İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, pazar günü yaptığı açıklamada, ABD'nin Haziran ayında varılan anlaşma kapsamındaki taahhütlerini yerine getirmemesi ve Tahran'ın koşullarını karşılamaması durumunda Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalmaya devam edeceğini söyledi. İran resmi haber ajansı IRNA'ya göre Kalibaf, meclis kürsüsünden yaptığı konuşmada, "İran, taleplerini açıkça iletti. ABD somut adım atmazsa boğaz açılmayacak" dedi. Bu açıklama, Tahran ile Washington arasındaki gerilimin yeniden tırmandığını gösteriyor.
Gelişmenin Arka Planı
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi ile Umman Denizi'ni birbirine bağlayan ve dünya petrol taşımacılığının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği stratejik bir su yolu. İran, Haziran 2025'te ABD ile imzalanan ve karşılıklı tavizler içeren anlaşmanın ardından boğazı kapatma kararı almıştı. Anlaşma, İran'ın nükleer programına yönelik yaptırımların kademeli olarak kaldırılmasını ve bölgedeki askeri gerginliğin düşürülmesini öngörüyordu. Ancak Tahran, Washington'ın taahhütlerini yerine getirmediğini, özellikle bankacılık ve petrol ihracatına yönelik yaptırımların devam ettiğini savunuyor.
Kalibaf, konuşmasında ABD'nin "ikiyüzlü" davrandığını belirterek, "Anlaşmanın gereklilikleri nettir. İran, yükümlülüklerini yerine getirmiştir. ABD ise ne yazık ki imzasının arkasında durmamaktadır. Bu durumda Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalması kaçınılmazdır" ifadelerini kullandı. İranlı yetkililer, boğazın kapatılmasının "uluslararası hukuka uygun bir karşı önlem" olduğunu savunuyor. ABD yönetimi ise henüz resmi bir yanıt vermedi; ancak Beyaz Saray'dan yapılan kısa açıklamada, "İran'ın provokatif adımlarının bölgesel istikrarı tehdit ettiği" belirtildi.
Uzmanlar, İran'ın bu hamlesinin arkasında birkaç faktörün yattığını belirtiyor. Birincisi, İran iç siyasetinde sertlik yanlısı kanadın güç kazanması ve Kalibaf'ın cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik pozisyonunu sağlamlaştırma çabası. İkincisi, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını artırması ve İsrail ile yeni savunma anlaşmaları imzalaması. Üçüncüsü ise İran'ın nükleer programını ilerletmesi ve uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırması. Tahran, boğazı kapatarak batılı ülkelere ekonomik baskı yapmayı ve yaptırımların hafifletilmesi için elini güçlendirmeyi hedefliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalması, küresel enerji piyasaları üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Boğazdan günlük yaklaşık 21 milyon varil petrol taşınıyor. Kapatma kararı sonrası Brent petrol fiyatları yüzde 15'ten fazla artarak varil başına 95 doların üzerine çıktı. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), üye ülkelerin stratejik petrol rezervlerini serbest bırakmayı değerlendirdiğini açıkladı. Ancak uzmanlar, rezervlerin uzun süreli bir kapatmayı telafi edemeyeceği uyarısında bulunuyor.
Asya ekonomileri, özellikle Çin, Japonya, Hindistan ve Güney Kore, boğazdan geçen petrolün büyük bölümünü ithal ediyor. Bu ülkeler alternatif kaynak arayışına girmiş durumda. Çin, Rusya ve Orta Asya'dan boru hatlarıyla petrol tedarikini artırmayı planlıyor. Ancak bu hatların kapasitesi sınırlı. Japonya ve Güney Kore ise ABD'den daha fazla petrol alımı için görüşmeler yürütüyor. Avrupa Birliği, İran'a yönelik yeni yaptırımlar konusunda bölünmüş durumda; Almanya ve Fransa diplomatik çözüm isterken, İngiltere ve bazı Doğu Avrupa ülkeleri sert tutum alınmasını savunuyor.
Askeri açıdan, ABD donanması Basra Körfezi'ne ek uçak gemisi grupları gönderdi. İran Devrim Muhafızları ise boğazın kıyısındaki füze bataryalarını harekete geçirdi. Bölgede yanlış hesaplama riski giderek artıyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, taraflara itidal çağrısı yaparak, "Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, küresel ekonomiyi ve barışı tehdit ediyor" dedi. Katar ve Umman gibi körfez ülkeleri arabuluculuk girişimlerini sürdürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimden doğrudan etkilenebilecek ülkeler arasında. Enerji ithalatının önemli bir kısmını İran ve Basra Körfezi üzerinden karşılayan Türkiye, boğazın kapalı kalması durumunda alternatif tedarik yolları arayışına girecek. Ayrıca, bölgesel istikrarsızlık Türkiye'nin güneydoğu sınırında güvenlik risklerini artırabilir. Türkiye, diplomatik kanalları kullanarak taraflar arasında arabuluculuk yapma potansiyeline sahip. Ancak ABD ile İran arasındaki dengeyi gözetmek zorunda. Enerji fiyatlarındaki artış, enflasyonla mücadele eden Türkiye ekonomisi için ek bir yük oluşturabilir. Bu nedenle Ankara'nın hem enerji güvenliği hem de diplomatik angajman açısından proaktif bir strateji izlemesi gerekiyor.