Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, bu hafta Mısır'a resmi bir ziyaret gerçekleştiriyor. Bu, on yıl aradan sonra bir Çin liderinin Mısır'a ilk ziyareti olma özelliği taşıyor. Ziyaret, ABD'nin İran'daki savaş nedeniyle bölgedeki etkisinin zayıfladığı bir dönemde, Çin'in Ortadoğu'daki artan hırslarını gözler önüne seriyor.
Ziyaretin arka planı ve Çin-Mısır ilişkileri
Şi Cinping'in Mısır ziyareti, iki ülke arasındaki ilişkilerin son yıllarda hızla geliştiği bir döneme denk geliyor. Çin, Mısır'ın en büyük ticaret ortaklarından biri haline gelmiş durumda. İkili ticaret hacmi 2023 yılında 15 milyar doları aşmıştı. Çin, özellikle altyapı yatırımları, enerji projeleri ve liman inşaatlarıyla Mısır ekonomisinde önemli bir yer edinmiş durumda. Süveyş Kanalı bölgesindeki ekonomik bölge, Çin yatırımlarının odak noktalarından biri.
Mısır, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında stratejik bir konumda bulunuyor. Ülke, Afrika ile Asya arasında bir köprü işlevi görüyor ve Süveyş Kanalı, küresel ticaretin yaklaşık yüzde 12'sinin geçtiği kritik bir su yolu. Çin, bu güzergahtaki etkisini artırarak hem ticari hem de stratejik çıkarlarını güvence altına almayı hedefliyor. Ziyaret sırasında imzalanması beklenen anlaşmaların, ulaştırma, teknoloji ve tarım alanlarında işbirliğini kapsayacağı belirtiliyor.
Diğer yandan, Mısır da ekonomik sıkıntılarla boğuşuyor. Yüksek enflasyon, döviz rezervlerindeki erime ve dış borç yükü, Kahire'yi yeni ortaklıklar aramaya itiyor. Çin, Batılı kurumların getirdiği koşulları hafifleterek Mısır'a cazip bir alternatif sunuyor. Ancak bu durum, Mısır'ın Çin'e olan borç yükümlülüğünü artırma riskini de beraberinde getiriyor. Uluslararası para kuruluşları, Mısır'ın Çin'e olan borcunun sürdürülebilirliği konusunda uyarılarda bulunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut: ABD etkisinin gerilemesi
Şi Cinping'in ziyareti, ABD'nin Ortadoğu'daki geleneksel etkisinin azaldığı bir dönemde gerçekleşiyor. ABD'nin İran'a yönelik askeri müdahalesi ve bölgedeki uzun süreli askeri varlığı, Washington'un itibarını ve kaynaklarını zayıflatmış durumda. Bu boşlukta, Çin ekonomik diplomasi ve altyapı yatırımlarıyla bölgede nüfuzunu artırıyor. Çin, son yıllarda Suudi Arabistan, BAE, İran ve İsrail ile de ilişkilerini derinleştirdi. Geçtiğimiz yıl Suudi Arabistan ile İran arasındaki normalleşme anlaşmasına ev sahipliği yaparak diplomasi alanında da iddiasını gösterdi.
Mısır ziyareti, Çin'in sadece ekonomik değil, aynı zamanda siyasi ve güvenlik alanlarında da rol oynama isteğinin bir yansıması. Çin, bölgedeki çatışmalarda arabuluculuk yapma ve barışı koruma operasyonlarına katkı sunma konusunda istekli olduğunu gösteriyor. Ancak Çin'in bölgedeki askeri varlığı hâlâ sınırlı; bu nedenle etkisi daha çok ekonomik ve diplomatik kanallarla sınırlı kalıyor. Yine de bu durum, uzun vadede bölgesel güç dengelerini değiştirebilir.
Öte yandan, Mısır'ın Çin ile yakınlaşması, Batı ile ilişkilerini tamamen koparma anlamına gelmiyor. Mısır, ABD'den önemli askeri yardım alıyor ve Avrupa Birliği ile de ekonomik bağları güçlü. Kahire, bir yandan Batı ile ilişkilerini sürdürürken diğer yandan Çin ile yeni işbirlikleri geliştirerek çok yönlü bir dış politika izliyor. Bu denge politikası, Mısır'ın jeopolitik konumundan kaynaklanan bir zorunluluk.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in Mısır'da artan etkisi, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Ortadoğu'daki dengeleri açısından yakından izlenmeli. Mısır, Türkiye ile son yıllarda ilişkilerini normalleştirme sürecinde; ancak Çin'in Mısır'daki ekonomik ağırlığı, Ankara'nın bölgedeki manevra alanını sınırlayabilir. Çin'in Süveyş Kanalı ve çevresindeki yatırımları, Türkiye'nin lojistik ve ticaret güzergâhları üzerindeki rekabeti artırabilir. Ayrıca, Çin'in bölgede artan diplomatik rolü, Türkiye'nin arabuluculuk girişimlerine alternatif oluşturabilir. Türkiye, bu süreçte hem Batı hem de Çin ile dengeli ilişkiler kurarak kendi stratejik çıkarlarını korumaya çalışmalı.