İsrail ordusu, 23 Eylül 2024 sabahı itibarıyla güney Lübnan'da geniş çaplı hava saldırıları ve topçu bombardımanı başlattı. Saldırılarda şu ana kadar en az 50 kişinin hayatını kaybettiği, yüzlerce kişinin yaralandığı belirtiliyor. Lübnan Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, vurulan yerleşim yerleri arasında Nabatiye, Sur, Bint Cübeyl ve Marciyun bölgelerinin bulunduğu ifade edildi. İsrail ordusu, operasyonun Hizbullah'a ait askeri altyapıya yönelik olduğunu öne sürerken, Lübnan yönetimi saldırıları kınayarak uluslararası topluma müdahale çağrısı yaptı.
Saldırının arka planı ve gelişmeler
İsrail-Lübnan sınırında 7 Ekim 2023'ten bu yana devam eden çatışmalar, son haftalarda yoğunlaştı. Hizbullah, İsrail'in Gazze'deki operasyonlarına misilleme olarak kuzey sınırından roket ve füzelerle saldırılar düzenliyordu. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 22 Eylül akşamı yaptığı açıklamada kuzeydeki güvenlik durumunun dayanılmaz olduğunu belirtmiş ve askeri seçeneklerin masada olduğunu ima etmişti. Bugünkü operasyonun planlı olduğu ve İsrail Genelkurmayı'nın haftalar süren hazırlığın ardından başladığı ifade ediliyor. İsrail savaş uçakları, hedefleri arasında Hizbullah'ın roket rampaları, komuta merkezleri ve Cebel Amil bölgesindeki silah depolarını vurduğunu duyurdu. Lübnan kaynakları ise bombalanan bazı bölgelerde sivil altyapının da zarar gördüğünü aktarıyor. Saldırılar sırasında birçok köy boşaltılırken, on binlerce kişinin kuzeye doğru göç ettiği bildiriliyor. Bu, 2006 savaşından bu yana İsrail'in Lübnan'a yönelik en kapsamlı askeri harekatı olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail'in saldırıları, Ortadoğu'da yeni bir savaşın kapısını aralayabilir. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, yayımladığı yazılı açıklamada, 'İsrail'in bu saldırıları karşılıksız kalmayacak, savaş alanını genişleteceğiz' uyarısında bulundu. İran Dışişleri Bakanlığı, İsrail'in Lübnan'daki eylemlerine karşı İslam ülkelerine harekete geçme çağrısı yaparken, ABD Savunma Bakanlığı, İsrail'in kendini savunma hakkı olduğunu ancak sivil kayıpların artmasından endişe duyduklarını ifade etti. Fransa ve Birleşmiş Milletler, tarafları itidale çağıran ortak bir bildiri yayımladı. BM Lübnan Özel Temsilcisi Jeanine Hennis-Plasschaert, 'Bölgede kontrolden çıkma riski her zamankinden yüksek' diyerek acil ateşkes çağrısını yineledi. Bu saldırılar, aynı zamanda İsrail-Hizbullah arasındaki deniz sınırı anlaşmazlığı başta olmak üzere, Lübnan'ın ekonomik krizi ve siyasi istikrarsızlığı nedeniyle bölgeyi daha kırılgan hale getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki çıkarlarını ve bölgesel güvenlik dengelerini doğrudan etkilemektedir. Türkiye, Lübnan'la tarihi ve kültürel bağlarının yanı sıra, Doğu Akdeniz'de enerji kaynaklarının paylaşımı konusunda da taraf konumundadır. Saldırıların yayılması halinde, Türkiye'nin güney sınırlarına yakın bir sıcak çatışma bölgesi oluşabilir ve bu da mülteci akınları, enerji tedarik güvenliği ve askeri gerilim gibi riskleri beraberinde getirebilir. Ankara, bugüne kadar söylem düzeyinde kalan kınamaları somut adımlarla desteklemezse, bölgesel etkisini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabilir. Öte yandan, Rusya ve İran'ın da dahil olduğu diplomatik girişimlerde Türkiye'nin arabuluculuk rolü öne çıkabilir.