Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro, İsrail'in Gazze Şeridi'nde yürüttüğü askeri operasyonları Nazi rejimine benzeterek uluslararası kamuoyunda yankı uyandıran sert bir açıklama yaptı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) düzenlenen toplantıda konuşan Petro, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarında on binlerce sivilin hayatını kaybettiğini belirterek, 'Gazze'ye yağmur gibi füzeler yağdırıyorlar. Bu, bir soykırımdır. İsrail'in tutumu, Nazi rejimini andırmaktadır' ifadelerini kullandı. Petro'nun bu sözleri, İsrail Dışişleri Bakanlığı tarafından sert bir dille kınandı. Bakanlık sözcüsü, 'Bu, Holokost'a hakaret ve İsrail'in meşru müdafaa hakkını görmezden gelen utanç verici bir iftiradır' dedi. İsrail'in BM Büyükelçisi Gilad Erdan da Petro'yu 'Yahudi düşmanı olmakla suçlayarak' tepki gösterdi. Kolombiya lideri, İsrail ile diplomatik ilişkilerin kesilmesi çağrısında bulunan Latin Amerikalı liderler arasında yer alıyor. Petro, daha önce de İsrail'in Gazze'deki operasyonlarını kınamış ve 'soykırım' olarak nitelendirmişti.
Gerginliğin arka planı
Petro'nun bu çıkışı, İsrail-Hamas çatışmasının 100'üncü gününü geride bıraktığı döneme denk geldi. 7 Ekim 2023'te Hamas'ın düzenlediği saldırının ardından İsrail'in Gazze'ye yönelik yoğun hava ve kara operasyonları başlamış, bu operasyonlarda şu ana kadar 30 binin üzerinde Filistinlinin hayatını kaybettiği bildirilmişti. Kolombiya, İsrail'in saldırılarına karşı en sert tepki gösteren Latin Amerika ülkelerinden biri olarak öne çıkıyor. Petro, 2022'de göreve geldikten sonra Filistin davasına verdiği destekle tanınıyor. Kolombiya, 2023'te İsrail'e yönelik silah ambargosu uygulamaya başlamış ve büyükelçisini geri çekmişti. İsrail ise bu hamlelere karşılık olarak Kolombiya'ya askeri yardımı durdurmuştu. Petro'nun son açıklamaları, iki ülke arasındaki gerginliği daha da tırmandırdı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 'Petro'nun sözleri gerçeklikten kopuktur. İsrail, Hamas terör örgütüne karşı meşru müdafaa yapmaktadır' diye konuştu.
Bölgesel ve küresel boyut
Petro'nun Nazi benzetmesi, İsrail-Filistin çatışmasına dair küresel söylemin giderek sertleştiğini gösteriyor. Birçok Latin Amerika ülkesi, İsrail'in Gazze operasyonlarını 'orantısız güç kullanımı' olarak nitelendiriyor. Bolivya, Belize ve Şili gibi ülkeler de İsrail ile diplomatik ilişkileri askıya aldı veya büyükelçilerini geri çekti. ABD ve Avrupa Birliği ise İsrail'in meşru müdafaa hakkını desteklerken, sivillerin korunması çağrısı yapıyor. BMGK'da ateşkes kararı için yapılan oylamalar, ABD'nin veto hakkı nedeniyle sonuçsuz kaldı. Petro'nun BMGK'daki konuşması, küresel Güney ülkelerinin İsrail'e yönelik artan eleştirilerini yansıtıyor. Aynı zamanda, bu tür benzetmelerin Holokost'un siyasallaştırılmasına yol açtığı yönünde eleştiriler de mevcut. Alman hükümeti sözcüsü, 'Nazi rejimi ile herhangi bir kıyaslama kabul edilemez ve tarihi gerçekleri çarpıtmaktadır' açıklamasında bulundu. Rusya ve Çin ise Petro'nun sözlerine dolaylı destek verirken, İsrail'e yönelik kınamalarını yineledi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Petro'nun İsrail'e yönelik Nazi benzetmesi, Türkiye'nin de İsrail'i sık sık eleştirdiği bir dönemde gündeme geldi. Türkiye, Gazze'deki sivil kayıplar nedeniyle İsrail'i 'soykırım' yapmakla suçlamış ve uluslararası mahkemelere başvurmuştu. Kolombiya'nın tutumu, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destekle örtüşse de, iki ülke arasında doğrudan bir iş birliği bulunmuyor. Bölgesel düzeyde, Petro'nun çıkışı Latin Amerika'da Filistin yanlısı söylemi güçlendirirken, Türkiye'nin bu ülkelerle diyalogunu olumlu etkileyebilir. Ancak Türkiye'nin kendi dış politikasında, İsrail ile ekonomik ve diplomatik ilişkileri tamamen koparmamaya özen gösterdiği biliniyor. Bu nedenle Petro'nun sert söylemi, Türkiye için bir model teşkil etmekten ziyade, küresel kamuoyunda İsrail'e yönelik hassasiyeti artıran bir unsur olarak değerlendirilebilir.