Etiyopya'nın kuzeyindeki Tigray bölgesinde çatışmalar yeniden alevlendi ve kırılgan barışı paramparça etti. İsyancı güçler ile federal ordu arasındaki çatışmalar, iletişim kesintileri altında sivilleri ateş hattında bıraktı. DW, bölgedeki sivillerle görüştü; ancak telefon ve internet bağlantıları kesik olduğu için bilgi akışı son derece kısıtlı. Çatışmalar, geçen yıl imzalanan barış anlaşmasına rağmen yeniden şiddetlendi.
Barış Anlaşması Neden Bozuldu?
Kasım 2022'de Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) ile Etiyopya federal hükümeti arasında imzalanan Pretoria Anlaşması, iki yıl süren yıkıcı savaşı sona erdirmişti. Ancak anlaşmanın uygulanmasında yaşanan aksaklıklar, silahlı grupların entegrasyonu ve bölgedeki siyasi belirsizlik, yeni çatışmaların zeminini hazırladı. Ağustos 2023'te başlayan çatışmalar, özellikle Tigray'ın güney ve batı sınırlarında yoğunlaştı. Federal hükümet, TPLF'yi anlaşmayı ihlal etmekle suçlarken; TPLF, federal güçlerin ve müttefiki Eritre ordusunun bölgeye saldırdığını iddia ediyor.
Bölgedeki iletişim ağları neredeyse tamamen çökmüş durumda. DW muhabirleri, uydu telefonu üzerinden görüştükleri sivillerden alınan bilgilere göre, birçok köyde insanlar evlerini terk etmek zorunda kalmış, hastaneler ve okullar kapanmış durumda. Bir görgü tanığı, "Top sesleri susmuyor, geceleri uyuyamıyoruz. Yiyecek ve ilaç bulmakta zorlanıyoruz" dedi. Ancak bu ifadeler bağımsız kaynaklarca doğrulanamıyor.
Uluslararası yardım kuruluşları, bölgeye insani erişimin neredeyse imkânsız olduğunu belirtiyor. Birleşmiş Milletler, Tigray'de 5 milyondan fazla insanın acil yardıma ihtiyaç duyduğunu tahmin ediyor. Ancak güvenlik endişeleri ve bürokratik engeller nedeniyle yardımlar ulaştırılamıyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Etiyopya'daki çatışma, sadece ülke içinde değil, tüm Afrika Boynuzu'nda istikrarsızlık yaratıyor. Eritre, çatışmaya doğrudan müdahil olmakla suçlanıyor; ancak Eritre hükümeti iddiaları reddediyor. Sudan ve Güney Sudan gibi komşu ülkeler, mülteci akınlarıyla karşı karşıya. Bölgesel örgüt IGAD ve Afrika Birliği, tarafları diyaloğa çağırsa da somut bir sonuç alınamadı. ABD ve Avrupa Birliği, çatışmanın durdurulması için baskı yapıyor; ancak yaptırım tehditleri şimdiye kadar etkili olmadı.
Küresel anlamda, Etiyopya'daki istikrarsızlık, Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ndeki güvenlik dengelerini de etkiliyor. Bölge, dünya ticaretinin önemli bir geçiş noktası. Ayrıca, Çin ve Rusya'nın Afrika Boynuzu'ndaki artan etkisi, Batılı ülkelerin bölgeye yönelik politikalarını zorlaştırıyor. Etiyopya, son yıllarda BRICS'e katılarak Batı'dan uzaklaşma sinyali vermişti. Bu çatışma, küresel güçler arasındaki rekabetin bir yansıması olarak da okunabilir.
İnsan hakları örgütleri, çatışmanın her iki tarafında da sivillere yönelik ihlaller olduğunu raporluyor. Amnesty International, Tigray'de keyfi gözaltılar, işkence ve cinsel şiddet vakalarının arttığını belirtiyor. Ancak iletişim kesintileri nedeniyle bu iddiaların doğrulanması güç.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Etiyopya, Türkiye'nin Afrika açılımında stratejik bir ortak olarak öne çıkıyor. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) ve Türk müteahhitlik firmaları, ülkede altyapı ve kalkınma projelerinde aktif. Ancak Tigray'daki çatışmalar, Türkiye'nin bölgedeki ekonomik ve diplomatik çıkarlarını riske atıyor. İstikrarsızlık, yatırımları tehdit ederken; mülteci akınları ve insani kriz, Türkiye'nin insani yardım politikalarını zorlayabilir. Ayrıca, Etiyopya'nın BRICS üyeliği ve Batı ile yaşadığı gerilim, Türkiye'nin denge politikası açısından dikkatle izlenmeli. Türkiye, bölgesel istikrarın sağlanması için Afrika Birliği ve BM nezdinde diplomatik girişimlerde bulunabilir. Uzun vadede, Etiyopya'daki çatışma, Türkiye'nin Afrika Boynuzu'ndaki etkinliğini sınırlayabilir.