ABD Başkanı Donald Trump, Kanada'da düzenlenen G7 Zirvesi'nde liderlere ABD ile İran arasında varılan mutabakat hakkında brifing verdi. Almanya Başbakanı Friedrich Merz, liderlerin anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını belirterek müzakerelerin ikinci aşamasına hızla geçilmesi ve Hürmüz Boğazı'nın derhal ve herhangi bir kısıtlama olmaksızın yeniden açılması çağrısında bulundu.
G7 Zirvesi'nde ABD-İran Mutabakatı Masaya Yatırıldı
Kanada'nın Quebec kentinde gerçekleştirilen G7 Liderler Zirvesi, küresel ticaret ve güvenlik başlıklarının yanı sıra ABD-İran arasındaki kritik müzakerelere de sahne oldu. Zirve öncesi yoğun diplomatik trafik yaşanırken, ABD Başkanı Trump'ın müttefiklere İran ile varılan çerçeve mutabakatın ana hatlarını aktarması bekleniyordu.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, zirve sonrası yaptığı açıklamada, "Sayın Başkan Trump bize ABD ile İran arasındaki müzakerelerin mevcut durumu ve mutabakatın ana unsurları hakkında kapsamlı bir bilgi verdi. Bütün G7 liderleri bu olumlu gelişmeyi memnuniyetle karşıladı" dedi. Merz, özellikle Hürmüz Boğazı'nın acilen uluslararası deniz hukukuna uygun şekilde, herhangi bir engelleme olmaksızın yeniden açılması gerektiğini vurguladı.
Zirvede ayrıca mutabakatın ikinci aşamasına geçilmesi yönünde ortak bir irade oluştuğu belirtilirken, bu aşamada İran'ın nükleer programına ilişkin daha kapsamlı düzenlemeler ve bölgesel güvenlik garantilerinin ele alınması bekleniyor. Almanya, Fransa ve İngiltere'nin, müzakerelerin devamında teknik ekiplerle destek sağlamaya hazır oldukları ifade edildi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD-İran mutabakatı, küresel enerji piyasaları ve Ortadoğu'daki güç dengeleri açısından kritik bir dönemeç olarak değerlendiriliyor. Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, özellikle petrol ve doğalgaz fiyatlarında önemli bir düşüşü beraberinde getirebilir. Boğaz, dünya ham petrol ticaretinin yaklaşık beşte birine ev sahipliği yapıyor; son aylarda İran'ın uyguladığı fiili kısıtlamalar nedeniyle küresel enerji arz güvenliği ciddi şekilde tehdit edilmişti.
Mutabakatın ikinci aşamasına geçiş, İran'ın nükleer dosyasının yeniden ve daha kapsamlı bir şekilde ele alınmasını gerektiriyor. Uzmanlar, Tahran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerine getirilecek sınırlamalar ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın denetimlerinin artırılması konusunda somut adımlar atılmasını bekliyor. Ayrıca İran'ın bölgedeki vekil güçler aracılığıyla yürüttüğü faaliyetlerin de masada olacağı belirtiliyor.
G7 ülkeleri, mutabakatın sadece ABD-İran ikili ilişkilerini değil, tüm Ortadoğu'nun istikrarını etkileyeceğini düşünüyor. Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkeleri, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasından en fazla fayda sağlayacak ülkelerin başında geliyor. İsrail ise İran'ın nükleer programına yönelik daha sıkı denetimler talep ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD ile İran arasında varılan bu mutabakat, Türkiye'nin enerji tedarik güvenliği ve bölgesel istikrar vizyonu açısından kritik bir önem taşıyor. Hürmüz Boğazı'nın açılması, Türkiye'nin Körfez ve Orta Asya enerji kaynaklarına erişimini kolaylaştıracak, aynı zamanda doğalgaz ve petrol fiyatlarında düşüşe neden olarak cari açık üzerinde olumlu etki yaratabilir. Diplomatik açıdan ise Ankara, İran'la ekonomik ilişkilerini sürdürürken ABD ile yaşadığı gerginlikleri yönetmek zorunda. Mutabakatın ikinci aşaması, İran'ın nükleer programına ilişkin düzenlemeleri içereceğinden Türkiye'nin bölgedeki nükleer silahlanma karşıtı duruşuyla uyumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Ancak İran'a yönelik yaptırımların hafiflemesi, iki ülke arasındaki ticaret hacmini artırabilir.