ABD yönetiminin İran'a yönelik ablukayı sıkılaştırması ve Hürmüz Boğazı'nda askeri hareketliliği artırması, İran ekonomisinde tarihi bir çöküşe yol açtı. Ülkenin para birimi rial, serbest piyasada 1 ABD doları karşısında rekor seviyeye gerilerken, enflasyon yüzde 50'ye dayandı. Donald Trump yönetimi, limanları bloke edip kritik altyapıyı hedef alarak Tahran'ı boğazın güvenliği konusunda masaya oturmaya zorluyor. Petrol gelirlerinin yüzde 80'ini bu su yolundan sağlayan İran, şimdi hem döviz krizi hem de artan iç huzursuzlukla karşı karşıya.
ABD'nin yeni stratejisi: Abluka ve altyapı hedefleri
ABD Donanması, Yemen'deki Husilere yönelik operasyonları bahane ederek Umman Denizi'nde konuşlanmasını artırdı. Gözlemcilere göre asıl hedef, ticari gemilerin İran limanlarına yanaşmasını engellemek. İran'ın en büyük konteyner limanı Bender Abbas'ta son iki ayda gemi trafiği yüzde 40 düştü. Bununla da kalmayan Washington, İran'ın petrol rafinerilerine ve ihracat terminallerine yönelik siber saldırıları yoğunlaştırdı.
Trump yönetiminin eski İran özel temsilcisi Brian Hook'un danışmanlık yaptığı bir kaynak, “Amacımız İran'ı Hürmüz Boğazı'nın güvenliği konusunda taviz vermeye zorlamak. Ekonomik baskı olmadan bu mümkün değil” dedi. Ancak Tahran yönetimi, boğazın kendileri için bir kırmızı çizgi olduğunu ve herhangi bir müdahaleye askeri olarak karşılık vereceğini duyurdu.
Bölgesel ve küresel yansımalar
İran'ın para birimindeki çöküş, komşu ülkeleri de etkiliyor. Irak ve Afganistan'daki paralel piyasalarda rial kullanımı yaygın; bu ülkelerdeki tüccarlar ciddi kur kayıpları yaşıyor. Körfez ülkeleri ise Hürmüz Boğazı'nın kapanması durumunda petrol arzının tehlikeye gireceği endişesiyle savunma harcamalarını artırdı. Küresel ölçekte Brent petrol fiyatı, son bir ayda yüzde 15 yükselerek 95 dolar seviyesine çıktı. Uzmanlar, İran'ın daha da yalnızlaşmasının Asya'da Çin ve Rusya ile ticaret hacmini artırabileceğini, ancak kısa vadede ekonominin toparlanmasının zor göründüğünü belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'dan doğal gaz ithalatında önemli bir alıcı konumunda; kriz, enerji maliyetlerini artırabilir. Ayrıca İran sınırındaki ticaret hacmi, özellikle Van ve Hakkari bölgelerindeki küçük esnafı doğrudan etkiliyor. Dış politika açısından, Ankara'nın hem Washington hem de Tahran'la dengeli bir ilişki yürütme çabası zora girebilir. ABD'nin baskılarına rağmen Türkiye'nin İran'la enerji ve ticaret bağlarını tamamen koparması beklenmiyor; ancak yeni yaptırımların Türk şirketlerine de yansıması riski bulunuyor. Bu gelişme, Türkiye'nin enerji tedarik çeşitlendirmesi ihtiyacını yeniden gündeme getiriyor.