ABD güçleri Pazartesi günü İran'a yönelik askeri operasyonlarını dokuzuncu gününe taşırken, Tahran yönetimi Hürmüz Boğazı'nda seyreden iki petrol tankerinin patlama sonucu hareketsiz kaldığını bildirdi. Reuters'ın aktardığına göre, Dubai ve Kahire merkezli kaynaklar bölgedeki petrol taşımacılığına yönelik tehditlerin arttığına dikkat çekiyor. İran'ın resmi haber ajansı IRNA, tankerlerde meydana gelen patlamaların ardından gemilerin sürüklenmeye başladığını ve mürettebatın tahliye edildiğini duyurdu. Olayın ardından bölgede deniz trafiğinde aksamalar yaşanırken, uluslararası deniz güvenliği örgütleri Hürmüz Boğazı'ndan geçiş yapan ticari gemilere yüksek alarm seviyesi uyarısı yaptı.
ABD'nin askeri müdahalesi ve bölgesel yansımalar
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yapılan yazılı açıklamada, operasyonların İran'ın bölgedeki istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerine karşı kendini savunma hakkı kapsamında yürütüldüğü ifade edildi. Son dokuz gün içinde ABD savaş uçakları ve insansız hava araçları, İran Devrim Muhafızları'na ait olduğu belirtilen karadan karaya füze rampaları, insansız hava aracı üsleri ve deniz mayın döşeme gemilerini hedef aldı. CENTCOM yetkilileri, saldırıların İran'ın Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'nda ticari gemilere yönelik tehditlerini bertaraf etmek amacını taşıdığını belirtti. Pentagon sözcüsü, operasyonların henüz sona ermediğini ve İran'ın misilleme kapasitesinin sınırlandırılması için gerekli görüldüğü sürece devam edeceğini vurguladı.
Öte yandan İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasser Kanaani, yaptığı basın açıklamasında ABD'nin saldırılarının uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve bölgesel barışı tehdit ettiğini söyledi. Kanaani, İran'ın kendini savunma hakkını saklı tuttuğunu ve ABD'nin bu eylemlerinin sonuçlarına katlanacağını ifade etti. Bununla birlikte, tankerlerin vurulması olayında ABD'nin doğrudan parmağı olduğuna dair henüz resmi bir kanıt sunulmadı. İran Petrol Bakanlığı yetkilileri, hasar gören tankerlerin İran bandıralı olmadığını, ancak kargo ve varış limanları hakkında bilgi vermekten kaçındı.
Hürmüz Boğazı'nda tırmanan krizin küresel boyutu
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yoludur. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, günde yaklaşık 20 milyon varil petrol bu dar geçitten tankerlerle taşınmaktadır. Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, BAE ve Katar gibi büyük petrol üreticileri ihracatlarının büyük bölümünü bu güzergah üzerinden yapmaktadır. Analistler, Hürmüz Boğazı'nda güvenliğin tamamen bozulması halinde küresel petrol fiyatlarında yüzde 30'a varan artışlar yaşanabileceği uyarısında bulunuyor. Brent petrol, son bir haftada varil başına 12 dolar yükselerek 95 dolara ulaştı. Enerji piyasaları, çatışmanın Suudi Arabistan veya BAE gibi müttefik ülkelerin enerji tesislerine sıçramasından endişe ediyor.
Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, ABD'nin operasyonlarına lojistik destek sağlarken, Katar ve Kuveyt ise diplomatik çözüm çağrısı yapıyor. Bölgedeki diğer aktörlerden Umman, Hürmüz Boğazı'nda tarafsız bir bölge oluşturulması ve uluslararası deniz gücünün konuşlandırılması önerisini gündeme getirdi. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Moskova'nın bölgede tansiyonun düşürülmesi için acil bir BM Güvenlik Konseyi toplantısı talep ettiğini duyurdu. Çin ise hem İran hem de ABD ile ilişkilerini korumaya çalışarak itidal çağrısında bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 90'ını ithal eden bir ülke olarak, Hürmüz Boğazı'ndaki istikrarsızlıktan doğrudan etkilenmektedir. Petrol ve doğalgaz fiyatlarının yükselmesi, Türkiye'nin cari açığını artırabilir ve enerji maliyetleri üzerinden enflasyonu tetikleyebilir. Savunma boyutunda ise Türkiye, İran'ın olası bir misillemesi durumunda sınırdaki güvenlik risklerini yönetmek zorunda kalabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Mavi Vatan doktrini ve Doğu Akdeniz'de izlediği politikalar, Basra Körfezi'ndeki gerilimin deniz güvenliği dengelerine yansımalarını yakından takip etmesini gerektiriyor. Diplomatik cephede Ankara, hem NATO müttefiki ABD hem de enerji ticaretinde işbirliği yaptığı İran arasındaki bu krizde denge politikasını sürdürmeye çalışacaktır.