ABD Başkanı Donald Trump'ın ekonomiye ilişkin artan endişeleri, Tahran'la yürütülen nükleer müzakerelerde Washington'un elini zayıflatıyor. İç kamuoyunda savaş yorgunluğu ve Kongre ara seçimlerine sayılı günler kalması, ABD yönetiminin İran karşısındaki diplomatik manevra alanını daraltıyor. Analistler, Beyaz Saray'ın ekonomik verilerdeki bozulma nedeniyle yeni bir askeri angajmana girmekten çekindiğini, bunun da İran'a masada daha fazla taviz koparma fırsatı verdiğini belirtiyor.
Gelişmenin Arka Planı
Trump yönetimi, 2018'de tek taraflı olarak çekildiği Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (JCPOA) yerine geçecek yeni bir anlaşma için İran'la dolaylı müzakereler yürütüyordu. Ancak son haftalarda ABD ekonomisinde enflasyonun beklentilerin üzerinde seyretmesi ve tüketici güveninin düşmesi, Beyaz Saray'ın dış politika önceliklerini yeniden gözden geçirmesine yol açtı. Özellikle benzin fiyatlarındaki artış, orta sınıf seçmenler arasında huzursuzluğa neden olurken, Trump'ın 2020'de vaat ettiği ekonomik istikrarın sorgulanmasına yol açıyor.
İç siyasetteki bu baskı, İran'la müzakerelerde ABD'nin elini zayıflatıyor. Tahran, uranyum zenginleştirme programını sürdürerek ve uluslararası denetçilerin erişimini kısıtlayarak müzakere masasında güçlü bir konum elde etti. Uzmanlara göre, Trump'ın seçim öncesi büyük bir askeri operasyon riskini göze alması zor görünüyor; bu da İran'ın taleplerini artırmasına neden oluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran müzakerelerindeki bu güç dengesizliği, yalnızca ABD-İran ilişkilerini değil, tüm Ortadoğu jeopolitiğini etkiliyor. Suudi Arabistan ve İsrail gibi ABD müttefikleri, Washington'un dolaylı müzakere masasında Tahran'a taviz vermesinden endişe ediyor. Özellikle İsrail, İran'ın nükleer kapasitesini sınırlayacak bir anlaşma olmaması durumunda tek taraflı askeri harekâta hazır olduğunu sinyallerini verirken, bu da bölgede yeni bir çatışma riskini artırıyor.
Küresel ölçekte ise, ABD-İran müzakerelerinin akıbeti, petrol piyasalarını ve uluslararası yaptırımların geleceğini doğrudan etkiliyor. Mevcut belirsizlik, ham petrol fiyatlarında dalgalanmalara yol açarken, Avrupa Birliği ve Çin de müzakerelerin sonucunu yakından izliyor. AB, JCPOA'ya bağlılığını sürdürse de, ABD'nin yeniden anlaşma inşa etme çabaları sonuçsuz kalırsa, transatlantik ittifakta yeni bir gerilim odağı oluşabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, komşusu İran'la hem ticari hem de enerji alanında derin bağlara sahip. ABD-İran müzakerelerinde yaşanacak herhangi bir tıkanıklık, Ankara'yı doğrudan etkileyebilir. Olası bir ABD yaptırım dalgası, Türkiye'yi İran'dan doğal gaz ithalatında ve ikili ticarette zor durumda bırakabilir. Öte yandan, Tahran'ın nükleer programına ilişkin bir anlaşmazlık, bölgesel istikrarsızlığı artırarak Türkiye'nin güney sınırlarındaki güvenlik risklerini yükseltebilir. Türkiye, bu nedenle hem Washington hem de Tahran'la diyaloğu sürdürerek dengeli bir politika izlemek zorundadır.