İran, ABD ile nükleer programına ilişkin teknik düzeydeki müzakerelere yeniden başlamak üzere bir heyeti İsviçre'ye gönderdi. Tahran yönetiminden yapılan açıklamaya göre, İranlı müzakereciler Cenevre'de Amerikalı muadilleriyle bir araya gelecek. Görüşmelerin, uranyum zenginleştirme faaliyetleri ve yaptırımların kaldırılması gibi teknik konulara odaklanması bekleniyor. Bu gelişme, iki ülke arasında son aylarda artan dolaylı temasların bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Görüşmelerin arka planı
İran ile ABD arasındaki nükleer müzakereler, 2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (KOEP) 2018'de ABD'nin tek taraflı olarak çekilmesiyle askıya alınmıştı. O tarihten bu yana İran, nükleer programını hızlandırarak uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 60'a çıkardı. Bu durum, uluslararası toplumda endişe yaratırken, Avrupa Birliği'nin arabuluculuğunda dolaylı görüşmeler sürüyor. Teknik heyetlerin bir araya gelmesi, tarafların anlaşmaya varma konusunda irade gösterdiğine işaret olarak yorumlanıyor. Ancak Tahran, ABD'nin tüm yaptırımları kaldırması ve nükleer faaliyetlerine müdahale edilmemesi konusunda ısrarcı; Washington ise İran'ın nükleer kazanımlarının tersine çevrilmesini talep ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran-ABD görüşmeleri, sadece ikili ilişkiler açısından değil, tüm Ortadoğu'nun güvenlik dengeleri açısından kritik öneme sahip. Anlaşma sağlanması halinde, bölgede gerilimin azalması ve İran'ın petrol ihracatının artması bekleniyor. Ayrıca, Körfez ülkeleri ve İsrail, İran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşmasından duydukları kaygıyı sıkça dile getiriyor. Dolayısıyla, bu görüşmelerin sonucu, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerin politikalarını da etkileyecek. Öte yandan, ABD'nin Çin ve Rusya ile rekabeti göz önüne alındığında, Tahran ile anlaşma Washington'ın dikkatini başka bölgelere yöneltmesine olanak tanıyabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran ile ABD arasındaki teknik görüşmeler, Türkiye'nin enerji güvenliği ve komşularıyla ilişkileri açısından yakından takip ediliyor. Anlaşma sağlanması durumunda, İran'ın doğalgaz ve petrol ihracatının artması Türkiye'nin enerji arzını çeşitlendirmesine katkı sağlayabilir. Ayrıca, Türkiye, İran'ın nükleer programına karşı uluslararası toplumla uyumlu bir pozisyon izlerken, bölgesel istikrarın sağlanmasına da önem veriyor. Görüşmelerin başarısızlığa uğraması halinde ise, Ortadoğu'da yeni bir gerilim dalgası Türkiye'nin sınır güvenliğini ve bölgesel ticaretini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle Ankara, hem Tahran hem de Washington ile diplomatik kanalları açık tutarak gelişmeleri dengeli bir perspektifle yönetmeye çalışıyor.