İran'ın, Lübnan'ın güneyinde Hizbullah'ın kontrolündeki dağlık bir bölgeye İsrail'in olası saldırısına karşı ABD'yi sert bir dille uyardığı bildirildi. Üç üst düzey yetkilinin aktardığına göre Tahran, bölgede İran askeri personelinin de Hizbullah savaşçılarıyla birlikte konuşlandığını ve böyle bir saldırıya "güçlü bir şekilde" karşılık vereceğini iletti. Reuters'a konuşan kaynaklar, uyarının doğrudan ABD yönetimine iletildiğini belirtti.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail ile Hizbullah arasındaki gerilim, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e düzenlediği saldırının ardından bölgede tırmanan çatışmalarla birlikte ciddi boyutlara ulaştı. Lübnan'ın güneyi, İsrail sınırı boyunca aylardır karşılıklı füze ve topçu atışlarına sahne oluyor. İsrail, Hizbullah'ı sınır bölgesinden çekilmeye zorlamak için askeri baskıyı artırırken, Hizbullah da İsrail'in kuzeyine yönelik saldırılarını sürdürüyor.
Habere konu olan dağlık sırt, stratejik açıdan büyük önem taşıyor. Bu bölge, hem İsrail'in kuzey sınırına yakınlığı hem de Hizbullah'ın askeri altyapısına ev sahipliği yapması nedeniyle kritik bir noktada bulunuyor. İranlı yetkililerin bölgede askeri personel bulundurması, Tahran'ın Hizbullah'a verdiği desteğin doğrudan askeri bir boyuta ulaştığını gösteriyor. İran, uzun yıllardır Hizbullah'ı silah, finansman ve eğitim yoluyla destekliyor; ancak İran askerlerinin çatışma hattında konuşlandığına dair iddialar nadiren kamuoyuna yansıyor.
İsrail, son haftalarda Hizbullah'a yönelik saldırılarını yoğunlaştırarak Beyrut'un güney banliyölerini ve Lübnan'ın çeşitli bölgelerini hedef aldı. Bu saldırılarda Hizbullah'ın üst düzey komutanlarından bazıları öldürüldü. İsrail yönetimi, Hizbullah'ın varlığını kuzey sınırı için ciddi bir tehdit olarak görüyor ve diplomatik çözüm çağrılarına rağmen askeri seçeneği masada tutuyor. ABD ise taraflar arasında ateşkes sağlanması için çaba harcıyor ancak şu ana kadar kalıcı bir sonuç alınamadı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran'ın uyarısı, Orta Doğu'da topyekûn bir savaş riskini artırıyor. İsrail'in Lübnan'a yönelik geniş çaplı bir kara harekâtı başlatması hâlinde, İran'ın doğrudan müdahalesi gündeme gelebilir. Bu durum, bölgesel bir savaşın kapısını aralayabilir. ABD, İsrail'in en yakın müttefiki olarak Tahran'ın mesajını nasıl karşılayacağı merak konusu. İran'ın uyarısını ABD'ye iletmesi, Washington'ın İsrail üzerindeki etkisini kullanarak gerilimi düşürmesi beklentisini yansıtıyor.
Öte yandan, İran'ın olası bir saldırıya "sert yanıt" vereceğini açıklaması, caydırıcılık stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Tahran, İsrail'in Lübnan'daki hedeflerine yönelik saldırılarını genişletmesi durumunda, kendi askeri personelinin zarar görebileceğini ve bunun bedelinin ağır olacağını vurguluyor. Bölgede artan tansiyon, enerji fiyatları ve küresel piyasalar üzerinde de baskı oluşturuyor. Lübnan'daki çatışmaların yayılması, Doğu Akdeniz'deki deniz ticaret yollarını ve enerji arz güvenliğini tehdit edebilir.
Uluslararası toplum, İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmaların Lübnan'ı bir kez daha savaşa sürüklemesinden endişe ediyor. Lübnan, yıllardır süren ekonomik kriz ve siyasi istikrarsızlıkla boğuşuyor; yeni bir savaş, ülkenin zaten kırılgan olan altyapısını tamamen çökertebilir. BM ve diğer uluslararası kuruluşlar, taraflara itidal çağrısı yapıyor ancak diplomatik girişimler şu ana kadar sonuçsuz kaldı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki gerilimin tırmanmasını yakından takip ediyor. İsrail-Hizbullah çatışmasının genişlemesi, Türkiye'nin güney sınırlarına yakın bir bölgede istikrarsızlık yaratabilir ve mülteci akınını tetikleyebilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki enerji dengeleri ve ticaret yolları olumsuz etkilenebilir. Türkiye, bölgede diplomatik çözüm için aktif rol oynamaya çalışıyor; İran ile İsrail arasındaki gerilimin düşürülmesi, Ankara'nın bölgesel güvenlik öncelikleriyle örtüşüyor. Olası bir savaş, Türkiye'nin ekonomik ve güvenlik çıkarlarını doğrudan etkileyebilir.