ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yürütülen barış görüşmelerinde Tahran'a 'hiçbir şey' teklif etmediğini açıkladı. Bu açıklama, İran Devrim Muhafızları'nın Amerikan seçmenlerine çağrıda bulunarak Kasım ayındaki ara seçimlerde Trump'ı sandıkta cezalandırmalarını istemesinin hemen ardından geldi. Açıklamalar sonrasında küresel piyasalarda petrol fiyatları yükselişe geçti. İki ülke arasındaki gerilim, son aylarda karşılıklı sert söylemlerle tırmanırken, diplomatik bir çözüm umudu bir kez daha zayıfladı.
Gelişmelerin Arka Planı
ABD ile İran arasındaki ilişkiler, 2018'de Washington'un İran nükleer anlaşmasından çekilmesi ve yaptırımları yeniden uygulamaya koymasıyla birlikte hızla bozuldu. Son haftalarda ise iki ülke arasında doğrudan ya da dolaylı görüşmelerin yapıldığına dair haberler gündeme gelmişti. Ancak Trump'ın son açıklaması, bu süreçte İran'a somut bir taviz ya da teşvik sunulmadığını ortaya koydu.
Trump, bir açıklamasında "Onlara hiçbir şey teklif etmedim. Barış istiyorlarsa, kendileri gelip anlaşma yapmalı" ifadelerini kullandı. Bu sözler, Beyaz Saray'ın İran'a yönelik 'azami baskı' politikasında bir değişiklik olmadığını gösteriyor. İran tarafından ise Devrim Muhafızları'na bağlı kaynaklar, Amerikan kamuoyuna yönelik alışılmadık bir çağrı yaparak, Kasım 2022'de yapılacak ara seçimlerde Trump yönetiminin politikalarının bedelini sandıkta ödemeleri gerektiğini belirtti.
Devrim Muhafızları'nın bu çağrısı, İran'ın ABD iç siyasetine müdahale olarak yorumlanabilecek nadir bir hamlesi olarak dikkat çekti. Tahran yönetimi, Trump'ın olası bir ikinci döneminde daha da sert bir yaklaşımla karşılaşmaktan endişe ediyor. Bu nedenle İran, Amerikan seçmenini etkilemeye yönelik mesajlar veriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Petrol fiyatlarının yükselmesi, Orta Doğu'daki gerilimin küresel enerji piyasaları üzerindeki doğrudan etkisini gösteriyor. Brent petrolün varil fiyatı, açıklamaların ardından yüzde 2'yi aşan bir artışla 90 doların üzerine çıktı. Analistler, İran'ın günlük 2,5 milyon varili aşan petrol ihracatının olası bir askeri çatışma veya yeni yaptırımlarla kesintiye uğraması durumunda fiyatların daha da artabileceği uyarısında bulunuyor.
Öte yandan, İran'ın nükleer programına ilişkin belirsizlik sürüyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini son aylarda hızlandırdığını rapor etmişti. Batılı ülkeler, İran'ın nükleer silah edinme kapasitesine ulaşmasından endişe ederken, Tahran yönetimi programın barışçıl olduğunu savunuyor. ABD'nin askeri bir seçeneği masada tuttuğu biliniyor; ancak Trump yönetimi şu ana kadar doğrudan bir çatışmaya girmekten kaçındı.
Bölgesel aktörler de gelişmeleri yakından izliyor. İsrail, İran'ın nükleer tesislerine yönelik olası bir saldırı için hazırlıklarını sürdürüyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ise hem İran ile diyalog kanallarını açık tutmaya hem de ABD ile güvenlik iş birliğini güçlendirmeye çalışıyor. Rusya ve Çin, İran'a yönelik yeni yaptırımlara karşı çıkarak, diplomatik çözüm çağrısı yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-ABD geriliminin tırmanması, Türkiye'yi doğrudan etkiliyor. Türkiye, İran ile uzun bir kara sınırına sahip ve iki ülke arasındaki ticaret hacmi yıllık 5 milyar doları aşıyor. Petrol fiyatlarındaki artış, Türkiye'nin enerji ithalat faturasını yükselterek cari açığı ve enflasyonu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, olası bir askeri çatışma, Türkiye'nin güneydoğu sınırında istikrarsızlık yaratabilir ve mülteci akınını tetikleyebilir. Türkiye, hem ABD hem de İran ile dengeli ilişkiler yürütmeye çalışırken, bu gerilimde arabuluculuk rolü üstlenebilir. Ancak Washington'ın Tahran'a yönelik sert tutumu, Ankara'nın manevra alanını daraltıyor.