Ekim 2023'te başlayan İsrail saldırılarından bu yana Gazze Şeridi'nde on binlerce kız çocuğu ergenliğe adım attı. 12 yaşındaki Sara, 40'tan fazla kişiyle tek bir sınıfı paylaşan yüzlerce çocuktan yalnızca biri. Savaşın ortasında, ped ihtiyacını karşılayacak ne bir market ne de bu süreci anlayabileceği bir eğitim ortamı var. Uzmanlar, bu durumun kız çocuklarının fiziksel ve ruhsal sağlığını geri dönüşü olmayacak şekilde etkilediğini vurguluyor.
Gelişmenin Arka Planı
Gazze'deki kız çocukları, normal şartlarda bile kısıtlı imkânlarla büyüyor. Ancak savaş, bu kısıtlılığı felakete dönüştürdü. Birleşmiş Milletler verilerine göre, bölgede yaklaşık 800 bin çocuk yerinden edilmiş durumda. Bu çocukların büyük bir kısmı, okulların ve hastanelerin bombalanması nedeniyle çadır kamplarda ya da yıkık binalarda barınıyor. Sara'nın hikâyesi, binlerce kız çocuğunun ortak acısını temsil ediyor: Ergenlik dönemine girerken ne yeterli hijyen malzemesi ne de vücutlarındaki değişimleri anlayabilecekleri bir rehber var.
İnsani yardım kuruluşları, Gazze'ye giren insani yardım tırlarının sayısının savaş öncesine kıyasla yüzde 90 azaldığını belirtiyor. Ped, sabun ve iç çamaşırı gibi temel hijyen ürünleri, yardım malzemeleri listesinde en alt sıralarda yer alıyor. Bu durum, kız çocuklarını alternatif yöntemlere itiyor; bazıları bez parçaları kullanırken, bazıları enfeksiyon riskiyle karşı karşıya. Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu (UNICEF), bu durumun genç kızların okula devamını da olumsuz etkilediğini, hijyen imkânı olmadığı için pek çok kız çocuğunun okula gitmeyi bıraktığını raporluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu insani kriz, yalnızca Gazze'nin değil, bölgenin ve dünyanın geleceğini ilgilendiren bir boyut taşıyor. Savaşın uzaması, yeni neslin travma ile büyümesine neden oluyor. Çocuk psikologları, ergenlik döneminde yaşanan bu tür travmaların, ileride ciddi depresyon, kaygı bozuklukları ve sosyal uyum sorunlarına yol açabileceğini söylüyor. Ayrıca, kız çocuklarının eğitimden kopması, onların gelecekte topluma katılımını engelleyerek, bölgenin kalkınma hedeflerine de darbe vuruyor.
Uluslararası toplumun bu konuya dikkatini çekmek için bazı sivil toplum örgütleri kampanyalar başlattı. 'Dönem Hijyeni Günü' gibi etkinlikler, savaş bölgelerindeki kız çocuklarının ihtiyaçlarının görünür kılınmasına çalışıyor. Ancak, kalıcı bir çözüm için ateşkesin sağlanması ve insani yardım koridorlarının açılması şart.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki bu insani kriz, Türkiye'nin bölgedeki insani yardım diplomasisini doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, savaşın başından bu yana Gazze'ye insani yardım gönderen öncü ülkelerden biri oldu. Bu yardımların hijyen malzemelerini de kapsayacak şekilde genişletilmesi, Türkiye'nin uluslararası alandaki insani aktör rolünü güçlendirecektir. Ayrıca, Türk sivil toplum kuruluşlarının bölgede yürüttüğü projeler, bu tür krizlerdeki etkinliğini artırabilir. Uzun vadede, Gazze'deki genç nüfusun eğitimsiz ve travmalı kalması, bölgesel istikrarsızlığı besleyecektir; bu nedenle Türkiye'nin bu konudaki duyarlılığını sürdürmesi kritik önem taşıyor.