Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Trump yönetiminin Filistin Action örgütünü terör örgütü olarak sınıflandırma kararının, ifade özgürlüğü üzerinde orantısız ve gereksiz kısıtlamalar getirdiğini belirtti. BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği sözcüsü, kararın uluslararası insan hakları hukukuna aykırı olduğunu vurguladı.
Gelişmenin arka planı
ABD yönetimi, geçtiğimiz haftalarda Filistin Action adlı örgütü terör listesine almıştı. Örgüt, faaliyetlerini barışçıl protestolar ve savunuculuk yoluyla yürüttüğünü açıklamasına rağmen, ABD tarafından İsrail'e yönelik saldırıları teşvik ettiği gerekçesiyle hedef alındı.
BM İnsan Hakları Ofisi sözcüsü, yaptığı yazılı açıklamada, 'Bu tür bir niteleme, yalnızca örgütün kendisini değil, aynı zamanda Filistin davasını destekleyen sivil toplum aktörlerini de caydırma etkisi yaratmaktadır' ifadelerini kullandı.
İnsan hakları örgütleri, bu kararın Birleşmiş Milletler'in terörle mücadele standartlarıyla çeliştiğini ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunuyor. Uzmanlar, terör listelerinin yalnızca gerçek güvenlik tehditlerine karşı kullanılması gerektiğini, siyasi amaçlı kullanımının uluslararası hukuku ihlal ettiğini dile getiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Trump yönetiminin bu kararı, Filistin-İsrail çatışmasının tırmanmasına yönelik endişeleri artırıyor. Filistinli yetkililer, ABD'nin bu tutumunun barış sürecine zarar vereceğini ve iki devletli çözüm umutlarını zayıflatacağını ifade etti. Öte yandan İsrail hükümeti kararı memnuniyetle karşıladı ve İsrail'in güvenliğine yönelik tehditlerin bertaraf edilmesinin önemine dikkat çekti.
Birçok Avrupa ülkesi ve insan hakları savunucusu, bu tür tek taraflı terör listelerinin uluslararası toplumun mutabakatını yansıtmadığını hatırlatıyor. Birleşmiş Milletler, terör örgütü listeleri konusunda ortak bir kriter geliştirilmesi çağrısını yineliyor. Bu gelişme, küresel terörle mücadele politikalarında artan siyasallaşma eğiliminin bir yansıması olarak yorumlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destek ve bölgesel dengeler açısından önem taşıyor. Türkiye, geçmişte de Filistinli grupların terör örgütü olarak nitelendirilmesine karşı çıkmış ve uluslararası hukuka uygun bir çözüm bulunması çağrısı yapmıştı. Ankara yönetiminin bu konudaki tutumunun, Doğu Akdeniz'deki enerji iş birliği ve İsrail'le normalleşme sürecini etkileyip etkilemeyeceği merakla bekleniyor. Türkiye'nin BM platformlarında bu tür keyfi uygulamalara karşı girişimlerde bulunması beklenebilir.