ABD Başkanı Donald Trump, Cuma günü başkanlığı için zorlu bir dönemeçte İran savaşının altıncı ayını doldurduğu bir ana denk gelen açıklamasında, 'acele etmediğini' söyledi. Bu, Cumhuriyetçi liderin Amerikan halkına defalarca 'birkaç hafta sürecek küçük bir gezi' olacağını vaat ettiği bir çatışmanın kayda değer bir kilometre taşı. Savaş, bölgesel dengeleri altüst ederken, uluslararası toplumun tepkisini çekiyor ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmalara yol açıyor.
Gelişmenin arka planı
Trump'ın açıklaması, Beyaz Saray'ın savaşın gidişatına ilişkin değerlendirmelerinin bir parçası olarak geldi. Altı aydır süren çatışma, ABD ve İsrail'in İran'ın nükleer tesislerine ve askeri altyapısına yönelik saldırılarıyla başlamış, ardından İran'ın füze saldırıları ve bölgedeki vekil güçler aracılığıyla karşılık vermesiyle tırmanmıştı. Ancak Trump'ın 'acelem yok' söylemi, savaşın süresine ilişkin önceki tahminlerle çelişiyor ve seçim öncesi bir strateji olarak yorumlanıyor. Pentagon kaynaklarına göre, ABD kuvvetleri hâlâ İran'ın hava savunma sistemlerini hedef alan operasyonlarını sürdürüyor, ancak kara harekâtına dair net bir işaret bulunmuyor. İsrail cephesinde ise Başbakan Binyamin Netanyahu, İran'ın tehdidinin tamamen ortadan kaldırılması gerektiğini savunuyor. Bu durum, Washington ile Tel Aviv arasında savaşın hedefleri konusunda görüş ayrılıklarına işaret ediyor.
İran tarafında ise dini lider Ayetullah Ali Hamaney, 'işgalcilere karşı direnişin' süreceğini ilan etmiş durumda. İran ordusu, ABD ve İsrail hedeflerine yönelik balistik füze saldırılarını artırarak misilleme kapasitesini gösteriyor. Ayrıca İran, Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidiyle küresel petrol arzını tehdit ediyor. Bu tehdit, uluslararası piyasalarda petrol fiyatlarının varil başına 100 doların üzerine çıkmasına neden oldu.
Savaşın altıncı ayı, aynı zamanda BM Güvenlik Konseyi'nde acil bir toplantıya yol açtı. Rusya ve Çin, ABD'yi 'tek taraflı saldırganlıkla' suçlarken, Avrupa Birliği ateşkes çağrısında bulundu. Ancak ABD ve İsrail, İran'ın nükleer programının tamamen durdurulması sağlanana kadar operasyonların süreceğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu çatışma, sadece ABD-İran ilişkilerini değil, tüm Ortadoğu'nun jeopolitik dengesini sarsıyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, ABD'nin garantilerine rağmen savaşın bir parçası olmaktan kaçınıyor; ancak İran'ın misillemelerinden endişe ediyor. Irak ve Suriye'deki milis gruplar, İran'a destek amacıyla ABD üslerine saldırılar düzenliyor. Lübnan'daki Hizbullah ise İsrail sınırında gerilimi artırıyor, bu da yeni bir cephenin açılma riskini gündeme getiriyor.
Küresel boyutta ise bu savaş, Rusya-Çin-İran eksenini güçlendirdi. Moskova ve Pekin, İran'a ekonomik ve askeri destek sağlarken, ABD'nin Ortadoğu'daki etkisini zayıflatmaya çalışıyor. Ayrıca, enerji fiyatlarındaki artış, dünya genelinde enflasyonu tetikleyerek ekonomik durgunluk endişelerini artırdı. Avrupa ülkeleri ise enerji tedarik güvenliği konusunda alternatif arayışlara girmiş durumda. Savaşın insani maliyeti de ağır: BM verilerine göre, İran'da ve bölgede binlerce sivil hayatını kaybetti, yüz binlerce kişi yerinden edildi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu çatışma, Türkiye'yi doğrudan etkileyen bir jeopolitik fay hattı oluşturuyor. Türkiye, İran'la sınır komşusu olması ve enerji ihtiyacının bir kısmını bu ülkeden karşılaması nedeniyle savaşın sonuçlarına karşı hassas. Özellikle Hürmüz Boğazı'nın kapatılması ihtimali ve petrol fiyatlarındaki artış, Türkiye ekonomisinde maliyet baskısı yaratabilir. Ayrıca, İran ve İsrail arasındaki çatışmanın kuzeye, Kafkasya veya Suriye'ye sıçraması riski, Türkiye'nin güvenlik kaygılarını artırıyor. Türkiye, şu ana kadar dengeli bir diplomasi yürütüp ateşkes çağrılarına destek verirken, bölgesel istikrarın korunması ve olası göç dalgalarına karşı hazırlıklı olması bekleniyor. Küresel güç dengelerindeki değişim, Türkiye'nin NATO içindeki konumunu ve Rusya ile ilişkilerini yeniden şekillendirebilir.