Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed El Nahyan'ın, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz'e gönderdiği mektup, Körfez bölgesindeki güç dengelerine ilişkin soru işaretlerini artırdı. Mektubun, Suudi Arabistan'ın fiili yöneticisi olarak görülen Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ı baypas etme amacı taşıdığı yorumları yapılıyor. Mektubun içeriği kamuoyuna açıklanmazken, taraflar arasındaki iletişimin doğrudan Kral Selman üzerinden yürütülmesi, Riyad ile Abu Dabi arasındaki gerilimli ilişkilere dair spekülasyonları beraberinde getirdi.
Gelişmenin arka planı
BAE Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed, Suudi Kralı Selman'a bir mektup göndererek ülkesinin Suudi Arabistan ile ilişkilerini güçlendirme arzusunu dile getirdi. Mektubun, Kral Selman'ın 88 yaşında olmasına rağmen devlet başkanı sıfatıyla doğrudan iletişim kurulması, dikkatleri Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın konumuna çekti. Veliaht Prens, 2017'de Kral Selman'ın tahttan çekilmesinin ardından ülkenin günlük yönetimini fiilen üstlenmiş durumda. Ancak Kral Selman'ın hâlâ resmi olarak devlet başkanı olması, diplomatik protokolün bu yönde işlemesine neden oluyor.
Uzmanlar, mektubun sembolik bir jest olmanın ötesinde, BAE'nin Suudi Arabistan'daki karar alma süreçlerinde doğrudan Kral Selman'a ağırlık verme niyetini yansıttığı görüşünde. Bu durum, iki ülke arasındaki ilişkilerin son yıllarda yaşadığı iniş çıkışlarla bağlantılı olarak yorumlanıyor. Özellikle Yemen'deki askeri operasyonlar, OPEC+ petrol politikaları ve İran ile ilişkilerde farklı yaklaşımlar, Abu Dabi ile Riyad arasında zaman zaman sürtüşmelere yol açmıştı.
Bölgesel açıdan boyut
BAE ile Suudi Arabistan arasındaki gerilimler, 2021'de Yemen'deki savaşta ortak cephenin dağılmasıyla belirginleşmişti. BAE, Birleşik Arap Emirlikleri'nin güneyindeki ayrılıkçı gruplara verdiği destekle, Suudi Arabistan'ın desteklediği uluslararası meşru hükümetle çatışmıştı. Ayrıca iki ülke, Orta Doğu'daki ABD askeri varlığının azalmasıyla boşalan alanı doldurma mücadelesinde de rakip olarak öne çıkıyor.
BAE'nin İsrail ile normalleşme anlaşması ve Türkiye ile yakınlaşması da Suudi Arabistan ile dış politika öncelikleri arasındaki farklılıkları ortaya koydu. Suudi Arabistan'ın Çin ile ilişkilerini derinleştirmesine karşın, BAE'nin Batı ile ilişkilerinde daha bağımsız bir çizgi izlemesi, iki ülkenin stratejik hedeflerindeki ayrışmayı gözler önüne seriyor.
Bu mektubun, Suudi Kraliyet ailesi içindeki güç mücadelesine dair mesajlar içerdiği de öne sürülüyor. Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın iktidarını sağlamlaştırmaya devam ettiği bir dönemde, BAE'nin Kral Selman ile doğrudan temas kurması, Veliaht Prens'in konumunu zayıflatma girişimi olarak algılanabilir. Bu tür diplomatik hamleler, Körfez monarşilerinin yazılı olmayan kuralları arasında önemli bir yere sahiptir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
BAE ve Suudi Arabistan arasındaki bu diplomatik manevra, Türkiye'nin Körfez bölgesiyle ilişkileri açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, bölgesel güç dengelerindeki değişimlere işaret etmesi bakımından önemlidir. Türkiye, son yıllarda hem BAE hem de Suudi Arabistan ile ilişkilerini normalleştirme çabası içinde. Bu iki ülke arasında yaşanabilecek bir rekabet, Türkiye'nin bölgedeki ticari ve diplomatik fırsatlarını etkileyebilir. Ayrıca, ABD'nin bölgeden çekilmesiyle oluşan boşlukta, Türkiye'nin denge unsuru olarak rolü artabilir. Bu nedenle, Körfez'deki iç gerilimlerin bölgesel istikrarı etkileme potansiyeli, Türk dış politikası açısından yakından takip edilmelidir.