelişme. Türkiye, bölgedeki enerji kaynaklarının paylaşımında kendi çıkarlarını koruma amacıyla Libya ile imzaladığı deniz yetki alanları anlaşması ve Doğu Akdeniz'deki sondaj faaliyetleriyle benzer bir sürecin parçası olarak görülebilir. Lübnan'ın İsrail karşısında egemenlik taleplerinde ısrarcı olması, Türkiye'nin de bölgedeki hak arayışlarıyla paralel bir duruş sergilemesine olanak tanıyabilir. Ayrıca, Hizbullah'ın Lübnan siyasetindeki etkisi, Türkiye'nin bölgedeki denklemlerle ilgili hassasiyetini artırıyor. Türkiye'nin, Lübnan'ın egemenlik haklarını destekleyen bir tutum benimsemesi, Doğu Akdeniz'deki kendi pozisyonunu güçlendirebilir.