Dünya Kupası heyecanı küresel bir kutlamaya dönüşürken, Gazze Şeridi'nde savaş ve yıkımın ortasında yaşayan Filistinli futbolcular, turnuvadan dışlanmışlık duygusuyla karşı karşıya. İsrail ablukası altındaki bölgede antrenman yapmaya devam eden oyuncular, uluslararası futbol arenasında kendilerine yer bulamamanın hayal kırıklığını yaşıyor. FIFA'ya bağlı Filistin Futbol Federasyonu'nun çabalarına rağmen, Gazze'deki takımlar ne Dünya Kupası'nda ne de diğer büyük turnuvalarda temsil edilebiliyor. Bu durum, sadece sportif bir eksiklik değil, aynı zamanda siyasi izolasyonun bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Yıkık sahalarda yeşil sahaya tutunma çabası
Gazze'deki futbol sahaları, İsrail'in 7 Ekim 2023'te başlattığı yoğun bombardıman ve kara harekatı sonucu büyük ölçüde tahrip oldu. Birleşmiş Milletler verilerine göre, bölgedeki 12 futbol sahasından 8'i kullanılamaz hale geldi. Buna rağmen, genç futbolcular enkazların arasında, bombalanmış stadyumların kalan kısımlarında antrenman yapmaya devam ediyor. Gazze'nin tanınmış kulüplerinden El-Selah'ın kaptanı Muhammed Ebu Zeyd, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Biz sadece top oynamak istiyoruz. Dünya Kupası'nı televizyondan izlemek zorunda kalmak çok acı. Biz de orada olmayı hak ediyoruz" dedi. FIFA ve UEFA'nın bölgeye yönelik yardım programları kapsamında, Gazze'deki futbol altyapısının yeniden inşası için 10 milyon dolarlık bir fon ayrıldı. Ancak bu fonun büyük kısmı, süregelen çatışmalar ve lojistik engeller nedeniyle henüz kullanılamadı. Filistin Futbol Federasyonu Başkanı Cibril Racub, uluslararası topluma çağrıda bulunarak, Filistinli sporcuların da küresel spor etkinliklerine katılımının önündeki engellerin kaldırılmasını talep etti.
Genç futbolcular için futbol, savaşın travmasından uzaklaşmanın tek yolu. 16 yaşındaki Ali el-Helvey, "Her gün bomba sesleri duyuyoruz, arkadaşlarımızı kaybediyoruz. Ama sahaya çıktığımızda dünyayı unutuyoruz" ifadelerini kullandı. Ancak Dünya Kupası'nın büyük ekranlardan yayınlandığı bugünlerde, Gazze'deki futbolcular kendilerini daha da soyutlanmış hissediyor. Sosyal medyada #GazzeUnutulmasın etiketiyle yürütülen kampanyalar ise uluslararası kamuoyunun dikkatini çekmeyi amaçlıyor.
Uluslararası boykot ve tanınma mücadelesi
Filistin, FIFA tarafından 1998 yılında tanınmasına rağmen, Dünya Kupası'na katılma hakkı elde edemedi. Bunun en önemli nedeni, İsrail ablukası ve siyasi izolasyon nedeniyle Filistinli oyuncuların düzenli lig maçları yapamaması, uluslararası maçlara ev sahipliği yapamaması ve FIFA tarafından belirlenen altyapı standartlarını karşılayamaması. Geçtiğimiz yıl FIFA, İsrail'in Filistin futboluna yönelik kısıtlamalarını kınayan bir karar aldı ancak bu karar pratikte bir değişiklik yaratmadı. Uluslararası spor hukuku uzmanı Dr. Ahmed el-Hindawi'ye göre, "Filistin'in Dünya Kupası'na katılamaması, bir spor meselesinden çok politik bir sorundur. İsrail'in işgal politikaları, Filistinli sporcuların temel haklarını ihlal etmektedir." Dünya genelinde İsrail'in katıldığı spor etkinliklerine yönelik boykot çağrıları artsa da, FIFA ve Uluslararası Olimpiyat Komitesi bu çağrılara mesafeli duruyor.
Bölgesel düzeyde, Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı, Filistin futbolunun desteklenmesi için ortak girişimler başlattı. Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri, Gazze'deki futbol sahalarının onarımı için mali yardım sözü verdi. Ancak bu yardımların etkin bir şekilde ulaştırılması, sınır geçişlerinin açık olmasına ve ateşkesin kalıcı hale gelmesine bağlı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği tarihsel destek ve Gazze'deki insani krize yönelik aktif diplomasisi ile bu konuda önemli bir aktör. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın FIFA nezdinde yaptığı girişimler ve Filistin sporuna yönelik destek programları, Türkiye'nin bölgedeki nüfuzunu pekiştirmektedir. Ayrıca, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) aracılığıyla Gazze'deki spor tesislerinin rehabilitasyonu için yürütülen projeler, Türkiye'nin yumuşak gücünü artırmaktadır. Bu gelişme, Türkiye'nin Orta Doğu'da arabuluculuk rolünü güçlendirmesi ve uluslararası spor diplomasisinde etkin bir pozisyon alması açısından fırsatlar sunmaktadır.