Kudüs'ün batı kesiminde Salı günü binlerce ultra-Ortodoks Yahudi, İsrail ordusuna zorunlu askerlik uygulamasını protesto etmek için bir araya geldi. İbranice yayın yapan medya kuruluşlarının aktardığına göre, göstericiler İsrail ordusunu "düşman ordu" olarak tanımladı. Kanal 12'nin haberine göre, binlerce Haredi'nin katıldığı yürüyüş "askere alma yasasına saygı" amacıyla düzenlendi.
Haredi Toplumu ve Askerlik Meselesi
Ultra-Ortodoks Yahudiler, İsrail'in kuruluşundan bu yana askerlik hizmetinden muaf tutuluyordu. Ancak bu muafiyet, 2017 yılında İsrail Yüksek Mahkemesi tarafından iptal edildi. Mahkeme, muafiyetin eşitlik ilkesine aykırı olduğuna hükmetti ve hükümete yeni bir düzenleme yapması için süre verdi. O tarihten bu yana Haredi toplumu ile devlet arasında gerilim zaman zaman artıyor.
Haredi liderler, dini eğitimin (Torah öğrenimi) korunmasının hayati olduğunu savunuyor ve genç erkeklerin askere alınmasının dini yaşamlarını tehlikeye atacağını belirtiyor. Öte yandan laik İsrailliler, askerlik yükünün adil paylaşılması gerektiğini dile getiriyor. Bu tartışma, İsrail siyasetinde koalisyon hükümetlerini sık sık zorlayan bir konu.
Salı günkü protesto, son dönemdeki en büyük Haredi gösterilerinden biri olarak kaydedildi. Göstericiler, ellerinde "Orduya hayır" ve "Torah'ımızı koruyacağız" yazılı pankartlar taşıdı. Polis, olayları kontrol altında tutmak için geniş güvenlik önlemleri aldı; ancak herhangi bir ciddi çatışma bildirilmedi.
İsrail'de Askerlik Tartışmasının Siyasi Boyutu
İsrail'de askerlik meselesi, yalnızca dini bir mesele değil, aynı zamanda derin bir sosyal ve siyasi yarılmadır. Haredi nüfusu hızla artıyor ve şu anda İsrail nüfusunun yaklaşık %13'ünü oluşturuyor. Bu oranın önümüzdeki on yıllarda %20'ye ulaşması bekleniyor. Bu durum, askerlik yükünün giderek daha küçük bir laik nüfus tarafından taşınması anlamına geliyor.
2023 yılında İsrail hükümeti, Haredi erkekler için askerlik muafiyetini sona erdiren bir yasa tasarısını gündeme getirdi ancak koalisyon ortaklarının direnci nedeniyle geri çekildi. Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki koalisyon, Haredi partilerin desteğine bağımlı olduğu için bu konuda adım atmakta zorlanıyor. Muhalefet ise hükümeti "eşitlikten kaçmakla" suçluyor.
Ordunun da bu konuda endişeleri var. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) yetkilileri, artan güvenlik tehditleri karşısında daha fazla askere ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor. Özellikle Gazze ve Lübnan sınırındaki gerilim, asker ihtiyacını artırmış durumda.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
İsrail içindeki bu tartışma, ülkenin demografik yapısı ve sosyal dokusu açısından uzun vadeli sonuçlar doğurabilir. Haredi toplumunun askere alınması, yalnızca pratik bir mesele değil; aynı zamanda İsrail'in "Yahudi ve demokratik devlet" kimliği arasındaki dengeyi nasıl kuracağına dair bir gösterge.
Uluslararası kamuoyu, İsrail'in insan hakları ve eşitlik konusundaki performansını yakından izliyor. Özellikle Avrupa Birliği ve ABD, İsrail'deki azınlık gruplarının hakları konusunda duyarlı. Haredi protestoları, İsrail'in iç işleyişine dair bir kesit sunarken, ülkenin Batı ile ilişkilerinde de zaman zaman gündeme geliyor.
Öte yandan, bu tür protestolar İsrail toplumunda kutuplaşmayı derinleştirebilir. Son yıllarda laik ve dindar kesimler arasındaki uçurum artıyor. Askerlik meselesi, bu ayrışmanın en görünür sembollerinden biri haline gelmiş durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'deki Haredi protestoları, Türkiye'nin doğrudan bir tarafı olmadığı bir iç mesele gibi görünse de, bölgesel istikrar açısından dolaylı etkileri olabilir. İsrail ordusunun asker ihtiyacı ve iç tartışmalar, ülkenin güvenlik politikalarını ve dış müdahale kapasitesini etkileyebilir. Türkiye, Ortadoğu'da istikrarın korunmasına önem veriyor ve İsrail'in iç gerilimleri, bölgesel dengeleri sarsabilir. Ayrıca, Türkiye'nin İsrail ile ilişkileri son yıllarda normalleşme sürecinde; İsrail iç siyasetindeki kırılganlıklar, bu süreci yavaşlatabilir. Dolayısıyla Türkiye, İsrail'deki sosyal ve siyasi gelişmeleri dikkatle izlemeli.