ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'na (CENTCOM) bağlı bir teknik ekip, Lübnan ile İsrail arasında imzalanan deniz sınırı anlaşmasının sahadaki uygulamasını koordine etmek üzere Beyrut'a ulaştı. Middle East Eye'ın haberine göre, ekip anlaşmanın teknik detaylarını, sınır çizgilerinin belirlenmesini ve olası uyuşmazlıkların çözümünü ele alacak. ABD'nin arabuluculuğunda 27 Ekim 2022'de imzalanan tarihi anlaşma, Doğu Akdeniz'deki gaz sahalarına ilişkin egemenlik tartışmalarını sona erdirmiş ve bölgesel iş birliğinin önünü açmıştı.
Anlaşmanın arka planında enerji ve güvenlik hesapları
Lübnan ile İsrail arasındaki deniz sınırı anlaşmazlığı yıllarca süren gerginliğin ana kaynaklarından biriydi. Tartışmalı bölge, zengin doğal gaz yataklarına ev sahipliği yapıyor. Anlaşma, Lübnan'ın güney deniz sınırını İsrail karasularına yaklaşık 5 kilometre mesafede belirleyerek, her iki ülkenin de kendi münhasır ekonomik bölgelerinde hidrokarbon arama ve çıkarma faaliyetlerine devam etmesine olanak tanıyor. CENTCOM ekibinin varlığı, ABD'nin anlaşmanın sürdürülebilirliğini garanti altına alma ve bölgedeki istikrarı pekiştirme çabasının bir parçası olarak yorumlanıyor. Özellikle İsrail'in Gazze'ye yönelik operasyonları ve Lübnan'daki Hizbullah faktörü göz önüne alındığında, bu teknik destek diplomatik bir kırılganlık taşıyor.
Habere göre, CENTCOM heyeti sadece sınır çizgilerini değil, aynı zamanda askeri koordinasyon mekanizmalarını da masaya yatıracak. Bu, iki ülke arasında resmi bir barış anlaşması olmamasına rağmen, sahadaki olası bir askeri temasın risklerini azaltma amacını taşıyor. ABD'nin arabulucu rolü, hem İsrail'in güvenlik kaygılarını hem de Lübnan'ın ekonomik kriz içinde enerji arayışını dengelemeye çalışıyor.
Bölgesel boyut: Doğu Akdeniz'de yeni bir denklem
Lübnan-İsrail anlaşması, Doğu Akdeniz'deki enerji oyununda kritik bir kilometre taşı. Anlaşma sayesinde Lübnan, Ekim 2022'de ikinci kez denizde doğal gaz arama ihalesine çıktı ve uluslararası enerji şirketlerinin ilgisini çekti. İsrail ise Tartışmalı 'Qana' sahası dahil olmak üzere kendi payına düşen bölgelerde çalışmalarına hız verdi. Bu gelişme, Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi gibi aktörlerin de dahil olduğu Doğu Akdeniz enerji koridoru projelerini canlandırabilir. CENTCOM'un doğrudan sahadaki varlığı, ABD'nin bölgedeki askeri ve diplomatik angajmanının boyutunu gösteriyor. Washington, bu anlaşmayı Çin ve Rusya'nın bölgedeki nüfuzuna karşı bir denge unsuru olarak da görüyor. Öte yandan, anlaşmanın kalıcılığı Lübnan'daki siyasi istikrara bağlı; ülkede cumhurbaşkanlığı krizi ve ekonomik çöküş devam ederken, Hizbullah'ın anlaşmayı nasıl yorumlayacağı belirsizliğini koruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Doğu Akdeniz'deki enerji paylaşımı ve deniz yetki alanları konusunda kendi tezleri olan bir ülke. Lübnan-İsrail anlaşması, Mavi Vatan doktrini çerçevesinde Türkiye'nin de taraf olduğu bölgesel denklemde önemli bir referans noktası. Anlaşmanın ABD CENTCOM denetiminde uygulanması, Ankara'nın Doğu Akdeniz'deki askeri varlığını ve diplomatik girişimlerini doğrudan etkileyebilir. Türkiye, Libya ile yaptığı deniz yetki anlaşmasıyla bölgedeki alternatif bir ittifak inşa etmeye çalışırken, ABD'nin buradaki aktif rolü, Ankara-Washington arasında yeni bir rekabet alanı yaratabilir. Ayrıca, anlaşma Lübnan'daki enerji arayışını hızlandırırsa, Türk enerji şirketlerinin de ilgisini çekebilir. Ancak, Türkiye'nin Hizbullah ve Lübnan'daki diğer aktörlerle ilişkileri, bu sürecin dışında kalmaması için dengeli bir politika izlemesini gerektiriyor.