Birleşmiş Milletler (BM) Özel Raportörü Francesca Albanese, ABD yönetiminin Filistin Halk Kurtuluş Cephesi'ni (FHKC) 'terör örgütü' listesine alma kararını sert bir dille kınadı. Albanese, bu adımın uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve Filistin halkının meşru mücadele hakkını gaspetme amacı taşıdığını belirtti. Karar, İsrail-Filistin çatışmasının tırmandığı bir dönemde, uluslararası toplumun tepkisini çekiyor.
Kararın Arka Planı ve BM Raportörünün Açıklamaları
ABD Dışişleri Bakanlığı, geçtiğimiz günlerde FHKC'yi terör örgütleri listesine eklediğini duyurmuştu. Bu karar, Trump yönetiminin ardından Biden yönetiminin de Filistin davasına yönelik tutumunu yansıtan önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. FHKC, 1967'de kurulan ve laik, sol görüşlü bir Filistin direniş hareketi olarak biliniyor. Örgüt, İsrail ile yapılan Oslo Anlaşması'nı reddetmesi ve silahlı mücadeleye devam etmesiyle tanınıyor.
BM Özel Raportörü Albanese, konuya ilişkin yazılı bir açıklama yaparak, ABD'nin bu kararının uluslararası insancıl hukuk ve insan hakları hukukuna aykırı olduğunu vurguladı. Albanese, “Birleşmiş Milletler'in Filistin topraklarındaki duruma ilişkin raporlarında, işgal altındaki halkın direniş hakkı açıkça tanınmaktadır. ABD'nin Filistin kurtuluş hareketlerini terörist ilan etmesi, bu hakkın ihlali anlamına gelmektedir” dedi. Raportör, ayrıca bu tür adımların barış sürecine zarar verdiğini ve taraflar arasındaki güveni daha da erozyona uğrattığını ifade etti.
Albanese, kararın zamanlamasının da dikkat çekici olduğunu belirterek, “Bu karar, Gazze'de ateşkesin sağlanması için uluslararası çabaların sürdüğü bir dönemde alındı. Bu, barışa katkı sağlamak bir yana, tansiyonu daha da yükseltecektir” şeklinde konuştu. Raportör, uluslararası toplumu bu karara karşı durmaya ve Filistin halkının haklarını savunmaya çağırdı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin bu kararı, Orta Doğu'daki dengeleri etkileme potansiyeli taşıyor. Filistinli grupların büyük bir kısmı, FHKC'ye verilen desteğini sürdürüyor. Özellikle mülteci kamplarında ve Batı Şeria'da etkili olan FHKC, Filistin davasının sembol isimlerinden biri olarak kabul ediliyor. Karar, Filistin Yönetimi ile ABD arasındaki ilişkileri de daha da gerginleştirebilir. Filistin Yönetimi, daha önce ABD'nin arabuluculuğunu reddettiğini açıklamıştı; bu adım, iki taraf arasındaki uçurumu daha da derinleştirebilir.
Uluslararası toplumdan da karara farklı tepkiler geliyor. Avrupa Birliği, terörizmle mücadelede ABD ile işbirliği yaptığını ancak bu tür kararların hukuki dayanaklarının incelenmesi gerektiğini belirtti. Rusya ise kararı 'provokatif' olarak nitelendirirken, Çin ise tarafları diyaloğa çağırdı. Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı, kararı kınayan ortak bir açıklama yayınlayarak, bunun barış sürecine zarar verdiğini vurguladı.
Karar, aynı zamanda ABD'nin Orta Doğu'daki müttefiklerini de zor durumda bırakıyor. Özellikle bazı Arap ülkeleri, İsrail ile normalleşme sürecini sürdürürken, Filistin halkının meşru haklarına destek verdiklerini göstermekte zorlanıyor. Bu durum, bölgede ABD'ye olan güveni daha da azaltabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği güçlü destekle biliniyor. Bu karar, Türkiye'nin geleneksel Filistin politikasına aykırı bir adım olarak değerlendirilebilir. Ankara'nın, FHKC'ye yönelik bu kararı kınaması ve uluslararası hukuka aykırı bulması beklenir. Türkiye, daha önce de benzer kararlara karşı BM nezdinde girişimlerde bulunmuştu. Bu tür adımlar, Türkiye'nin Orta Doğu'daki nüfuzunu artırma çabalarına da katkı sağlayabilir; zira Türkiye, Filistin halkının yanında durarak bölgedeki meşruiyetini güçlendiriyor. Öte yandan, bu durum Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir gerginlik unsuru olabilir; ancak iki ülke arasında diyalog kanallarının açık tutulması, bu tür sorunların aşılmasında önem taşıyor.