Birleşmiş Milletler (BM) Sudan Araştırma Misyonu'nun Perşembe günü yayımladığı rapora göre, yabancı silahlar, askeri teknoloji, savaşçılar ve lojistik ağlar Sudan'daki çatışmayı ayakta tutuyor ve savaşan tarafların sivil bölgelerin derinliklerine saldırma kapasitesini artırıyor. Raporda, ülkedeki şiddetin boyutunun savaş suçu oluşturabileceği uyarısı yapıldı.
Çatışmanın arka planı: Dış müdahale ve teknoloji transferi
Nisan 2023'te Sudan Silahlı Kuvvetleri (SAF) ile Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) arasında başlayan çatışmalar, ülkeyi insani bir felakete sürükledi. BM raporuna göre, her iki taraf da dış aktörlerden silah, mühimmat ve insansız hava araçları (İHA) temin ederek savaşı sürdürüyor. Özellikle Birleşik Arap Emirlikleri'nin RSF'ye, Mısır ve Suudi Arabistan'ın ise SAF'a destek verdiği öne sürülüyor; ancak bu ülkeler iddiaları reddediyor. Raporda, İHA'ların sivil yerleşim yerlerine yönelik saldırılarda kullanıldığı ve bunun uluslararası insancıl hukuku ihlal edebileceği belirtiliyor.
BM misyonu ayrıca, Sudan'a komşu ülkelerden gelen yabancı savaşçıların ve paralı askerlerin çatışmayı daha da karmaşık hale getirdiğini vurguluyor. Lojistik ağların, silahların sınırdan geçirilmesi ve tedarik zincirlerinin sürdürülmesi yoluyla savaşın uzamasına katkıda bulunduğu ifade ediliyor. Raporda, bu dış desteğin sadece çatışmayı uzatmakla kalmadığı, aynı zamanda savaş suçu teşkil edebilecek eylemlerin işlenmesini de kolaylaştırdığı kaydediliyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Sudan'daki savaş, Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz bölgesinde istikrarsızlık yaratırken, küresel güçlerin de dolaylı olarak taraf olduğu bir vekalet savaşına dönüşme riski taşıyor. BM raporu, silah ambargolarının etkisiz kaldığını ve uluslararası toplumun çatışmayı durdurmada yetersiz kaldığını gösteriyor. Milyonlarca insan yerinden edildi, kıtlık ve salgın hastalık tehdidi büyüyor. Raporda, savaşan tarafların sivilleri hedef alan saldırıları, cinsel şiddet ve etnik temizlik iddiaları da yer alıyor; bu eylemlerin uluslararası ceza mahkemelerinin yetki alanına girebileceği belirtiliyor.
Bölgesel aktörler arasında Mısır, BAE, Suudi Arabistan ve Etiyopya'nın çıkar çatışmaları, Sudan krizini daha da içinden çıkılmaz hale getiriyor. Kızıldeniz'deki güvenlik dinamikleri ve Nil Nehri su paylaşımı gibi konular, çatışmanın bölgesel güç dengeleri üzerindeki etkisini artırıyor. ABD, AB ve Çin gibi küresel güçler ise Sudan'da nüfuz mücadelesi veriyor; ancak etkili bir barış girişimi şu ana kadar sonuç vermedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sudan'daki istikrarsızlık, Türkiye'nin Afrika Boynuzu'ndaki ekonomik ve stratejik çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, Sudan'da liman işletmeciliği, tarım ve enerji yatırımlarıyla önemli bir aktör; savaşın uzaması bu yatırımları riske atıyor. Ayrıca Kızıldeniz'deki güvenlik sorunları, Türkiye'nin deniz ticaret yolları ve bölgesel müttefikleriyle ilişkilerini zorlaştırabilir. Türkiye, insani yardım ve diplomasi yoluyla barış çabalarına destek vererek nüfuzunu koruyabilir; ancak vekalet savaşı dinamikleri Ankara'nın denge politikasını test edecek.