İsrail, Ekim ayında varılan ateşkes anlaşmasının ardından Gazze Şeridi'nin kuzeyinde ve doğusunda yer alan ve "Sarı Hat" olarak adlandırılan askeri sınır hattını batıya doğru kaydırdı. Bu değişiklikle İsrail'in Gazze üzerindeki kontrolü %53'ten yaklaşık %64'e yükseldi. Filistinliler, bu sessiz genişlemenin hayatlarını ve topraklarını yok ettiğini belirterek, "Sarı Hat sessiz bir hırsızdır" ifadesini kullanıyor. Yerinden edilen binlerce kişi, uluslararası toplumun tepkisizliğinden yakınıyor.
Sarı Hat'ın Tarihçesi ve Değişimi
Sarı Hat, ilk olarak 2023 yılındaki çatışmalar sırasında İsrail ordusunun Gazze'nin kuzeyinde oluşturduğu tampon bölgeyi tanımlamak için kullanıldı. Ekim 2024'te Mısır ve Katar arabuluculuğuyla sağlanan ateşkes anlaşması, bu hattın sınırlarını belirlemişti. Ancak anlaşmanın yürürlüğe girmesinden kısa süre sonra İsrail, hattı batıya doğru kaydırmaya başladı. Uydu görüntüleri ve sahadaki tanıklar, İsrail buldozerlerinin ve askeri araçlarının hat boyunca ilerleyerek yeni mevziler kazdığını gösteriyor. İsrail yetkilileri, bu hareketin "güvenlik ihtiyaçları" kapsamında yapıldığını savunuyor. Ancak Filistinli yetkililer, bunun açık bir toprak gaspı olduğunu ve ateşkes anlaşmasının ihlali anlamına geldiğini belirtiyor. Gazze Şeridi'nin toplam yüzölçümü 365 kilometrekare. İsrail'in kontrol ettiği alan %53'ten %64'e çıkınca, Filistinlilerin yaşadığı bölge yaklaşık 40 kilometrekare daha azaldı. Bu alan, yaklaşık 50 bin kişinin yaşadığı mahalleleri kapsıyor. Yerinden edilen aileler, çadır kamplarında zor koşullarda yaşam mücadelesi veriyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
İsrail'in Sarı Hat'ı batıya kaydırması, Orta Doğu'da gerilimi yeniden tırmandırdı. Mısır ve Katar, ateşkes anlaşmasının garantörleri olarak İsrail'e çağrıda bulunarak hattın eski haline getirilmesini talep etti. Ancak İsrail, bu talepleri reddetti. ABD yönetimi ise konuyla ilgili sessizliğini koruyor; Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada "taraflar arasındaki diyalogun sürdüğü" belirtildi. Uluslararası Kızılhaç Örgütü, bölgede insani durumun kötüleştiği uyarısında bulundu. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, "Gazze'de toprak değişikliği kabul edilemez" dedi. Avrupa Birliği Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, İsrail'in eylemlerinin uluslararası hukuku ihlal ettiğini söyledi. Öte yandan, bazı Arap ülkeleri arasında İsrail'e karşı ortak bir tavır alma çabası var. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, ateşkesin korunması için diplomatik girişimlerde bulunuyor. Ancak İsrail'in en büyük destekçisi ABD'nin tutumu belirsizliğini koruyor. Uzmanlar, Sarı Hat'ın kalıcı hale gelmesi durumunda iki devletli çözümün imkânsızlaşacağını vurguluyor. Filistinliler, topraklarının adım adım kaybedilmesine karşı uluslararası toplumun harekete geçmesini bekliyor. Gazze'de her geçen gün artan yerinden edilme, insani krizi derinleştiriyor. Bölgede kalıcı bir barış için Sarı Hat sorununun çözülmesi şart.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in Gazze'deki Sarı Hat'ı batıya kaydırması, Türkiye'nin bölgesel barış ve istikrar hedeflerini doğrudan etkiliyor. Türkiye, Filistin davasını destekleyen ve iki devletli çözümü savunan bir ülke olarak, bu gelişmeyi yakından takip ediyor. İsrail'in toprak genişletme politikası, Türkiye'nin arabuluculuk çabalarını zayıflatabilir. Ayrıca, Gazze'deki insani krizin derinleşmesi, Türkiye'nin insani yardım faaliyetlerini artırmasını gerektirebilir. Türkiye, bölgede daha aktif bir diplomasi yürüterek ateşkesin korunması ve Sarı Hat'ın eski haline getirilmesi için uluslararası baskı oluşturmalı. Bu durum, Türkiye'nin Orta Doğu'daki nüfuzunu ve güvenlik stratejilerini de yakından ilgilendiriyor.