ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı’ndan geçişler için 60 gün süreyle herhangi bir ücret alınmayacağını açıkladı. Trump, bu sürenin ancak barış görüşmelerinin başarısız olması halinde ABD tarafından uygulanabilecek bir geçiş ücreti ile sona erebileceğini belirtti. Bu açıklama, İranlı müzakerecilerin nükleer anlaşma ve bölgesel gerilimlerin azaltılması için İsviçre’ye gitmesiyle aynı döneme denk geldi. İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Tahran’ın “yapıcı diyalog” için hazır olduğunu ancak “maksimum baskı” politikasına boyun eğmeyeceğini vurguladı.
Gelişmenin Arka Planı
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık %20’sine ev sahipliği yapan stratejik bir su yoludur. İran, yıllardır boğazın güvenliğini sağlamak için askeri varlık gösterirken, ABD ise serbest geçiş ilkesini savunuyor. Trump yönetimi, 2018’de nükleer anlaşmadan çekildikten sonra İran’a yönelik yaptırımları artırmış, Tahran ise uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırarak karşılık vermişti.
Trump’ın son hamlesi, müzakerelere alan açmak için bir jest olarak yorumlanıyor. Ancak Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, “Hiçbir şey masada değil; İran’ın nükleer emellerinden vazgeçmesi şart” denildi. İranlı diplomatlar, bu ziyarette öncelikle boğazın statüsü ve petrol ihracatı üzerindeki kısıtlamaları görüşecek.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkeleri, Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini yakından takip ediyor. Herhangi bir geçiş ücreti veya askeri gerilim, petrol fiyatlarını doğrudan etkileyebilir. Uzmanlar, Trump’ın 60 günlük moratoryumunun, İran’ın müzakere masasına gelmesini sağlamak için tasarlandığını belirtiyor. Avrupa Birliği ise bu adımı “olumlu” bulduğunu ancak kalıcı bir çözüm için daha kapsamlı bir anlaşma gerektiğini ifade etti.
Rusya ve Çin, boğazın uluslararası sular olarak kalmasından yana. Pekin, İran’ın en büyük petrol müşterilerinden biri; bu nedenle Çin, geçiş ücretine karşı çıkıyor. Moskova ise Tahran’ı destekleyerek ABD’nin bölgedeki tek taraflı eylemlerini eleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler, Türkiye’nin enerji güvenliği açısından kritik öneme sahiptir. Türkiye, petrol ve doğalgaz ihtiyacının önemli bir kısmını bu boğazdan geçen tankerlerle karşılamaktadır. Olası bir geçiş ücreti veya gerilim, enerji fiyatlarını artırarak Türkiye’nin cari açığını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Ankara’nın İran ile sınır güvenliği ve enerji işbirliği dosyaları, bu müzakerelerin sonucundan doğrudan etkilenecektir. Türkiye, hem ABD hem de İran ile diyaloğunu sürdürerek bölgesel dengeleri korumaya çalışmaktadır.