İsrail ordusu, 28 Mart 2025 sabahı erken saatlerde Lübnan’ın güney ve doğu bölgelerine geniş çaplı hava ve topçu saldırıları düzenledi. Saldırılarda ilk belirlemelere göre en az 18 kişi hayatını kaybetti, 40’tan fazla kişi yaralandı. Lübnan Sağlık Bakanlığı, ölü sayısının artmasından endişe duyduklarını açıkladı. Saldırıların hedefinde Hizbullah’a ait olduğu belirtilen askeri noktalar ve lojistik merkezler olduğu bildiriliyor.
Gelişmenin arka planı: Ateşkes ihlalleri ve tırmanan gerginlik
İsrail ile Lübnan arasında Kasım 2024'te varılan ateşkes anlaşması, son haftalarda karşılıklı ihlallerle sarsılıyor. Hizbullah’ın İsrail’in kuzeyindeki yerleşimlere düzenlediği roket saldırılarına karşılık İsrail ordusu, Lübnan topraklarında kapsamlı bir operasyon başlattı. Sınır bölgesinde konuşlu İsrail birlikleri, bugünkü saldırılarla birlikte Lübnan topraklarının 10 kilometre derinliğine kadar ilerlemiş durumda.
Lübnan Başbakanı Necip Mikati, saldırıları “vahşice” olarak nitelendirerek Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne acil toplantı çağrısı yaptı. BM Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL) ise ateşkesin korunması için taraflara itidal çağrısında bulundu. Öte yandan İsrail Savunma Bakanı Israel Katz yaptığı açıklamada, “Hizbullah’ın yeniden güçlenmesine izin vermeyeceğiz” dedi.
Bölgesel ve küresel boyut: İran endişesi ve ABD'nin rolü
İsrail-Lübnan sınırındaki bu yeni tırmanış, bölgesel bir savaş riskini yeniden gündeme getirdi. İran’ın Lübnan üzerindeki nüfuzu ve Hizbullah’a verdiği destek, çatışmanın yayılma potansiyelini artırıyor. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Matthew Miller, her iki tarafa da “silah bırakma” çağrısı yaparken, İsrail’in kendini savunma hakkını tanıdıklarını belirtti.
Avrupa Birliği ise sivil kayıpların arttığına dikkat çekerek bağımsız bir soruşturma talep etti. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Lübnan Başbakanı Mikati ile telefon görüşmesi yaparak Fransa’nın ateşkesin yeniden tesisi için çaba göstereceğini söyledi. Rusya da tırmanışı kınayarak BM’nin devreye girmesi gerektiğini vurguladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan’la tarihsel ve kültürel bağları olan bir ülke olarak bu çatışmanın doğrudan etkisi altında kalabilir. Lübnan’daki istikrarsızlık, Doğu Akdeniz’deki enerji güvenliğini tehdit etmekte ve Türkiye’nin bölgedeki ticari çıkarlarını olumsuz etkilemektedir. Ayrıca çatışmanın yayılması halinde Suriye’deki Türk askeri varlığı da risk altına girebilir. Ankara, hem İsrail hem Lübnan yönetimleriyle temas halinde olup tansiyonun düşürülmesi için diplomatik girişimlerini sürdürmektedir. Türkiye’nin BM nezdinde ateşkesin güçlendirilmesi yönünde bir karar tasarısı hazırlığında olduğu bilinmektedir.