İsrail'in eski Londra Büyükelçisi ve Başbakan Netanyahu'nun eski kıdemli danışmanı Mark Regev, İsrail'in Güney Lübnan'daki askeri operasyonlarının sürdürülmesinin kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Regev, Bloomberg’e verdiği mülakatta, Hizbullah'ın İsrail sınırına yeniden konuşlanmasını engellemek için İsrail ordusunun bölgede kalması gerektiğini ifade etti. Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, İsrail'in Lübnan'daki askeri harekâtından duyduğu rahatsızlığı dile getirerek, Suriye'nin Hizbullah'la mücadelede daha başarılı olabileceğini ima etti.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail-Lübnan sınırında tansiyon, İsrail'in Ekim 2023'te başlattığı geniş çaplı operasyonlarla zirveye ulaştı. Hizbullah'ın İsrail topraklarına füze saldırıları ve sınır ötesi baskınlar düzenlemesi sonrası İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyinde kara harekâtı başlatmıştı. Regev, uluslararası toplumun baskılarına rağmen İsrail'in güvenlik garantileri sağlanana kadar çekilmemesi gerektiğini belirtti. Ayrıca, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarının uygulanması çağrısında bulunan Regev, Hizbullah'ın silahsızlandırılması ve Litani Nehri'nin güneyine çekilmesi gerektiğini hatırlattı.
Trump'ın yorumları, ABD yönetimi içindeki bölünmeleri yansıtıyor. Trump, İsrail'in orantısız güç kullandığını ima ederken, Suriye yönetiminin Hizbullah'a karşı daha etkili olabileceği yönündeki sözleri tartışma yarattı. Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, yıllardır Hizbullah'ı desteklemiş bir aktör. Bu nedenle Trump'ın Suriye'ye yönelik bu övgüsü, ABD'nin İsrail'e verdiği desteğin sorgulanmasına yol açtı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Lübnan'daki kriz, bölgesel güç dengelerini yeniden şekillendiriyor. İsrail'in güney Lübnan'da kalıcı bir tampon bölge oluşturma niyeti, uluslararası hukuk açısından tartışmalı. Arap Birliği ve Avrupa Birliği, İsrail'e sınır ihlalleri konusunda uyarıda bulunurken, İran destekli Hizbullah ise direnişini sürdüreceğini açıkladı. Bu durum, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları ve deniz yetki alanları tartışmalarını da etkiliyor. Regev, İsrail'in Lübnan'daki varlığının sadece askeri değil, aynı zamanda diplomatik bir hamle olduğunu, çünkü Hizbullah'ın zayıflamasının İran'ın bölgedeki nüfuzunu kıracağını savundu. Ancak Trump'ın Suriye'ye yönelik referansı, ABD'nin Ortadoğu politikasında paradoksal bir durum yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki gelişmeleri yakından takip ediyor. İsrail'in güney Lübnan'da varlık göstermesi, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji çıkarları ve Mavi Vatan doktrini açısından doğrudan bir tehdit oluşturmasa da, bölgesel istikrarsızlık Türkiye'nin güney sınırlarındaki güvenlik ortamını etkileyebilir. Türkiye, Hizbullah'ı terör örgütü olarak kabul etmiyor, bu nedenle İsrail'in operasyonları Ankara tarafından Lübnan'ın egemenliğine müdahale olarak değerlendiriliyor. Trump'ın Suriye'yi övmesi ise, Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyindeki varlığı ve PKK/YPG'ye karşı mücadelesi bağlamında ilginç bir paralellik sunuyor. Sonuç olarak, Lübnan'daki kriz, Türkiye'nin bölgesel denkleme daha aktif müdahil olmasını gerektirebilir.