ABD Başkanı Donald Trump, İsrail ile Hizbullah arasında sağlanan ateşkes anlaşması süresince Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticari gemilere herhangi bir geçiş ücreti veya vergi uygulanmayacağını açıkladı. Trump, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, "Ateşkes hükümleri çerçevesinde, Hürmüz Boğazı'nda seyir serbestisine tam saygı gösterilecek ve hiçbir ek mali yükümlülük getirilmeyecektir" ifadelerini kullandı. Bu açıklama, İran'ın daha önce boğazı kontrol etmek için geçiş ücreti alma planları yaptığı yönündeki iddiaların ardından geldi.
Gelişmenin Arka Planı
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık üçte birinin geçtiği stratejik bir su yoludur. İran, Basra Körfezi'ndeki tartışmalı adalar üzerindeki egemenlik iddialarını ve boğazdaki trafiği kontrol etme girişimlerini sürdürmektedir. ABD ve müttefikleri ise uluslararası sularda seyir serbestisinin korunması gerektiğini vurgulamaktadır. Trump'ın son açıklaması, İsrail-Hizbullah çatışmasının ardından varılan ateşkesin bölgesel istikrara katkı sağlamasını hedefleyen ABD diplomasisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Eylül 2024'te başlayan çatışmalar, İsrail'in Lübnan'ın güneyine kara harekâtı düzenlemesiyle tırmanmış, uluslararası aktörlerin arabuluculuğuyla Kasım ayında ateşkes sağlanabilmişti. Anlaşma metninde yer alan maddelerden biri de Hürmüz Boğazı'nın askerden arındırılması ve ticari gemilerin güvenli geçişinin garanti altına alınmasıydı.
Trump'ın bu hamlesi, aynı zamanda İran'ı çevreleme politikasının bir devamı niteliğinde. ABD yönetimi, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kullanarak uluslararası enerji ticaretini tehdit etmesini engellemeyi amaçlıyor. Geçmişte İran, petrol tankerlerine el koyma ve askeri tatbikatlarla boğazdaki trafiği kesintiye uğratma tehdidinde bulunmuştu. Trump, "Boğazın güvenliği sadece bölge ülkeleri için değil, tüm dünya ekonomisi için hayati önem taşımaktadır" dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı'nda geçiş ücreti uygulanmayacağı açıklaması, küresel enerji piyasalarında rahatlama yarattı. Petrol fiyatları, haberin ardından %2 oranında geriledi. Analistler, bu kararın Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt gibi Körfez ülkelerinin ihracatını doğrudan etkileyeceğini belirtiyor. Öte yandan İran, boğaz üzerindeki egemenlik haklarını saklı tuttuğunu ve ateşkesin geçici olduğunu vurguladı. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Behram Kasımi, "Hürmüz Boğazı'nın statüsü İran'ın ulusal güvenlik meselesidir ve bu konuda hiçbir dış gücün dayatmasını kabul etmeyiz" açıklamasını yaptı.
Bölgesel boyutta ise bu gelişme, İsrail ile Hizbullah arasındaki ateşkesin kırılgan yapısını ortaya koyuyor. Hizbullah'ın silahlı kanadı ateşkese rağmen İsrail'e yönelik tehditlerini sürdürürken, İran destekli grup Lübnan'daki nüfuzunu korumaya çalışıyor. ABD'nin boğaz güvenliği konusundaki garantisi, İsrail'in kuzey sınırındaki gerginliği azaltmaya yönelik bir adım olarak görülüyor. Bununla birlikte, Çin ve Hindistan gibi büyük enerji ithalatçıları, bu kararın sürekliliğine ilişkin temkinli iyimserlik taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinden doğrudan etkilenen ülkeler arasında yer alıyor. Boğaz, Türkiye'nin Körfez'den yaptığı ham petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz ithalatı için kritik bir geçiş noktası. Ateşkes süresince geçiş ücreti uygulanmaması, Türkiye'nin enerji maliyetlerini düşürebilir ve tedarik güvenliğini artırabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji politikaları ve Kanal İstanbul projesi düşünüldüğünde, boğaz geçiş rejimine ilişkin bu tür gelişmeler Türk dış politikasını yakından ilgilendirmektedir. Ankara, bölgesel istikrarı destekleyen bir tutum sergilerken, İran'ın boğaz üzerindeki iddialarını yakından takip etmektedir. Bu bağlamda, ABD'nin garantörlüğündeki ateşkesin Türkiye'nin çıkarlarıyla örtüştüğü söylenebilir.