İsrail'in Lübnan'a yönelik hava saldırılarında can kaybı 3.826'ya yükselirken, yaralı sayısı 15.800'ü aştı. Lübnan Sağlık Bakanlığı'nın son verilerine göre, saldırılarda ölenlerin büyük çoğunluğunu siviller oluşturuyor. Çatışmaların yoğunlaştığı güney bölgeleri başta olmak üzere ülke genelinde altyapı büyük zarar gördü. Birleşmiş Milletler, insani durumun kritik boyutlara ulaştığı uyarısında bulunurken, uluslararası toplum ateşkes çağrılarını artırıyor.
Gelişmenin arka planı
İsrail ordusu, 7 Ekim 2023'te başlayan çatışmaların ardından Lübnan'ın güneyinde Hizbullah hedeflerine yönelik saldırılarını 2024 sonbaharında önemli ölçüde yoğunlaştırdı. Saldırılarda Beyrut'un güney banliyöleri, Beka Vadisi ve Sur çevresi ağır bombardımana maruz kaldı. İsrail, operasyonlarının amacının kuzey sınırındaki güvenliği sağlamak ve yerinden edilmiş 60 bin İsraillinin evlerine dönmesini mümkün kılmak olduğunu açıkladı. Ancak Lübnan hükümeti, saldırılarda okul, hastane ve cami gibi sivil yapıların da hedef alındığını belgeledi. Dünya Sağlık Örgütü, Lübnan'da sağlık sisteminin çökme noktasına geldiğini, 20'den fazla hastanenin hizmet dışı kaldığını bildirdi.
Bölgesel ve küresel boyut
Lübnan'daki çatışmalar, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde ele alınırken ABD ve Fransa liderliğindeki uluslararası girişimler ateşkes sağlanması için yoğunlaştı. İran destekli Hizbullah'ın savaşın taraflarından biri olması, çatışmayı bölgesel bir boyuta taşıyor. İsrail, Hizbullah'ın roket saldırılarına karşılık olarak sivil kayıpları azaltma yönünde uluslararası baskıyla karşı karşıya. Avrupa Birliği, çatışmaların büyümesinin Akdeniz'de istikrarsızlığı artırabileceği uyarısında bulunurken, Türkiye başta olmak üzere birçok ülke vatandaşlarını Lübnan'dan tahliye etmeye başladı. Ekonomik kayıpların milyarlarca doları bulduğu tahmin edilirken, Lübnan'ın zaten kırılgan olan ekonomisi çöküşün eşiğine geldi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan'daki çatışmalar, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji güvenliği ve bölgesel istikrar hedefleri açısından doğrudan tehdit oluşturuyor. Türkiye, bir yandan Lübnan'daki Türk vatandaşlarını tahliye ederken diğer yandan insani yardım çabalarını sürdürüyor. Aynı zamanda, İsrail-Hizbullah çatışmasının büyümesi Suriye'deki durumu da etkileyerek Türkiye'nin güney sınırında yeni bir göç dalgası riskini ortaya çıkarıyor. Türk diplomatik misyonları, ateşkes için uluslararası girişimlerde aktif rol alırken, Libya ve Doğu Akdeniz'deki dengelerin de bu krizden etkilenmesi bekleniyor.